Yeni bir salgına hazır mıyız?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Amacım felâket tellallığı yapmak değil. Sinirinizi zıplatmak için de yazmıyorum. Hepimiz bu dönemde gergin ve hassasız. Sadece istiyorum ki gerçekçi bir bakış açısıyla, hep birlikte beyin jimnastiği yapalım. 

Önümüzdeki dönemde insanoğlu, Covid-19’un mutasyona uğramış hali veya başka bir virüsle karşı karşıya kalabilir. Bu yönde fikir beyan eden bilim insanları azımsanacak sayıda değil. Moda deyimle 'yeni normal'imizin artık salgın hastalıklarla mücadele içinde bir hayat olduğuna dair varsayımlar var. Virüsün zirve yaptığı dönemlerde tam karantina, vakalarda azalma görüldüğünde ise daha ılımlı bir tecrite geçeceğimiz günler, yeni düzenin parçası olabilir. 

Son birkaç aydır en sık duyduğumuz sözcük 'sağlık' oldu. Covid-19 günlerinde sanki yeryüzündeki tüm toplumlar iki ana gruba ayrıldı: Covid-19’u kapmış olanlar ve diğerleri. Eğer 'diğerleri' kategorisindeyseniz, o zaman yine bir ayırım çıkıyor karşımıza: 'Kendilerine iyi bakanlar' ve 'saldım çayıra'cılar (bunlara 'battı balık'çılar da diyebiliriz).

Söylendiği gibi, bundan sonra dönemsel de olsa kısıtlı bir hayatımız olacaksa, yeni bir salgına hazır mıyız? Sağlık önlemlerinden, yeterli sıhhî ekipmandan, sokağa çıkma yasaklarından ve devletin alacağı diğer tedbirlerden bahsetmiyorum. İlgimi çeken, BİZ ne kadar hazırız? Bireysel olarak, bir sonraki salgın sürecini -eğer olursa- beden ve ruh sağlığını koruyarak geçirecek donanımlara sahip miyiz? Yeni bir dalga olduğu anda arabaya atlayıp apar topar yazlığa kaçmak elbette çözüm olmayacak. Çünkü nerede olursak olalım, bizi her yerde bekleyen kısıtlılık hâli ve bununla baş edebilme yetisi... 

Covid-19 karantina günlerini 'iyi' ve 'kötü' geçiren kişilerde tespit ettiklerimi yazmaya çalıştım. Bu kişilerin ortak noktaları neler? 

'Saldım çayıra Mevlâ’m kayıra' grubundakiler

Bu grupta olanlar hakkında uzun uzadıya yazmaya gerek yok. Bu kişiler corona günlerinde aşağıdakilerin hepsini veya birkaçını deneyimlemişler:

  • Sağlıksız beslenip kilo almak,
  • Spor ve hareket eksikliği,
  • Artan bedensel ağrılar,
  • Uyku düzenlerinin şaşması,
  • Kontrol edilmesi güç kaygı, can sıkıntısı ve huzursuzluk hâli (yakınma ve kavgaların artması),
  • Televizyon/sosyal medya karşısında geçirilen uzun saatler,
  • Hobi ve/veya yaratıcı herhangi bir faaliyetin olmaması.

Etrafımdaki insanlardan yola çıkarak yaptığım bu analizin bulguları genelleme yapmama izin veriyor. Bu dönemi 'kötü', 'çok kötü' ve 'berbat' geçirenlerin ortak özellikleri üstte belirttiğim gibi. 

….ve diğerleri

Peki karantina günlerinde kendilerine 'iyi bakanlar', hatta bu dönemi 'faydalı/öğretici' olarak değerlendirip olumlu hislerle geçirenler ne yapmış olabilir? Ortak yönleri neler?

Bu konuda akademik verilere ulaşmamız şimdilik mümkün değil. Sürecin bitmesini veya çok yavaşlamasını beklememiz gerek ki, büyük ölçekte anket ve araştırmalar yapılabilsin. Kısa sürede bu tür istatistik ve bilimsel değerlendirmelerin çıkacağını düşünüyorum. Çevremden gözlemleyebildiğim ve bu konuda çıkan tek tük güvenilir haberleri okuyabildiğim kadarıyla, kısıtlılık dönemini olabildiği kadar iyi geçiren şanslı azınlığın ortak noktaları şöyle: 

Günlük rutinin oluşturulması: Hepsi bir şekilde yeni bir rutin oluşturmuşlar. Günlerini zaman dilimlerine bölüp önceden belirledikleri çalışma/uğraş planlarını her şeye rağmen uygulamışlar. Söz konusu zaman diliminde öngörülen verimin alınıp alınmaması değil, rutinin oluşmasına önem vermişler. Bu kişiler, rutinlerini disiplin ve adanmışlıkla hayata geçirmişler. 

