Esra KaparYeni hedef dünyada ‘VAR’ olmak

HABERİ PAYLAŞ

Yeni hedef dünyada ‘VAR’ olmak

İzmir’in ilk FIFA kokartlı kadın hakemi Melis Özçiğdem; hem yeşil sahada  futbolculuk hem saha dışındaki yetkin hakemlik başarılarıyla birçok genç kadının hayallerine gerçekleştirmesine ilham veriyor. Özçiğdem, Türk futbolunda bir ilke attığı imza ile kadınlara ‘Ayağınızda krampon, yüreğinizde cesaret olsun’ diye sesleniyor.

Türkiye’nin FIFA kokartlı kadın hakemlerinden İzmirli Melis Özçiğdem, 20 yıllık kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. 1999’da henüz 17 yaşındayken İzmir Öztürkspor’da lisanslı futbolcu olarak profesyonel spor hayatına ilk adımı atan Özçiğdem, 2001’de Ankara Üniversitesi takımı ve Gazi Üniversitesispor’da forma giydi. 2006-2007 sezonunda Bucaspor’a geçerek, Türkiye Genç ve A Milli Kadın Takımlarında 2000-2007 arasında 50’den fazla maçta yer aldı. Futbolculuk hayatının ardından 2007’de yardımcı hakem olarak çıkmaya başladığı yeni kariyer basamaklarına 2008’de kadın liglerinde devam etti.  2010–2014 yılları arasında A‑2 Ligi, Bölgesel Amatör Lig gibi liglerde görev alan Melis Özçiğdem, 2013’te İzmir’in ilk FIFA kokartlı hakemi olarak hem doğduğu şehre hem de Türkiye’ye büyük gurur yaşattı. TFF Bölgesel Lig, TFF 3. Lig, TFF 2. Lig ve TFF 1. liglerinde ve UEFA Kadınlık Kupaları gibi pek çok organizasyonda görev üstlenen Özçiğdem, uluslararası görevlerde de Türkiye’nin adını gururla taşıdı. 2013’ten itibaren UEFA U‑17, U‑19 şampiyonaları gibi gençler turnuvalarında dümene geçen 43 yaşındaki hakem Melis Özçiğdem, Kadınlar Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Elemeleri ve Dünya Kupası elemeleri gibi üst düzey müsabakalarda maç yönetti, Uluslararası maçlarda, özel maçlar ve dostluk turnuvaları da dahil 100’den fazla maçta yer aldı.  2025-2026 sezonunda, Türkiye’de bir ilk olarak Süper Lig ve 1. Lig VAR listesine seçilerek ekran başına geçecek olan Özçiğdem, genç kadın sporculara rol model olmayı da başardı.

Haberin Devamı

Yeni hedef dünyada ‘VAR’ olmak

MAHALLE MAÇLARI TUTKUYA DÖNÜŞTÜ

Spora hayatınıza nasıl girdi?

Spora hep ilgim vardı zaten. Hep okul takımlarında yer alırdım. Serüvenim okul takımlarıyla başladı ve dayımla devam etti. Anneannemlere gittiğimizde tüm kuzenler buluşurduk ve mahallenin çocuklarıyla futbol maçı yapardık. Dayım antrenör gibi kızlı erkekli takımlar kurar ve maçı yönetirdi. Üzerimde bluz ve etekle mahalle maçları oynardım. Futbol sevgisi de böyle tutkuya dönüştü bende. Biraz büyüyünce ablamların o sevdası bitti ama benimki bitmedi. Haliyle erkek çocuklarıyla oldukça argo konuşmalar, erkeksi tavırlar da oluşmaya başlıyor. Öyle olunca ortaokul, lise derken annemle babam ‘Artık mahallede oynama seni kulübe yazdıralım’ dedi. Profesyonel olarak bu şekilde başladım ve lisansımı aldım.

Haberin Devamı

Futbolculuk kariyerinizin ardından hakemliğe geçmeye nasıl karar verdiniz?

Aslında hakemlik gibi bir hedefim yoktu. Futbol oynayanlar genelde hakemleri çok sevmez. Taraflı olduklarını düşünür ve hakemleri suçlardık. Oysaki öyle olmadığını hakemliğin içine girdiğimde anladım. Kadın futbol takımı var diye Gazi Üniversitesi’nde okudum. 2002’de tam üniversitenin ortasındayken birtakım sorunlardan dolayı kadın futbol liglerine bir yıl ara verildi. Sudan çıkmış balık gibi kaldık. Beden eğitimi okuyoruz, sporun içindeyiz. Ne yapalım ne edelim derken Türkiye’ye ilk defa çim hokeyi geldi. Sahada paslaşma var, gol var, futbola benziyor derken üniversite takımına girdim. 2004’te mezun olup İzmir’e dönünce tam hatırlamıyorum ama sanırım birinden duymuştum hakemlik kursu açıldığını ve kursa başladım. Başlar başlamaz, ‘Sen kesin çok iyi yerlere gireceksin’ gibi yorumlar almak beni daha da heveslendirdi.

