Ömrümüzün çoğunu bir yılda yaşadık

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Bir yıl önce, 2016 yılbaşı akşamı, sıcak evlerimizde, çekirdek çitletip meyve yerken herkes kendine göre bir hayal içindeydi. 2016 herkes için bir ümit yılıydı.

Ve o ümitlerle dua edilerek uyundu. Ama heyhat! Her geçen gün, bir önceki günü, her geçen ay, bir önceki ayı arattı.

Sanki Suriye’de yaşar gibi yaşamak kaderimiz oldu. İç ve dış politikadaki yanlışlarımız, tepemizdeki ego, bize bu kaderi çizdi. Ama bu arada, her geçen ay bir önceki ayı unuttuk.

Sanki toplumsal bir Alzeheimer’a yakalandık. Yıkılan, yakılan yerlerin telafisi vardı ama yüzlerce şehit acısı yüreklere işledi.

Binlerce yaralıyla. Hadi gelin de telafi edin. 12 ayda 16 büyük katliam yaşandı. 15 Temmuz da acıları genele yaydı. 248 can gitti. Emir-komuta hiyerarşisinden gidenler ise meçhul.

Olan yine evine ekmek götürme çabasındaki masum halka oldu. Ülkemizdeki terör yetmezmiş gibi, bir de kalktık Suriye bataklığına adım attık. Kırmızı çizgimizden kan akmaya başladı. Ve tabii, köprülerin, tünellerin, otoyolların kesilen turkuaz kurdelelerinin arkasına gizlenen ekonomik krizin ayak sesleri duyulmaya başlandı. Şimdi de uygun adım karanlığa doğru gidiyor.

Herkeste bir korku, bir endişe. Gelecek endişesi. Halbuki, 31 Aralık 2015 gecesi böyle miydik? Ne oldu o ümitlerimize! Ömrümüzün çoğunu şu son bir yılda yaşadık. Felaketlerle.

Komisyon, meclis, referandum serüveninden sonra ne olacağımız belli değil. Aslında belli. Ama hiç Ahmet haklı, Mehmet haklı dediler mi! Hayır.

E, o zaman fikir yürütmenin de önemi yok. Hedef belli ve tek. Ben de zaten 2017’ye girerken, 2016’da yaşadıklarımızı yazdım. O kadar.

Ben yoruldum hayat

Yaşadığımız bunca acı günlerden sonra, Mümin Sarıkaya’nın “Ben Yoruldum Hayat” şarkısını her gün dinler oldum. Herkes kendisinden bir parça bulunca, şarkı öyle bir tuttu ki, neredeyse söylemeyen sanatçı kalmadı.

Piyano ve bağlama eşliğinde, ancak bu kadar güzel bir şarkı olabilir. Gerçekten de Sarıkaya’nın dediği gibi, “Ben yoruldum hayat gelme üstüme Diz çöktüm dünyanın namert yüzüne O yüzden ömrümden giden gidene Şu yalnız başımı eğdirme benim.” Der olduk milletçe. Peki bu günler geçici mi? Ah, keşke.

Ara transfer geldi başkan

Sosyal medyanın en etkili gücü Twitter. Eh, ben de takip ediyorum tabii. Ama özellikle bir kızımı. Dayısı okul arkadaşım, annesi ve teyzesi iş arkadaşımızdı. İkimiz de iyi Beşiktaşlıyız. Sedef Orman bu kızım.

Her tweet’i espri yüklü. Ama çoğu buruk ve kırık. Kolay değil, boyunca güzel kızları Aslıgün ve Nazlı’dan sonra eşinin bir gafletiyle ayrılmak. Eşi kim biliyorsunuz artık. İkimizin de başkanı Fikret Orman. İşte söylediklerimi açan ve kısa bir dönemde not aldığım Sedef tweet’leri.

● Beni merak etsene belki iyi değilimdir.

● Kafam çok bozuk tamircisine küsüm.

● Yalnızlık psikolojiktir öpünce geçer.

● Hadi tanışıp pişman olalım mı?

● Hayat kısa o mesajı yaz.

● Senin renk körü olduğun dünyada, benim gökkuşağı olmamın bir anlamı yok. Bütün bunların tek muhatabı var. Sevgili Başkan, ara transfer geldi. Tabii Beşiktaş’a mutlaka bir stoper, bir sol kanat, bir de forvet al. Ama mutlaka Sedef’i de transfer et. Tanıdığın, bildiğin bir Beşiktaşlı.

Uyum sorunu filan da olmaz. Benim ve tanıdığım Beşiktalıların isteğine kulak ver. Artık davetlerde seni yalnız görmek istemiyoruz. İki yıldır arada sırada oluşan o aile görüntüsü artık göstermelik olmaktan çıksın.

Mutluluk yansısın. Sedef, geçen gün yine bir tweet atmıştı. “2017’den beklentim, artık bir beklentim olmaması” diyordu. Çok üzüldüm. Hadi Fikret Başkan. Yanılt. Sürpriz yap.

Sır, sır oluyor

15 Temmuz darbe girişimi için kurulan Darbe Komisyonu, neyi aydınlattı, neyi ortaya çıkardı diye düşündüm. Bulamadım. Birilerinin konuşması nedense engellendi. Hani hakimler, “Delil karartma şüphesi var” diye gözaltındakileri tutukluyor ya, peki komisyon üyeleri ne yaptı?

Günlerce havanda su dövüp gerçekleri kararttı. Her öneriye hayır diyen malum üyelerin, aslında gönülleri karanlık. Baksanıza, 14 şehidimizin olduğu gün, 1 dakikalık saygı duruşuna bile, zaman kaybı diyerek engel oldular. Varın gerisini siz düşünün.

CIZZZ

El Bab’da daha önce hastanelerimizde tedavi ettiğimiz IŞİD’lilere karşı savaşıyoruz. Allah sizin müstehakınızı versin.

NEREDELER

Çılgın Türkler diye bir tabir var bilirsiniz. Sanki bu günkü iktidar için söylenmiş. Herkes İstanbul Kanalı açabilecek kadar çılgın olamayacağına göre, peki makul Türklere ne oldu? Bileniniz var mı

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder