Yüce evlatlar kutsal anneler

05 Eylül 2015, Cumartesi 05:00
AA

Vapurda sürekli bağıran çocuğunu öperek ödüllendiren anne...

İlginç bir giriş değil mi? Aslında bu giriş değil, yazının başlığı olmalı ama başlık için fazla uzun. Bu bir tür yeni anne klasmanının tam da tanımı aslında.

Bu tip anneler zaten sadece doğum yaptıkları için kutsal, üstün ve dokunulmazlığı olan kişiler.

Bebeği ise dünyanın en en yüce varlığı, en zekisi, en güzeli; kızsa prenses, erkekse paşa.

Bebek bağıracak mı, bağırır? Ne de olsa o çocuk! Şımaracak mı?

Tabii ya, bir evin bir çocuğu, şımarmayacak da ne olacak, hakkıdır! Giyinecek mi?

Belki 2 ay sonra çöp olacağı biline biline en pahalısından kıyafetler alınacak.

Alınacak tabii ya, anne-baba ne giyiyorsa yüce evlat da aynısından giyecek.

Paşalar prensesle yetişiyor

Zaten evlat anne-babanın, hatta babaanne-anneannenin her zaman bir adım önünde duracak. Herkes ona göre davranacak, ona göre organize olacak.

En yüksek sesle bağırsa bile haşa, anneannenin, dedenin, komşunun kafası şişmeyecek. Çocuğa “Şiiişşşşt!” asla ve asla denmeyecek. Niye? Paşa o, prenses o, hiç onlara öyle şey söylenir mi?

Evladına “Toplu taşımada yavaş konuşulur, düzgün oturulur” demek yerine, etrafındakilere “Bu çocuk 18 saat bağırsa, komşu da olsan, yolcu da olsan dinleyeceksin” diyen babalar, avaz avaz bağıran yavrusunu uyaran görmüş geçirmiş yaşlı teyzelere, ada beyefendisi insanlara “Rahatsız oluyorsanız başka yere oturun” diyebilecek kadar terbiyesiz anneler görüyoruz.

Ama bunun günahı ve ayıbı çocuğa ait değil. Bağırır tabii, çünkü bağırmasının karşılığının şapada şupada yanaktan öpülmek olduğunu düşünüyor.

Çocuk yüce varlık ya, kendini her şeyden yüksek görüyor. Yaşlıya saygıyı, sofra düzenini ve toplum adabını takmıyor. Neden taksın ki?

“O paşa bir kere, acıkınca yer.” Yaşlıya yer vermek mi?

“Takarım kulaklığımı, bakarım dışarı, hayat bana güzel”. Komşuya saygı, iş arkadaşına saygı, bunların hiçbirini öğrenemiyor çocuk.

Aile terbiyesinin önemi

Neden mi? Çünkü o ‘biricik’! Çeşitli versiyonları iş hayatında karşımıza çıkıyor. İşe başladıktan bir ay sonra “Ben zaten herkesin üstündeyim, ne zaman gerçek değerimi bulacağım?” demeye başlıyor.

Üçüncü ayın sonunda da değerini anlamayan şirketten gidiyor. Evlenince de karısına veya kocasına aynı şekilde tepeden bakıyor.

“Ben” diyor önce, “biricik varlık olarak bağırırım da çağırırım da ve sen bana bir şey diyemezsin!”

Bu giderek artan yeni tip annelere diyorum ki; aile terbiyesi denen şey modası geçmiş bir laf değildir. Aile terbiyesi nesilden nesile geçmesi gereken ve toplumu yönlendiren değerler bütünüdür.

Herkese iyi hafta sonları!

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.