Haberin Devamı

Yeni hedef dünyada ‘VAR’ olmak

‘GİT EVDE  YEMEK YAP’ 

Övgüler kadar sahada kötü sözler de duyuyor musunuz? Duyduğunuz zamanlarda neler hissediyorsunuz?

Genelde övgüler alıyorum fakat duyduğum kötü sözler arasında da küfür hiç olmadı. Genelde farklı tepkiler aldım. Mesela futbolcu gol bekliyor ama ofsayt kararı veriyorum; ‘Sen git eve yemek yap’, ‘Bu erkek işi’ gibi cinsiyetçi yaklaşımları kötü olarak yorumlayabilirim. Kötü sözler gelse de çok etkilemez çünkü yıllarca bunun eğitimini alıyoruz. En önemli şey sahada duygu yönetimidir. Kararlarımızın sorgulanması ya da üzerimize yürünmesi ister istemez nabzı yükseltiyor ve bir hakemin bununla başa çıkabilmesi gerekiyor.

20 yıllık kariyerinizde unutamadığınız birkaç olayı anlatır mısınız?

FIFA hakemliğim boyunca yaptığım seyahatler, gittiğim yerler, edindiğim arkadaşlıklar ve öğrendiğim kültürler para verip de kazanabileceğim şeyler değil. Olaya indirgeyecek olursak Süper Lig’de Konya-Beşiktaş maçında kale arkası görevindeydim. Maç öncesi fileleri kontrol ederken arkadan bir kadın sesi geldi. Onun

‘Melis seninle gurur duyuyoruz’ diye bağırmasını hiç unutamam. Bunu bir kadından duymak beni çok mutlu etmişti. Maç boyunca mutluluktan ayaklarım yere basmadı diyebilirim. Olumsuz anlamda düşünürsek de bir maç esnasında futbolcularla yaşanan ve hukuka intikal eden bir durum yaşadım. Olayın altyapısına baktığımda kendimi eleştiriyorum; biraz daha sakinliğimi koruyabilirdim diye.

KADIN OLUNCA YÜKSELMEK ZORLAŞIYOR

Türkiye’de kadın hakem olmanın avantajları ve zorlukları neler? Karşılaştığınız önyargılar oldu mu?

Önyargıdan ziyade futbolcu ve hakem olmamı şaşkınlıkla karşılayanlar oldu çevremde. Öncelikle Türkiye’de kadın olmak zor. Futbola gelecek olursak sadece bizde değil, İspanya ve Amerika’da bile boykotlar yapıldı. Kadınlar futbolda erkeklerle eşitlik istiyor. Ücretler inanılmaz komik rakamlarda ve kadın-erkek futbolcular olarak uçurum misali ayrımlar yaşanıyor. Ülkemizde önceleri amatör spor olarak geçiyordu ama şimdi profesyonelleşti. Büyük takımların kadın oyuncularla sahaya çıkmaya başlaması büyük etken oldu. Bütün zamanınızı veriyorsunuz, adanmışlık var ama emeğinizin karşılığını kadın olduğunuz için alamıyorsunuz. Yükselmek zor, bir yerden sonra yolunuz tıkanıyor. Hep erkek yeterliliklerini yerine getirmemizi istediler; öyle dönemler de oldu.

Erkek meslektaşlarınızdan destek gördünüz mü?

Erkek meslektaşlarımız her zaman destek oldular. Hatta çoğu zaman bizim haklarımızı bizden daha çok savundular. Biz onlardan çok şey öğreniyoruz; çünkü erkekler daha analitik zekaya sahipler. Biz kadınlar organizasyon yeteneğinde daha iyi işler çıkarıyorken onlar da analitik zekanın devreye girdiği planlarda çok daha iyi işler çıkarıyorlar. Karşılıklı çok şey öğrendik birbirimizden. Gelişme açısından da katkıları oldu. Onların gücüne yetişmek için daha fazla antrenman yapıyorduk. Televizyonda izlediğimiz o arenalarda, o finallerde, Avrupa şampiyonlarında bizim kızlarımız da daha fazla olacak diye düşünüyorum. Ümidi korumak gerekiyor, yoksa itici güç olmuyor.

Yeni hedef dünyada ‘VAR’ olmak

4 KİŞİDEN BİRİ OLMAK BÜYÜK GURURDU

İlk FIFA kokartınızı aldığınızda neler hissettiniz?

