Anneliğin zor yanı!

29 Aralık 2012, Cumartesi 05:00
AA

Annelik zor zanaat gerçekten. Bir yandan bir varlığı koşulsuz severken diğer yandan ona karşı bir duruş sergilemek zorundasın. Hatta yeri geldiğinde ona kızmalı, otoriteni kullanmalı ve hiç istemediği bir şeyi yaptırabilmelisin. Bir yandan onun arkadaşı olmalı, diğer yandan da uyarıcısı, hakimi, savcısı, yargıcı rollerini üstlenmelisin. Bir yandan onu çok sevdiğini göstermeli ama diğer yandan da ona kızabilmelisin. Tüm bunların bir araya toplanması mümkün mü? Bence hayır! Zaten olmuyor, kimse bunu başaramıyor.

Yıllar boyunca bunun başarılamadığı, sürekli değişen çocuk yetiştirme anlayışından belli değil mi zaten? Amerika’da bir oyuncakçı dükkanının girişinde şöyle bir yazı vardı. Anne babalara öğütler: 1910-Çocukları döverek eğitin 1920-Çocukları yoksun bırakarak eğitin 1930-Çocukların yaramazlıklarını görmezden gelin 1940-Çocukları inandırarak eğitin 1950-Çocuklara sonsuz sevgi verin 1960-Çocukları severek dövün 1970-Çocuklar mı! Bırakın ne yaparlarsa yapsınlar! Tabii bu yazı Amerikan toplumunun dinamiklerini işaret eden maddelerden ibaret. Ama biz de ülkemizde zaman zaman benimsenen çocuk yetiştirme anlayışlarına baktığımızda değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu görüyoruz.

Çocuğuna sevgi göstermenin ayıp sayıldığı yıllardan, çocuğun evin hakimi olduğu yaşama geçiş uzun bir süreç almadı aslında. Peki ama nereye gidiyoruz? Markette rastladığım bir anne-çocuk kavgası bunu aklıma getirdi. İstediğini aldırmak için avazı çıktığı kadar bağıran çocuk, annesini öyle güzel parmağında oynatıyordu ki. O çaresiz annenin al al olmuş yanakları ve alnından süzülen terler, kimin patron olduğunu açıkca gösteriyordu. Biliyorum, anneliğin en zor yanı, farklı davranış biçimlerini aynı potada eritebilmek.

Kendimce bir formül buldum: Kendine nasıl davranılmasını istiyorsan ona da öyle davran. Her zaman açık ve dürüst ol. Kandırmaya çalışma. Ona olan sevginin büyüklüğünü hissetsin ama uyarının da otorite için değil, iyiliği için olduğunu bilsin. Ve çocuklar büyüdükçe şunu anlıyorum ki onun arkadaşı olmaya çok da kafayı takmamak lazım. Hepimizin, ailemiz yerine yakın arkadaşlarımızla paylaşmayı tercih ettiğimiz çok şey oldu, onların da olacak. Ama yine aile, en güçlü sığınaktır.

(22.12.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.