'Ülker malları almayın' diyenlere kapak:

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Artık United Biscuits’le idare edin...

Yıldız Holding’in yani Ülker’in sahibi Murat Ülker’e helal olsun. Haksız eleştirilerin karşısında hep dik durdu. Sosyal medyada ‘Ülker malları almayın’ diye kampanyalar düzenlendi aldırış etmedi. Neden diye sormadı. İşini yaptı. Dünyaca ünlü Harvard Üniversitesi’ne, bir laboratuarının adının 10 yıl süreyle ‘Sabri Ülker Merkezi’ olarak anılması için 24 milyon dolar bağış yaptı. Kıyamet koptu. ‘Bu bağışı neden bir Türk üniversitesine yapmadın?’ diye. Yine aldırış etmedi. Ama 10 gün sonra gitti Sotheby’s’te müzayededen 7. Yüzyıldan kalma bir Kuran-ı Kerim’in 5 sayfasının parçalarını satın aldı.

Ki bu parçalar İslam dünyasının ilk yazılı eserleri olarak kabul ediliyor. Şimdi Ülker’in koleksiyonunda. Tenkitler bir anda tersine dönüştü. Ve hafta içinde de Kraliçe Elizabeth’in pastacısı, dünyanın en büyük bisküvi üreticilerinden United Biscuits’ı yıllar süren müzakere sonunda 3.2 milyar dolara Yıldız Holding bünyesine kattı. Böylece dünyanın 3. büyük bisküvi üreticisi olurken, Türkiye adının tüm dünyada konuşulmasını sağladı. Alkışlar Murat Ülker’e... Ülker bu arada, aleyhinde kampanyalar düzenlenen sosyal medyayı da en iyi kullanan işadamı.

Fikirlerini açık açık yazıyor. Ama etliye sütlüye karışmadan. Ya ötekiler? Onlar da Ülker yemeye devam ediyorlar. Murat Ülker’in Hz. Ömer’in bir güzel sözünü paylaştığı bir twiti ile yazımı noktalayayım. “İnsanlarla güzel dostluk kurmak, aklın yarısıdır. Yerinde sual sormak, ilmin yarısı, iyi tedbir almak da yaşamın yarısıdır.”

SULTAN'I KULLANDILAR!

Japon yardım kuruluşu Ashinaga, yetim Afrikalı çocuklar için, dünyadan akil insanlar belirlerken, Türkiye’den de geldi Türkan Şoray’ı buldu. (Hatırladığım kadarıyla Şoray, zamanın başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belirlediği Türkiye’nin akilleri arasında değildi.) Japonlar, bir berat vererek Sultanımızı kullandı. Al gülüm, ver gülüm hesabı. Neymiş konu? Ashinaga 49 Afrika ülkesinden her yıl bir çocuğun eğitimine destek verecekmiş. Dikkatinizi çekerim tüm eğitimine değil. Sadece 1 yıl destek.

Bu kuruluşa keşke bizim 150 yıldır bu işi yapan Darüşşafaka’mızı anlatsalardı. Öyle bir yıl değil nasıl modern şartlarda, nasıl kaliteli eğitim verdiğimizi. Hem de tahsil hayatı boyunca. Kuruluş, Kocaeli Üniversitesi ile de işbirliği içindeymiş. 4 Türk öğrenci 1 yıl için misafir öğrenci olmuş Japonya’ya, 4 Japon da Kocaeli’ne gelmiş. Hepsi bu. Ve çağırmışlar Sultanı vermişler beratı. Neyse ki Sultan Sultanlığını göstermiş.

Somalı yetimlere öncelik isterim demiş. Tabii anladılarsa.

HAYDİ HAYIRLISI

Bazı kişiler ya medyada isimleri unutulunca rahatsız oluyorlar, ya da bazı etkili ve yetkililer onları zorluyor konuşmaya. Kendileri hedef olmamak için. Serdar Bilgili örneğinde olduğu gibi. Galataport projesi vardı tartışılan.

Daha sonra buna Park Orman eklendi. Her ikisinde de ortaklar aynı. Ferit Şahenk ve Serdar Bilgili. Ve Bilgili konuştu, “Her ikisine de yılbaşı sonrası başlıyoruz” dedi. Ya da dedirtildi. Tepkiler yine başlayacak. Ama iktidar için. Topu attı proje sahiplerine. Cebelleşin diyerek. Bana sorarsanız Galataport’a yürekten varım. Kruvaziyerlerle gelen turistler artık antrepo önüne inmeyecek.

Yüzümüzü ağartan bir şekilde “İstanbul’a hoş geldiniz” diyeceğiz. Ama Park Orman’a ben de karşıyım. Bırakın betonu, kuş kafesleri de koysanız, 18 bin kişilik arena, otoparkı ve çevresini tamamlayacak eklentilerle birlikte, yapılacak ahşap görünümlü villalar parkı mahvedecek. Burası çalılık değil adı üstünde orman. Bütün bu yapılacaklar için yine ciğerlerimizden bağırta bağırta kaç ağaç sökülecek?

Görünen köy misali çevrecilere yeni bir görev çıkıyor anlaşılan.

Taksim’de, Validebağ’da kurulan çadırlar şimdi Park Orman’a kurulur.