Duyguların bastırılmayıp çözüm aranması: Ne kadar iradeli olursanız olun, daha önce benzeri olmayan bir zamandan geçtiğinizde zihin çalkalanır ve kaygı başlar. Psikiyatr Prof. Dr. Sibel Çakır’ın 'Salgından Sıkılmaya Karşı Haplar ve Bazı Notlar' başlıklı makalesinde belirttiği gibi, “Stresli zamanlarda zihnin en olumsuz senaryoya takılmak gibi bir huyu vardır.” (1) Yani inişler çıkışlar, illa ki olacak. Karantina günlerini daha rahat geçiren tanıdıklarım önce bu duygulardan kurtulmaya çalışmayıp kabul etmişler. “Bugün berbat hissediyorum”, “Çok sıkılıyorum”, “Dayanamıyorum artık”, zaman zaman hepimizin yakınması. Ancak bu duygulara takılı kalmayıp, geçici olduklarına bir şekilde inandırmışlar kendilerini. Ertesi günün daha iyi bir gün olabileceğini söylemişler meselâ kendi kendilerine. Ve en önemlisi, kaygının/sıkıntının arttığı o anda çözüm aramaya başlamışlar. 

Dayanışmanın gücüne inanmak: Karantina günlerini daha iyi geçiren insanların buldukları rahatlama yöntemlerinden biri dayanışma. Arkadaşlarla irtibatta kalmak, sanal grup derslerine katılmak gibi, birlikte yapılan faaliyetleri haftada birkaç kez yaşamlarına katmışlar. Yani bu süreci tek başlarına geçirmiş, fakat yalnızlık hissetmemişler. 'Sosyalleşmeye' önem vermişler. 

Bedensel harekete devam: Covid-19 günlerini daha iyi geçirenlerin başvurdukları bir başka çözüm ise bedensel hareket. Bilindiği üzere, stresin bedensel etkileri oldukça fazla. Hatta bunların Travma Sonrası Stres Bozukluğuna (TSSB) dahi yol açmaları ihtimal dahilinde (2). Bedensel hareketlerle kortizol gibi stres hormonlarını azaltmak, mutluluk hormonu seratonini artırmak mümkün. Karantina dönemini iyi geçiren insanların büyük çoğunluğu, bu süreçte fiziksel hareketliliği hiç bırakmamışlar. 

Kısıtlılığı fırsata dönüştürmek: Ve yine bu gruptaki azınlık olduğunu tahmin ettiğim insanlar, evlerinde geçirdikleri zamanı fırsata çevirebilmişler. Bu süreçte yeni bir hobi edinenler, bir kursa başlayanlar, herhangi bir konuda bilgilerini artıranlar, daha önce hiç yapmadıkları uğraşlar edinip onları geliştirmeye çalışanlar, zamansızlıktan daha önce gerçekleştiremedikleri işleri yapanlar, işte onlar bu kısıtlılık dönemini altına çevirebilmiş olan simyacılar. 

Ders aldık mı?

Covid-19 günleri ne yazık ki henüz geride kalmadı. Ancak 3 ay gibi uzun bir süre geçti ve bu zaman diliminde bireysel hayatlarımız çok farklı şekillendi. Kendimizle gerçekten yüzleştiğimizde bu dönemi 'iyi' veya 'kötü' geçirenler arasında olup olmadığımızı anlayabiliriz. Ve en önemlisi, bir sonraki benzer bir salgın için dersler çıkarıp hazırlıklı olabiliriz.  

Esra E. (ARYA) Karaosmanoğlu - Alterego.esra@gmail.com

(1): https://t24.com.tr/yazarlar/sibel-cakir/salgindan-sikilmaya-karsi-haplar-ve-bazi-notlar,26570?fbclid=IwAR3xgPuLZc5x9yDr9yKOopGBnbwzku5MCS6Po4htb23_3MIVGyI6zsZFy40

(2) Bessel A. Van Der Kolk, Beden Kayıt Tutar – Travmanın İyileşmesinde Beyin, Zihin ve Beden, Nobel Akademik Yayıncılık, 4. Basım, Şubat 2019. 

Yazarlarımızdan

02 Haziran 2020, Salı 07:54
02 Haziran 2020, Salı 07:51
Sıradaki haber yükleniyor...
holder