O noktalara gelene kadar kendinizden, ailenizden, özel ve sosyal hayatınızdan çok ödün veriyorsunuz. Olimpik sporcu antrenman yapmak zorundasınız. FIFA’ya geçmek sabırsızlıkla beklediğim bir şeydi ve Türkiye’de sadece 4 kişilik kontenjan vardı. Onlardan biri olmak için mücadele etmek, o yarışı kazanmak büyük mutluluk ve gururdu benim için.

Uluslararası bir maç ile Türkiye’de maç yönetmek  arasında nasıl farklar var?

Çok fazla fark var. Onlar sizin kişisel alanınıza saygı duyuyor. Talepleri minimum seviyede. Bir karar verdiğinizde eğer o kararı beğenmiyorlarsa sadece yüzünüze bakıyorlar ya da hakem deyip gidiyorlar. Biz mesela her eğitimde şunun üzerine çalışıyoruz; oyuncuyla aramızdaki bir kıvılcım büyümeden ateş olup bizi sarmadan nasıl savuşturabiliriz diye. Türkiye’de çok mümkün olmuyor. Sadece bizde de değil, İtalya ya da Yunanistan’da da durum aynı.

Kadınlar Şampiyonlar Ligi ya da Dünya Kupası elemelerinde unutamadığınız bir anınız var mı?

Şampiyonlar Ligi’nde mesela Arsenal-Spartacus maçına gitmiştim ve gittiğim en üst maçlardan biriydi. Şampiyonlar Ligi’nin son 16’sı falandı. O kadar hızlı başladılar ve oynadılar ki; daha maçın ikinci dakikasında nabzım 170’e yükseldi. Kulaklıktan ekipteki kızlara ‘Ben bu maçı bitiremeyeceğim galiba’ dedim. 10-15 dakika sonra maç oturdu, tempoya uyum sağladım ve güzel bir maç geçirdim. Dünya Kupası elemeleri de gurur vericiydi.

Hakem olmak isteyen genç kadınlara nasıl bir yol önerirsiniz?

Şu an modern futbolda atletik özellikler çok çok ön planda. Türkiye’de bir şekilde oluyor ama Avrupa’da tolere edilmiyor. O yüzden öncelikle hepsinin burada hazır olmalarını tavsiye ediyorum. Olimpik bir sporcu gibi çalışsınlar. İş hayatlarının vakti planlayabilmeleri için uygun olması gerekiyor. Spor bir yaşam tarzı olduğu için meslek seçimi önem taşıyor. Bir de çok sabırlı olmaları gerekiyor. Ne kadar sabırlı ve sakin olur, kendilerine hedefler belirlerlerse istenen kapasiteye de o kadar hızlı ve başarılı ulaşırlar. Yabancı dil öğrensinler. İngilizce mutlaka öğrenip yanına başka diller de eklesinler. Her şey kendilerinde bitiyor bunu asla unutmasınlar ve bir tek kendileri ile yarışsınlar.

Yeni hedef dünyada ‘VAR’ olmak

ANNEMİN SESİNİ DUYMADAN MAÇA ÇIKMAM

Sizi başarıya götüren ne oldu? Maçlara çıkmadan önce bir ritüeliniz var mı mesela?

Hiçbir zaman başkaları ile yarışmadım. Başkalarıyla yarışıp motivasyonumu düşürmedim. Mottom her zaman ‘Ben kendimle yarışıyorum, kendimi her gün bir adım daha öteye götüreceğim’ düşüncesi oldu. Şimdi aldıklarımızı devretme gençlerin yanında olma zamanı. Maçlara çıkmadan önce ritüelim var. Otelden ayrılmadanimgeleme yaparak maçı yaşarım. Kendimi hazır hissederek giderim sahaya. Annemin sesini duyarım, iyi dilek ve dualarını alırım sonra telefonumu kapatır, maça çıkarım.

Hakemlik kariyerinizin ardından planladığınız başka bir hedef var mı?

Doyum sağlamış bir şekilde sahaya veda ettim. Şimdi VAR hakemi olarak farklı platforma geçtim. Türkiye Futbol Federasyonu’ndaki hocalarımla görüştüm ve VAR hakemliğine sıcak baktılar. Orada da kadınlarla bir öncülük olsun istiyorlar. Süper Lig’de maç yönetme hayalim vardı fakat şimdi dönüp baktığımda sahayı mutlulukla kapattığımı görüyorum. 1. Lig’den başlayarak yine Süper Lig’de başarıyla aranılan, istenilen iyi bir VAR hakemi olmayı hedefliyorum. Önce Türkiye’de sonra Avrupa’da ardından da dünyada VAR olmak istiyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder