Teknik direktörü maça çıkarken, “Sizden en fazla 2 pas bekliyorum. Sakın üçüncüye teşebbüs etmeyin” dediyse sorun yok. Fakat biliyoruz ki Sergen Yalçın bu saçma cümleyi sarfetmez, aksine daha çok topa sahip olun direktifini verir. Bu sıkıntı, bu fakir ve hiçbir futbol anlayışına sığmayan Beşiktaş’ın ayağında top tutamama sancısını Konyaspor ilk 20 dakikada skora çeviremedi. Sanıyorum o sıralarda her rakip hücumu kesmeye çalışan Emirhan’ın kramponu ıskartaya çıkmıştır.
“Savunmadan nasıl çıkılır” adlı kitabı okuduysa bile Beşiktaş’ın yetenek anlamında vasatın altında kalan oyuncu topluluğu belki de hangi takıma transfer olduğunun, ya da nerede bulunduğunun farkında bile değildir. Ndidi’nin golünden sonra oyunu domine etmesi gerekirken hala savunma krizi yaşamaya devam etmesi, Beşiktaş’ın uzun yıllar süren bu makus çilesine henüz çare bulunamaması da ayrı bir tartışma konusudur. Sanki her şey düzgün gidiyormuş gibi durup dururken kendine bir de kaptanlık krizi gündemi yaratması oyuncuları içinde de huzursuzluk boyutunun artmasına neden olmuştur.
Mert’in kurtardığı maçları unutan bir zihniyeti Allah’a bile havale etseniz nafiledir. Hem Mert’e, hem de Necip’e ayıp edilmiştir. Bir de Rafa’nın oyundan alınışı var. Dakika 56. O ana kadar Portekizli bir şey yapmadı, Sergen hoca da bunu aldı. Haklılık payı vardır. Bir de başka yönden bakarsak, Rafa heykel gibi dursa dahi oyunda kalır. Her an Rafa krizi çıkabilir. Beşiktaş kazandı fakat sorunları dağ gibi. Ozan Güven, Muleka’nın, Emirhan’ın suratını dağıttığı pozisyonu devam ettirdi. Ne diyeyim. Hakemsin ve bu pozisyonu süzemiyorsan vah ki vah.
