Çok istedik, çok çalıştık, 24 yıllık özlemi sona erdirmek için her türlü engeli aştık. Hiçbir final kolay olmazdı, bunu da biliyorduk. Kosova maçı bu nedenle zor geçti. Sabırı ve disiplini yine elden bırakmadık. İlk yarıda Kosova da etkili geldi, gole de çok yaklaştı. Bu tip maçlarda teknik direktörünüz ne kadar sistem ve taktik dersleri verirse versin oyuncunun içindeki heyecan felsefesine mani olamaz. Bu nedenle Romanya maçı kadar etkin olamadık, rakibin ceza sahası içinde fazla pozisyon bulamadık. 4-5-1’in getirdiği yüksek top eksikliğimiz de bizim açımızdan negatif bir durumdu. Montella’nın oyuna müdahale etmesi beklenirken Orkun sahne aldı, kaleye yönelen topu Kerem tamamladı. Aman Allahım bu ne büyük dakikaydı, bu ne büyük bir özlemin bittiği andı. Sonra bitmedi o 37 dakika. Bir yıl gibi geçti. Derken Michael Oliver’in düdüğü ile kendimizden geçtik. İşte burasını tarif edecek ne kelime ne de içinde cümle kurulacak harfler var. ÇILDIRDIK İŞTE.
Bu takımın tohumlarını Lucescu attı. Kuntz onun izinden gitti, Montella daha da geliştirdi. Onunla Avrupa Şampiyonası’nda harikalar yarattık, Uluslar Kupası’nda en kral kategoriye yükseldik, tek eksik 24 yıl sonra yeniden katılmayı belki de en fazla hakettiğimiz Dünya Kupası’ydı. Onu da hallettik. Sağolun Bizim Çocuklar. Savaş dahil her şeyi unutturdunuz. Bu nedenle 3 defa SAĞOL, SAĞOL, SAĞOL.
