Aşk bal gibi çeker gider

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Vazgeçemediğimiz bizi kendine esir eden duygular... Bir kere kendimizi kaptırmayalım, ondan kurtulmak kolay değildir. Kurt kapanından daha zor. Dibi görülmeyen bir deniz. Okyanuslar ötesi derinlik ve bilinmeyen bir dünyaya yaptığımız yolculuk. Hayatınıza paldır küldür girer. Rüzgarlı bir havada aniden pencerenin çarpa çarpa açılması gibi. Sana sormaz. Kapıyı vurmaz, zile basmaz. Küstahça ve hoyratça dalar. Heyecan vericidir. Bir anda sizi kendine esir eder. Kaçamazsınız. Çünkü sizi seçmiştir. Şanslı mısınız? Kurban mısınız? Bunu çok sonralarını anlarsınız.

Bazı duygular kolay yakalanmaz. Yıllarca bir isteğin peşinde koşarsınız. Yaşadığınız her an size armağandır. Acılar ve korkular ve arasına sığdırdığımız heyecanlar. Alevli kıvılcımlar. Peki! bu duygular olmasaydı yaşamın rengini nasıl yakalardık. Doğduğumuz anda başlar aşka koşmalarımız . Farkında olmadan sevgiyi ararız. Özümüz aşk ve sevgidir. Biliriz, ama yine de bilmeyiz. Bilmecenin puzzle'ları gibi. Çözdükçe yaklaşır, yaklaştıkça kaçarız. Bir felsefeci ‘’Aşk sonun bilmediğimiz bir oyundur, fakat eninde sonunda bitmeye mahkumdur’’ demiş. Çok doğru. Ne kadar mükemmel bir oyuncu olursanız olun sonunu görmek zorundasınız. .

Heyecanla, kalp çarpıntıları ile başladığımız, her an beraber olmak istediğimiz kişiyi bir an gelir artık yaşamımızda istemeyiz veya kendisi yaşamımızdan çıkmak ister. Aşkın başrolünde iki kişi vardır.. Her hikaye kendi kahramanlarını yaratır. Sonra bir şey olur, farkına varamadığımız bir şey. Eksilmeye başlar, paylaşımlar azalır ve sabun köpüğü duygular uçuşmaya ve erimeye mahkum olur. Tutamazsınız, eliniz boşlukta kalır. Sanki hiç yaşanmamış hiç yokmuş gibi gelir. Kendinize yabancılaşır, hikayenize başkasının gözüyle yorumlarsınız. Hatta kapısını aşındırdığınız psikologlara sorarsınız ‘’Neden bunlar benim başıma geldi’’ Ağır vaka ayrılıkları zordur. Üstesinden gelmeniz zaman ister. İki tarafta hazırsa sorun yoktur. Anılarda güzeldir diyerek veda sözcükleri ile süslediğimiz ayrılık hikayelerine ekleriz. Sonrasında farklı öykülere sığınırız. Şarkıların birçoğunun güftesi zaten ayrılık üzerine yazılmıştır. Kavuşmalar çok ilginç değildir. Mutlu sonların sonrası yoktur fakat bitişlerde ve vedalarda gizlidir uzatma senaryoları vardır.. Gidenler ve gelenler arasında yaşam kocaman bir romandır.

Peki aşklar neden biter ?

İletişim kurmaktan vazgeçtiğimizde ilişkiler biter. İyi veya kötü ne varsa söylemeye sakındığımızda, bizi rahatsız eden bir şey varsa bunu paylaşmak yerine içimize attığımızda ilişkiler biter. Heyecanlarımızı, üzüntülerimizi, mutluluklarımızı, acılarımızı paylaşmaktan vazgeçtiğimizde ilişkilerimiz biter. “Yanlış anlar mı? Acaba bozulur mu?” soruları ile kaybetme korkularımızı depreştirmeyi tercih ettiğimizde biter. Gerçek olanı göstermek yerine korkularımızı, güvensizlik duyduklarımızı ve yaralarımızı saklamaya çalıştıkça ilişkiler biter. Hassas yönlerimizi, duygusallığımızı göstermek istemediğimizde ilişkiler biter. O bir zamanlar yere göğe sığdıramadığımız duygularımıza gün gelir biter. Kalbimiz bize yeter der ve aşk gider.

Aşkta mantık var mı?

Beynimizin kıvrımlarında özenle sakladığımız akıl bize neyi anlatmak ister? Aşk duygu selidir. Mantık uzak bir köşede onu izler. Duygu kendini besler, tamir eder ve yeniden hata yaptırır. Fakat mantık hep çıplaktır yalındır. İkisinin kimyaları tutmaz. Ah hatalarımız? Yaşanması gereken hayat öğretileri. Aksi olsaydı aşk acısı diye bir duygu olur muydu? Sonuç olarak aşk? bir gün paşa paşa bal gibi çeker gider ve bizde ona el sallamak zorunda kalırız. Nedenini sormayalım ve veda etmesini bilelim.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder