Öcalan faktörü niye kullanılmıyor?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Artık anlaşıldı ki, HDP ne derse desin, PKK’nın şiddeti sürdürmesini önleyemiyor. “Barış silahla gelmez” diyorlar olmuyor.

Dinleyen yok. Bir doktorun öldürülmesini kınıyor. Olmuyor. Olmayacak da. 

Çünkü PKK’da kim kimden emir alıyor artık belli değil. Her terörist başına buyruk. Can kayıpları, gece gündüz polise ve askeri birliklere yapılan saldırılar bitmiyor.

Okumuşsunuzdur, öğle vakti şehir merkezinde 4 terörist eşi ve çocuklarıyla hastaneden dönen bir askerin yolunu kesebiliyor. Neyse ki, halkın yardımıyla aile kaçırılıyor.

Teröristler de yürüyerek gidiyor. Şu hale bakın Doğu ne durumda. Terörist şehre inmiş. Peki bu olay olurken neredeydiniz güvenlik kuvvetleri. Halk müdahale ediyor, güvenlik yok. Bilinmez. Bir bilinmez daha.

Ve en önemlisi. Akan kanı durdurabilecek belki de tek kişi olan Öcalan, İmralı’da tecrit edilmiş durumda. Halbuki daha önce Öcalan kullanılıyor ve etkili de oluyordu.

Bugün ise nedense bu faktör kullanılmıyor. Bakın AK Parti Kars Milletvekili Mehmet Uçum ne diyor: “Şimdi ortaya çıkan ihtiyaç, Öcalan ile siyasi ilişki yürütme ihtiyacıdır.

Öcalan’ın muhatabı devlettir, bürokratlar değil. Koşullara göre hükümet hangi boyutta olacağına karar verir.” Ama ne yazık ki, dedi ve sustu. Belki de susturuldu.

Eskiden İmralı’ya her hafta çaya gidiyordunuz. Mesajlar alıyordunuz. İşe de yaramıştı. Aylardır niye bu tecrit. Yine denesenize. Deneme yanılma yöntemi diye bir olgu var.

Deneyin. Kan gölünde boğulmadan.

Hem kendinizi, hem ülkeyi kurtarın.

Deneyin yahuuuu...

Çevrendeki teyze ve amcalara insanlığı hatırlattın. Affet melek Aylan. Yanına geldiklerinde hesabını sorarsın...

Dikkat! Kapan var

Cumhuriyet Bayramı tatiline gideceklerin, 1 Kasım’da oy vermek için dönmeyeceklerine dair bir spekülasyon geliştiriliyor. İnanmıyorum.

Çünkü katılımın az olmasının AKP’nin işine yarayacağı uzmanlar tarafından belirtildiğine göre, yüzde 60’lık kesim mutlaka bunu dikkate alacaktır.

Biatçılar ise ne yaparsa yapsın. Tekrar seçimin sarayda kurulmuş bir tuzak olduğu herkesin malumu. Onun için keyfinizi kapana kaptırmak yerine, elinizi oy sadığına götürün.

4 günlük tatilden sonra 1260 gün ‘keşke’ demeyin. Unutmayın bu seçim rejimi değiştirmek için ikinci fırsat. Seçmenini sandığa gitmeye ikna eden parti bu seçimi kazanır.

Ya da partiler kümesi. Unutmayın bu kazanç geleceğiniz olacaktır. Ve umuyorum ki, 2 Kasım’dan sonra, 8 Haziran’dan sonra yapılan yanlışlar bir daha yapılmayacaktır.

Kıymetini bilelim.

BiR HABER

Van Başkale’de, Tunceli’de çatışmada ölü ele geçen, bir PKK’lı kadının cenazesi var. Tabutu camiden belediye binasına götürenler arasında HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer de var.

Hezer bir süre tabutu taşıyor da. Şimdiii...

Tuğba Hanım, size verilen emanet oylarla evet Meclis’tesiniz. Eş Başkanınız, Türkiye partisi olmak için savaş veriyor.

Ama böyle Türkiye partisi olunmaz. Yok olunur.

Emanete hıyanet ediyorsunuz. Gönlünüz orda olabilir ama, tabut taşırken kameraların önünde olamaz. Bu yol, bu meydan okuma doğru yol değil.

Barış ve huzurun yolu hiç değil.

Seçim Hükümeti’nin gol ortalaması 3

Bir yıl içinde 3 defa Başbakan olan Davutoğlu’nun yönetimindeki ‘Tekrar Seçim Hükümeti’ Meclis’te de koltuklarına oturdu. Tartışmalar arasında dışarıdan gelenler yemin de etti.

Başbakan, “Bu bir AK Parti hükümeti değil. Tümüyle benim irademin kullanıldığı bir hükümet de değil” derken, sarayın tayinlerini de saklamadı. Ayrıca seçim hükümetinin yarısı bağımsızmış.

Derlerse de inanmayın.