ÖRDEK TOPAL OLMADAN BİZİ KURTARDI

Başbakan Davutoğlu kalktı “Mehmetçiği savaşa sokmak istiyorlar” dedi. Pes. Sayın Davutoğlu, bu teklifi siz yapmamış mıydınız? Dünya izledi, duydu. CNN’de Amanpour’a “Esad’ı devirmeye yönelik bir plan olursa biz de kara harekatına varız” demediniz mi? Aynı teklifi Amerika’ya da yapıp, siz havadan, biz karadan Şam’da buluşuruz demediniz mi? Son ara seçimde topal ördek durumuna düşen Obama, şayet o günlerde bu teklife evet deseydi, şimdi savaşıyor olacaktık. İyi ki ördek sakatlanmadan bizi kurtardı.

Ayrıca IŞİD’i meşru yapı olarak gören siz değil miydiniz? Ne oldu da sonradan Cumhurbaşkanı gibi, “PKK da, IŞİD de, PYD’ de terör örgütüdür” dediniz. Ama Amerika yine sizleri dinlemedi. PYD’ye desteğini havadan, karadan sürdürdü. Devam da ediyor. Ayrıca açmam dediğiniz koridor öyle bir açıldı ki, gelen geçen, giren çıkan belli değil. Ama hala Esad deyip duruyorsunuz. Allahaşkına bırakın şu Esad’ı artık. Adam dünyayı arkasına almış devrilmiyor işte. Siz bizim geleceğimize bakın. Her Orta- Doğu politikamız çöktü. Yanlış ata bindik hep. Artık dış politikamıza doğru bir çizgi çekelim. Çünkü olan bize olacak. Oluyor da. Bölgede herkes silahlı. Olmayan da ediniyor.

Bakanınız Ala, “Şehirlere inmeye ve hakim olmaya başladılar” dedi. Sonra siz aczimizi dile getirdiniz Afyon’da. En son da danışmanınız Mahçupyan, güneydoğuda kamu düzeni artık PKK’nın elinde diyerek noktayı koydu. Diyeceğim odur ki; bütün bu yanlış politikalara artık Türkiye de noktayı koymalı. Ses getirecek, süreci çözecek kocaman bir noktayı.

Görün artık yalnızız yalnız.

MUTLULUĞUN SON AŞÇISI

Ekranda yerlisi, yabancısı onlarca yemek programı var. Asgari ücretle geçinenlere inat, onların bir haftalık yemek parasına bir öğünlük yemek yapıyorlar. Televizyondan başka eğlencesi olmayanlar da ağızları sulanarak seyrediyorlar. Meğerse bütün şöhretler aşçıymış. Bu programlar sayesinde öğrendik. Kervana en son da Cenk Eren katıldı.

Eli de yatkın, dili de. Zannedersiniz ki işi bu. Ekranın gedikli aşçılarına tabak yalattı. Hem de 15. Yüzyıl Osmanlı mutfağından ‘salma aşı’ örneği ile. Bu arada unu yoğururken bir de müjde verdi. Şubatta sahnede sadece Tanju Okan şarkıları söyleyecekmiş

ÖZAL'LI YILLAR

İstanbul Erkek Lisesi’nden sınıf arkadaşım Engin Güner, Turgut Özal’ın en yakınındaki kişi olarak yaşadıklarını “Özal’lı Yıllarım” adlı kitabında topladı. Aklınıza gelebilecek her sorunun cevabını başdanışman ve genel sekreter Engin Güner veriyor. Güner bugün de TÜYAP Kitap Fuarı’nda Doğan Kitap standında saat 15.30’dan itibaren kitabını imzalayacak. Haberiniz olsun.

MERAK BU YA...

* 10 bin ağacın kesilmeyip, söküldüğü söylenen AK Saray’da inşaat daha bitmemiş. Daha sırada cami ve konutlar varmış. Kaç ağaç daha can çekişiyordur acaba?

* Rusya Devlet Başkanı Putin, “Rusya Erdoğan’ın intihar serüvenini önlemek için, gerekli adımları atacaktır” dedi. Sizce bu ne demek?

* Davutoğlu’na göre, bir denetçi gittiği yerde işverenin çayını bile içerse harammış. Bu haram hangi kitapta yazıyor siz biliyor musunuz?

* AKP’den istifa eden İdris Bal, yeni parti kurdu. 2, 3, 4 parmakla sloganlaştırılan parti işaretlerini gördük ama, DGP’nin işareti 5 parmaklı. Ne ola ki?

* Esenler İmam Hatip Lisesi’nde karma eğitim bitirildi. Erkekler sabahçı, kızlar öğlenci oldu. Peki bu uygulama nasıl oldu da sineye çekilip susuldu?

CIZZZ...

CHP’li milletvekili Ensar Öğüt, “Mera ineklerinde omega 3 fazladır. Halkımız bu ineklerin etinden yerse, zekası artıp CHP’ye oy verir” demiş. Genç CHP’li Engin Balım da Öğüt’e tavsiyede bulunuyor: “Sizin omega 3 takviyesine ihtiyacınız var.”

SAAT HATASI

Geçen hafta yazdığım Türk Böbrek Vakfı’nın 29 Ekim eğlencesi gece değilmiş. Saat 12.30’da başlamış. Ermenek faciası da saat 12.15’te olmuş, ajanslar haberi 12.45’te geçmişti. Vakfa göre de 14.30’da geçilmiş haber. Her neyse. Ama onlar ‘etkinlik devam ettiği için’ duymamışlar. Böyle diyor Başkan Timur Erk bana attığı mail’de. Duyurmamı istemiş de...

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder