Senin baban zengin

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bir Milli Eğitim Bakanımız var, aman ayağına taş değmesin. Göreve başladığından beri milli eğitimimizi daha çağdaş hale getirmek, çocuklarımızın daha iyi yetişmesi için didinip duruyor.

Siyasette etliye sütlüye karışmadan, konuşmadan sadece işine bakıyor. Görevde olduğu bir yıldan beri ilk defa eğitim dışında bir konu ile gördük onu. Ankara Büyükşehir Hayvan Barınağı’ndan sahiplendiği köpek ile.

Bunu bile güzel bir şekilde eğitime bağladı ve her okulda bir hayvan beslenmesi temennisinde bulundu.

***

Şimdi gelelim konumuza. Okul yöneticileri veliden yasal olarak para alamadıkları için hemen bir yöntem bulmuşlar. ‘Normal’ ve ‘normal olmayan’ sınıflar. Yani proje sınıflar. Normal sınıflar parasız, proje sınıflar paralı. Yok canım, özel okullar gibi 30-50 bin lira değil. 3-7 bin lira arası. Ortalaması 6 bin lira.

***

İşin aslına bakarsanız, okul müdürleri de haklı. “Devletin ek ödeneği olmadan biz nasıl iyi bir eğitim verelim” diyorlar. Teknoloji ile donatılmış sınıflar, yabancı öğretmenler ve yabancı kitapların da bir maliyeti var tabii. Şimdi de gelelim, ayrımcılık ruhunun daha ortaöğretimde yeşerecek olmasına.

Bir çocuk özel okula gider o ayrı. Ama aynı okulda parasız ve paralı okuyan çocuklar ayrımcılık duygusuyla büyürler. Başlıkta yazdığım gibi proje sınıftakilere söylenecek“ Tabii oğlum senin baban zengin”yakıştırması her iki çocukta da derin yaralar açar. 6 bin lira çok olmayabilir ama asgari ücretle geçinen aileleri düşünürseniz çok.

Hem de çok. Onun için, Sayın Bakan Ziya Selçuk bu işe bir çare bulun. Ya proje sınıfları bir okula toplayın, ya da parasızla, paralıyı yan yana okutmayın. Çünkü bu ayrımcılık sizin de başınızı ağrıtır.

OLMADI BAŞKAN

İstanbul, Binali Yıldırım’ın, “Belediyecilik gönül işi”, “Ne dediysek yaptık. Yine biz yaparız”afişleriyle donatıldığı zaman İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bu masrafa ne gerek var? Bu bir israf”demişti. 10 gün önce, üst geçitlerin olduğu E5’ten köprüye gidiyorum. O da ne, hepsine bez afişler asılmış.

“İstanbul’a yeni bir başlangıç-Ekrem İmamoğlu”yazıyor. Üç gün sonra yine aynı yoldan geçiyorum, bezler değişmiş. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”yazıyor ve Ekrem İmamoğlu, 15 Temmuz şehitlerini rahmet ve minnetle anıyor.

Olmadı Başkan. Devlet zaten benzer afişleri astı. Sen de, sosyal medyadan şehitlerimize rahmet diledin, gazilerimize şükranlarını sundun. Yıldırım afişlerine israf diyen senin, astırdığın bu afişler israf değil mi? Onların yerine o geçitlere reklam afişleri asılsa da belediye gelir elde etse daha iyi değil mi?

AKLINIZDA BULUNSUN

Yıllardan beri üvey evlat muamelesi gören LÖSEV, bir video ile vekaleten bağışlanan her kurbanın lösemili çocuklara nasıl CAN verdiğini göstermiş. Ücretsiz tanı ve tedaviler, parasız kolej eğitimleri, LÖSEV köyü, 12 ay boyunca evlere yollanan etler, diğer gıdalar hepsi sizin vereceğiniz bağışlarla sağlanıyor.

Bürokratik engellerle tamamı açılamayan LÖSEV hastanesinde, yatakların yarısı da, birçok üniteyle beraber boş duruyor. İnşallah, bu engeller de bir gün yenilir. Diyeceğim şu; Kurban Bayramı yaklaşırken, vekaletlerinizi LÖSEV’e verin. Verin ki, kurban doğru yere gitsin. Lösemililere can olsun.


Sıradaki haber yükleniyor...
holder