Bakanın sağ kolu olan, onun emirlerini uygulayan müsteşarlar nasıl bağımsız olabiliyorlarsa... Aslında bu Anayasa’yı çiğnemektir. Anayasa kaldıysa tabii. Devam eden ve yeni gelen bakanlar için çok şey yazıldı.

En çok da, mahdum Türkeş, 17/25 kahramanı Altınok ve börekçi Gürcan için. Bir hafta sonra da unutuldu gitti. Türkiye’de gündem artık günlük. Yarına hayat şansı yok.

Evet, herkes bakanların geçmişini karıştırırken, ben muhteremleri bir başka açıdan ele aldım. Çocuklarından. Sakın ha hemen kötüye çekmeyin.

Biliyorsunuz, seçim hükümeti Başbakan ile birlikte 25 üyeden oluşuyor. İşte bu 25 kişinin kaç çocuğu var biliyor musunuz?

Tam 75. Futboldaki gol istatistiğine göre 3 gol ortalamasıyla kotluklarında oturuyorlar. Yani 2 aylık hükümette, Erdoğan’ın bir isteği daha yerine getirilmiş.

3 çocuk diyordu, al sana 3 ortalama. Arada çeşni olarak 5 çocuklu 2, 4 çocuklu 5 bakan bile var.

Hepsine Allah bağışlasın. Acılarını göstermesin.

40 dakikalık acı

Kilis’te 30 Ağustos’ta Vali Bey Atatürk anıtına çelenk koyarken, çelengi koyan iki polisten biri selam durmakta biraz geç kalmış.

Emniyet Müdürü Candemir Özdemir’in gözünden kaçar mı? Tören bitmiş, o iki polise bir amirin nezaretinde 40 dakika boyunca çelenk sunumunu ceza olarak tekrarlatmış.

Yok Candemir. Hiç de can değilmişsin. Her gün can korkusu ile yaşayan, nasıl bir psikoloji içinde oldukları çok iyi bilinen o polislere bu yapılmaz.

Böyle müdürlük olmaz. Git biraz psikoloji oku. Oku ki, o çocukların gönlünü alasın. Oku ki, o çocuklar polislikten nefret etmesin.

Oku ki, yarın çağır, sırtlarını okşa, şakaydı de. Büyük sözü dinle.

Ayıklama hasadı

Erdoğan muhtarlara, “en önemli göreviniz muhbirlik” demişti. Şimdi de halka “terör mensuplarını ayıklayın” dedi.

Taze bakanının, “kafalarını ezeceğiz” dediği gibi.

Biliyorsunuz muhalif oldun mu, hain ve terör destekçisisin. Bu ayıklama nasıl yapılır acaba? “Sen sola geç” diyerek değil tabii. Kurşunla, bıçakla, yoksa linç ederek mi? Hedef de çok.

Çünkü AKP medyası her gün hedefleri sıralıyor. Saraya biat eden bir meczup ayıklamayı yaparsa, hafifletici sebep de hazırdır zaten. Meczup.

İşte o meczubun hışmına uğramamak için susun. Susmazsanız kızar valla. Onun kızgınlığı da meczuplara sirayet eder.

Küçük gazeteci bozuntusu da bu iş için var zaten. Sakının.

CIZZZ...

“Halkı kandırma döneminin artık bittiğini herkes bilmelidir. Kimse artık bu yalanları yutmuyor.” RTE

Bu da tutmadı

Kabataş’taki deri pantolonlu çıplaklar tutmadı.

Camideki içki şişeleri, içilmesi tutmadı.

Sümeyye’ye suikast palavrası tutmadı.

Ama şimdi yeniden seçim geliyor bir şeyler lazım dediler ve Beyaz TV’ye dedirttiler.

Saray’daki 30 Ağustos resepsiyonu sırasında Selvi Kılıçdaroğlu lüks bir yatta görüntülenmiş. Vay be! Nazım Hikmet oratoryosunu, eşiyle birlikte dinleyen kimmiş peki?

 

Sonra kuliste Say, Erkal ve sanatçıları kutlayan kimmiş. Bu da tutmadı. Ama bana göre bu daha başlangıç. Seçime kadar bakalım neler çıkacak.

Eee, kolay mı? Kuyruk acısı var.

Mutluluk böreği

Hidayetten sonra Twitter’a “Eğer bir Müslüman kadın börek yapmasını bilmiyorsa, o aile dağılmaya mahkumdur” yazan, ancak bakan olduktan sonra hatırlamayan ve arkadaşlarının araştırması da 10 gündür bitmeyen bakan hanım Ayşe Gürcan sosyal medyayı yıktı geçti.

Soruyorlar:

2015’de iyi börek yapan 180 kadın öldürüldü haberiniz var mı?

Kısas insanlık hakkı demiştiniz. 180 erkek öldürülmeli mi?

Kaybolan kızlar iyi börek yaptıkları için mi kaçırılıyorlar?

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder