YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Geçen hafta ergenlerin trendleri üzerine yazdığım yazıya pek çok yorum geldi. Farkındayım, bu konu hem ailelerin hem de gençlerin ilgisini çekmiş.

Aslında bu hafta da giyim kuşam, gittikleri mekanlar, gitmek istedikleri tatil beldeleri üzerine bir yazı yazacaktım ama hafta içinde gündemimiz değişti.

Büyük kızımın yurt dışında gittiği yaz okulu ve evin ‘pre ergeninin’ şehirdeki İngilizce yaz kursunun başlamasıyla yeni heyecanlar yaşadık.

Diyeceğim o ki trendler yazısı gelecek haftalarda devam edecek. Şimdi sıra yaz okullarında ve ilk kez yapılan tek başına yolculuklarda...

13’lük Duru, 11’lik arkadaşı Ada ile birlikte her gün adadan vapurla şehre inip Bağdat Caddesi’ndeki yaz okuluna gitmeye başladı mesela.

Gidiş yolculuğu benim de işe gitme saatime denk geldiğinden şimdilik sabahları birlikte vapura biniyoruz. (Ama bu süreç ne kadar devam eder bilmiyorum.

Çünkü sabahları aralarında “Biz kendimiz de gidebiliriz, dolmuşa da binebiliriz ama annem de işe gidiyor aynı vapurda ne yapalım?’” konuşmaları başladı. İstenmediğimi hissediyorum. Çok yakında vapurumu değiştirip daha erken işe gitmeye başlayabilirim.)

Oradan da dolmuşa biniyorlar, ardından kısa bir yürüyüşle okula varıyorlar. Dönüşte bir refakatçi eşliğinde dolmuşa biniliyor ama sonrasında vapur ve yürüyüş tek başlarına gerçekleşiyor.

Ama bu aşamada da isyan bayrakları çekilmeye başladı. “Niye biz kendimiz dolmuşa binemiyoruz ki?

Kaç para vereceğimizi, nerede ineceğimizi, ne söyleyeceğimizi çok iyi biliyoruz!”

‘Ya anne niye bu kadar çok arıyorsunuz?’

Yarı refakatçili yarı tek başına yapılan bu yolculuklar başlangıçta bizi panik etmedi değil. “Bindiniz mi? İndiniz mi? Yürüyor musunuz? Vardınız mı?” şeklinde sürüp giden telefon görüşmeleri hiç bitmedi bu hafta. Ama bizimkiler cool tavırlarla “Yaa anne niye bu kadar çok arıyorsunuz ki? Gidiyoruz işte” terslemeleriyle telefonun da önünü kesmeyi başardılar.

Bir de eve geldiklerindeki o tavan yapmış özgüven ve büyük iş başarmanın verdiği hazla yapılan heyecanlı yolculuk macerası anlatımları var ya, bizim bu duruma ikna olmamız için yeterli oldu sanırım. Gözümüzde hiç büyümeyen çocuklarımız galiba artık büyüdüler ama bizim onları ‘yavru’ olarak gören şartlanmış beyinlerimiz bu büyüme ve birey olma halini asla kabullenmiyor.

Evet, siz de benim gibiyseniz, yani bugüne kadar tek başına şehir içinde yakın mesafe bile olsa yolculuk etmesine izin vermediyseniz galiba artık vakti gelmiş. Özgürlük hem onlara hem size iyi gelecek. Allah bütün çocukları kötülüklerden korusun.

SON YAZILARI

TÜM YAZILARI

Yazarlarımızdan

01 Ekim 2020, Perşembe 08:49
01 Ekim 2020, Perşembe 08:46
01 Ekim 2020, Perşembe 08:44
Sıradaki haber yükleniyor...
holder