Ödev kölesi

15 Kasım 2014, Cumartesi 05:00
AA

Bir hayal kuruyorum. Çocuklarımız sadece okullarında eğitiliyor. Okuldan eve geldiklerinde yemeklerini yiyor. Aileleriyle sohbet ediyor. Oyun oynuyor, vakti kaldığında istediği filmi seyrediyor veya keyfine göre canının istediği kitabı okuyor. Hafta sonları cuma akşamı güzelliklerle başlıyor. Herkesin keyfi yerinde; ailece film izleniyor, kutu oyunları çıkıyor, onlar oynanıyor.

Cumartesi mi? Cumartesi spor, dans, müzik her çocuk keyfince bir etkinliğin peşinde. Aileler çocuklarıyla yürüyüşte, gezmede, alışverişte. Pazar aile gezmeleri, spor, kitap, müzik, sinema... Ne şahane değil mi? Çocuklar bizim. Onların zamanı var ve aile olarak onlarla geçirebileceğimiz zaman yeterli... Ama bu sadece bir hayalden ibaret.

Bırakın da evde zamanları kalsın

Eğitim sistemimizin bir dayatması olarak yıllar içinde de giderek katlanan bu ödev baskısı artık pek çok ailenin en büyük sorunu haline geldi. Çocuklar bu ödev yükü yüzünden depresyona girip pedagoglara gitmeye, aileler evdeki bu ödev stresi yüzünden tartışmaya başladı. Çocuk sahibi olan her veli evlerde yaşanan bu ödev terörünün farkında ama sistem böyle deyip boynunu büküp oturuyor. Ödevlerden kurtulmak için çocuklarını Türkiye’de yabancı ülke vatandaşlarına eğitim vermek üzere kurulmuş okullara yollamaya çabalayanlar çok.

Ama bunun için de çocuğun çift pasaportlu olması gerekiyor ki bu herkeste yok. Diğer yandan da bu okullar çocuklara kendi ülkelerinin müfredatını öğrettiği için tarihten, sosyal bilgilerden, Türkçe’den bihaber olan bu çocukların lise veya üniversite sınavlarını kazanması da pek mümkün değil. Peki ama biz neden bu yabancı ülke okullarına özenmek zorunda kalıyoruz? Onlar bir mucize yaratmıyor ki, yarattıkları tek mucize, eğitimi okulda vermeleri ve evde çocukları rahat bırakmaları.

Buradan Milli Eğitim Bakanlığı’na sesleniyorum. Çocuklarımızı ödev kölesi olmaktan çıkarın. Bırakın onların da hayatı yaşamak için zamanları kalsın. Empati yapın. Her gün iş çıkışı elinize evraklar tutuşturuluyor ve “Bunları evde yapmak zorundasın” deniyor. Her cuma iş çıkışı ise günlük evrakların 3-4 katı evrak verilerek “Bunları da hafta sonu mutlaka yapacaksın” diyorlar.

Söyleyin bana ne olurdu ruh haliniz? Evet, gerçekten de sınıf ve hatta okul birincilerinin de aralarında bulunduğu öğrencilerin testlerinden alınmış gerçek duygu ve düşünceler böyle. Bir öğrencinin derse ilgisinin azalması ve hiç ödev yapmaması ne kadar yanlışsa, onu aşırı ders ve ödevlere boğmak da o derece hatalıdır.

Öğrenci için ders ve okul çalışmaları elbette hayatının en önemli işlevidir. Ancak hayat sadece ders ve ödevlerden ibaret olarak görülmemelidir. Öğrencileri ödevlere boğmak onlarda bıkkınlık ve mutsuzluk duygularına yol açarak okul ve derslerden soğumasına yol açmaktadır.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.