Araya reklam alalım

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Son günlerin fırtına sözcüklerinden biri 'reklam'.. Sözlük anlamı, bir şeyi geniş yığınlara tanıtmak, beğendirmek ve böylece o şeyin daha çok istenmesini, alınmasını, satılmasını sağlamak için söz, yazı ve benzeri araçlarla yapılan her türlü tanıtma çabası. 

Reklam dediğimiz olgu; ele aldığı mal ve hizmetleri hoşa giden taraflarıyla tanıtarak kişilerde yeni ihtiyaçlar yaratmayı amaçlıyor.

Bu sektörün içinde olan çok sevdiğim bir arkadaşımla dertleşiyorduk. Konunun incelikleriyle ilgili bir şeyler öğrenmek istedim. İşim iletişim olduğu için ve bu konuya çok yabancı olmamama rağmen, öğreneceğim ne çok şey varmış! 

Çok reklamı yapılan bir ürünün 'en iyi' olma garantisi yokmuş. Hoppala... Bir malın alıcısı azaldığı anda firma yetkilileri çok satılıyor imajı vererek reklam kampanyası başlatabiliyormuş. Sözlü ve yazılı vaatlerle verilen teminatların ve görsellikle zenginleştirilen kampanyaların altında çeşitli nedenler olabiliyormuş. Bu tanıtımlar için bazen, oldukça yüklü rakamlar söz konusuymuş. Ürünün satışı, tanıtımın başarısına bağlıymış.  

Hepimiz yaşıyoruz. Sinema salonlarının koltuklarına kurulup o çok sevdiğimiz filmi beklerken; bitmeyen reklam fragmanlarını. Bazen canımızdan bezdirircesine uzayıp giderler. Sonu gelmeyecek zannedersiniz. 

Elimizdeki iletişim aletlerinden tutun da, TV programlarının altına, sağına, soluna, dal budak sararcasına kurulan görüntüler... İşimiz gücümüz pazarlama.. Beynimize öyle kodlanmışlar ki, bir çoğumuz; yolda yürürken bir caddenin veya sokağın duvarını boş görsek "Hayırdır inşallah" düşüncesine kapılabiliyoruz. 

Hayatımızın her zerresinde yayılmış, beynimizi işgal eden virüs donanımları.. Kaçmak mümkün değil. İşimiz gücümüz reklamlar. 

Reklâmın iyi yönlerinden biri, ekonomik dünyada olup bitenden toplumu haberdar etmesi, bilgi vermesi, yol göstermesiymiş. Bir an reklâmın olmadığını düşünelim. Tüketici seçme kararsızlığına düşer. Reklâm, tüketiciyi yaşamın gereklerinden de haberdar eder. Kararsızlığının çözümünde yardımcı olur. Hızla gelişen teknolojiyle birlikte tüketicilerin ihtiyaçları, buna bağlı olarak da talepleri her geçen gün biraz daha çeşitlilik kazanır. Şirketler, bir yandan bu talebi karşılamaya çalışırken diğer taraftan da pastadan daha büyük dilim koparabilmek için rakipleriyle mücadele etmek zorundadır. 

Çoğu zaman bıktırıcı bir şekilde karşımıza çıksa da; yaşam döngüleri içinde hayatımızın her zerresi bu sektörün içinde yoğurulur. 

"Alan memnun satan memnun" kısır döngü içinde, birçok ülkenin starları da reklam kampanyalarının yüzü olmaya devam ediyor. Yıllardır bizde de bu tür tanıtımların ünlü öncüleri oldu. Birçok sanatçımız bu dünyanın rüzgarına kapıldı. Çok cazip teklifler karşısında bol sıfırlı rakamlara "Evet" diyebiliyorlar. 

Geçen gün bir arkadaşım ilişkisiyle ilgili sorun yaşamaktan bıkmış ve sevgilisiyle kapışarak ilişkilerini bir süre dondurmak istemiş. Adam büyük öfkeyle "Ne yani araya reklam mı alacaksın?" cümlesinin arkasındaki komik trajediyi siz de tahmin edebilirsiniz. Hayatımız 'reklam' olmuş. Vah vah bize... Anlıyoruz ki gerçek hikayelerimizden çok daha fazla reklamlar. 

Sonuç olarak klasik ve bilinen bir sözle konuyu kapatalım mı?

Reklamın iyisi kötüsü olmaz, satışı artırır. Reklamlar, tutkuların araçlarıdır.

Addison


Yazarlarımızdan

22 Ekim 2020, Perşembe 10:20
22 Ekim 2020, Perşembe 10:06
22 Ekim 2020, Perşembe 10:05
22 Ekim 2020, Perşembe 09:27
Sıradaki haber yükleniyor...
holder