Baba: Adı vardı, kendi yoktu

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yazıma bir alıntıyla başlamak istiyorum. Ne yazık ki çoğumuzun özlemle yaşamak isteyip de yaşayamadığı duygularla.. 

Kız çocukları ve babaları arasında kimsenin anlayamayacağı özel bir bağ vardır. İkisinin arasındaki ilişki herkesten daha farklıdır ve bunu onların dışında, anneler dahil, kimse anlayamaz. Kendi ayaklarınız üzerinde durmaya başladıktan sonra belki de en ateşli tartışmaları onunla yaşarsınız. Ama ikiniz de bilirsiniz ki, bunların hepsinin sebebi, babanızın sadece sizi korumak istemesidir.

Belki de şu satırlar bunun en iyi özetidir: 

Baba ne kadar sağlamsa kızı o kadar dik durur,

Baba ne kadar gülerse kızı o kadar hayat saçar, 

Baba ne kadar hayattaysa kızı o kadar yaşar.

Bazılarımıza bu duygular maalesef çok uzak.

Ilık bir İstanbul öğleden sonrası. Uzun yürüyüşlerin dinlenme molalarından biri. Bebek Parkı'nda bir kanepe, genç bir kız ve ben... Belki ikimiz de aynı anda aynı şeyi düşünüyoruz ve birbirimize gülümsüyoruz. Karşımızda bir baba-kız sevgiyle birbirlerine sarılmış. İkimiz de hüzünle izliyoruz.

Genç kız sessizliği bozuyor:

Benim hiç babam olmadı. Sadece adı vardı. Annemin anlattıklarıyla şekilleniyor gözlerimde. Hayal meyal derler ya. Yine de tam anımsayamıyorum.

Gözlerim doldu. Ne çok şey anlatmak istedim!.. Onun küçücük dünyasında dolaşmak ve aramızdaki yıllara rağmen bazı duyguların ve yaşanmışlıkların aynı olabileceğini söylemek... 

Bazen olmayınca olmuyor işte. Kader ve nasip denen şeyin önüne geçilmiyor. Annemin ilk evliliğinin bana göre hayal kırıklığıyla sonuçlanmasında kimsenin suçu yoktu. Hele bir kız çocuğunun hiç.. 

5-6 yaşlarımı anımsıyorum. Çocuk yaşımızın ve psikologların en çok önem verdiği dönemleri... Hiç görmediğim bir baba... Sadece ara sıra adı geçiyor. Öfkeli bir şekilde kurulan cümlelerin arkasındaki soruları soramıyorsun. Korkuyorsun. Seni hayata bağlayan tek enerji anne ve onun da nefret ettiği ve senin deliler gibi merak ettiğin bir kişi BABA.. İçinde tadamadığın bir sevgi ve özlem var. Ama yasaklı. Konuşulması büyük bir hata. Yanlışlıkla "Anne babam nasıldı?" desen, haftalar sürer öfkesi. "Baban gibi bakma, baban gibi yürüme. Babası kılıklı ne olacak!" cümlelerinin altında; küçük bir kız çocuğuna yüklenen ağırlıklar... 

Kızlar doğuştan anadır. Sorumluklarıyla doğarlar. Anne ve babaları arasında barış güvercinleridir. Kadın-erkek ilişkilerini yakından izleyerek büyürler. Hepsi birer küçük kadınlardır.

‘’Anneni mi babanı mı daha çok seviyorsun?’’ sorusuna babasız kızlar hasret duyarlar. Hayallerindeki babalarıyla bitmeyen diyologları vardır.

Babası olmayan kız çocukları kanadı kırık bir güvercin gibidir. Kocaman bir kadın oldukları zaman bile hep kız çocuğudurlar. İçlerinde duygular hiç büyümez. Eşlerinde ve sevdiklerinde aradıkları hep baba şefkatidir. Sevdikleri adamlara hep fedakarca yaklaşırlar. O adamlar asla sahip olamadıkları ve eksik kaldığı duyguları yaşatan babalarıdır. Hiçbir zaman özgür olamazlar. Ona kızan, bağıran ve seven bir erkeğin adı 'koca' olabilir ama derinliklerde güçlü bir babadır. Belki de bu yüzden birçok kadın kendini üzen erkeklerin peşinde koşar. Baba ve koca figürü, sevecen, otoriter ve serttir. 

Velhasıl babasız kız çocuğu olmak zordur. Hayata bir sıfır geride başlarsınız ve yaşam boyunca aradaki bu farkı tamamlamaya çalışırsınız.

Tüm babasız kızlara sevgilerimi gönderiyorum. Mutlu haftalar. 

Babasız evlerde akşam erken olur

Yazarlarımızdan

22 Ekim 2020, Perşembe 10:20
22 Ekim 2020, Perşembe 10:06
22 Ekim 2020, Perşembe 10:05
22 Ekim 2020, Perşembe 09:27
Sıradaki haber yükleniyor...
holder