Zor günler...

12 Eylül 2015, Cumartesi 05:00
AA

Okul meselesi her zaman olduğu gibi yine karışık. Velilerin şu sıralar birbirine sorduğu tek soru var mesela...

Sizinki ne zaman açılıyor? ‘Ay bizimki 7 Eylül’, ‘Aaa bizimki 15’, kimi de diyor ki ‘Ohhh biz yaşadık bizimki 24 Eylül’. Eğitim sisteminde bütünlük diyoruz.

Bütün okulları aynı sınava sokuyoruz ama her okulu aynı anda başlatmayı başaramıyoruz.

Öyle 2- 3 gün arayla da değil, resmen 20 gün farkla açıyoruz okulları. Zaten son dönemdeki eğitim sisteminde herkes kendi kafasına göre takılıyor.

Kimi TEOG’la alıyor, kimi diyor ki ‘yok ben yabancı dili katarım’, kimi diyor ki ‘yok ben matematik ve Türkçe’yi önemserim gerisini umursamam’.

Herkese ayrı puanlama ile veliler okul kapılarında perişan. Bir başka belirsiz konu da dershane meselesi...

Dershane yok, dershane okul oldu, dershane okul olmadı.

Velilerin bazıları apartman dairelerine gizlenmiş butik dershanelerde çözüm ararken, diğerleri okulun hafta sonu açtığı dershanede karar kılmış.

5 günün üzerine 2 gün de dershane niyetine okula giden çocukları düşünen yok tabii. Ne olacak ki gidecek tabii diyorlar rahatça. Size 7 gün işe gideceksiniz deseler ne yapardınız bakalım?

Kısacası bu ülkede veli olmak zor ama öğrenci olmak da veli olmaktan zor.

İnsan olmak da zor ama...

Büyük bir insanlık dramına şahit oluyoruz hep birlikte. Hatta o dramın içinde yaşıyoruz. Milyon dolarlık tatil beldelerinde kıyıya çocuk cesedi vurabiliyor. Devasa teknelerin demirlediği koylardan umuda yolculuk için plastik botlarda 5’er 10’ar insanlar kaçıyor.

Daha uygun fiyatlı diye Yunan Adaları’na turist akını yaşanırken kimi de yeni bir hayat için Yunan Adaları’na kaçma derdinde. Kaçınca ne oluyor, kalenin dibinde bir yerlerde şanslıysa çadır bulup konaklıyor bir süre, şanssızsa öylesine açıkta.

Derdi bir an önce Avrupa’daki bir ülkeye kaçıp yeni bir hayat kurmak. Atalarımızın da savaş nedeniyle göç etmek zorunda kaldığı ya da şu anda üzerinde yaşadığımız toprakların insanlarının suyun diğer tarafına göçe zorlandığı günler çok yakın aslında.

Unutuyoruz ama biz onları...

Hafızamız balık çünkü. Şimdi onlar film oldu, kitap oldu bize göre...

Gerçekliği yok çünkü. Suriyeliler de öyle gelsinler, gelmesinler, gitsinler, kalsınlar, açın kapıyı, kapayın kapıyı...

Bu kadar işte. Biz insanlar bu duruma gerçekten üzülüyoruz, içimizi parçalıyoruz, yardım etmek için elimizden geleni yapıyoruz. Bir başka bakış ise...

Savaş çıkar, göç ettir, ekonomiyi canlandır, ekonomiyi batır, böl, yönet, işgal et, para, para, para diyor. İnsanoğlu derin uykusundan ne zaman uyanacak merak ediyorum doğrusu. Ayağa kalkıp ‘bu drama dur diyecek...’

Barış dolu günlerin gelmesi dileğiyle...

Sıradaki haber yükleniyor...