Filiz Özkol Ben bilirim
HABERİ PAYLAŞ

Ben bilirim

Her şeyi biliyoruz. Bilmediğimiz hiçbir şey yok. Dünyayı biz kurtarıyoruz. En iyiyi biz düşünürüz. Konuşurken dağları deviriyoruz. Aman ha kim bize karşı gelebilir. Sokakta A dan Z ye herkes siyasetçi. Matematik fizik kimya dilbilgisi sanat hep bizim tezgahımızda. Neyi bilmiyoruz acaba diye hiç aklımıza geliyor mu? Yok canım ne alaka. Ayaklı ansiklopediyiz vallahi.

Son günlerde televizyonlarda yeni bir akım bilgi yarışmaları. Seviyorum bu tarz programları. Kendimizle yüzleşiyoruz. Genel kültürümüz testten geçiyor. Takke düşüyor kel ortaya çıkıyor da, kelini gören kim. Burnumuz havada "Ne saçma sorular" yakıştırmalarımız. Bilgisiz cahiliz demeye dilimiz varmıyor.

İnsanoğlunun garip bir yönü. Öğrenme yetimiz varsa vardır. Yoksa zorla olmuyor fakat bir bilene soralım duygusu da hiç yok. Burnundan kıl aldırmama deyimini kim ortaya çıkarmışsa aklını seveyim. Tecrübe konuşuyor ne de olsa. Yüzyıllardır insan doğasında saklı olan egoların şekil değiştirerek bedenimizdeki saltanatını artık kabul etmemiz gerekiyor.

"Televizyonlar olmasa biz ne yapardık?" sorusunun cevabı çok daha bilgili ve kültürlü olurduk düşüncesi geliyor . Isaac Newton, Galileo , Kopernik‘in icatları ile ayaktayız. Şu anda sözde gelişmiş teknolojinin temelinde onların beyin bilgilerinin emeği var. Yüzyıllar öncesinin buluşlarında izlenecek ekranlar mı vardı? Taş üstün taş koya koya bugünlere geldiğimiz kesin ama, artık yok etme bitirme tüketme dönemine girdik. İnsanoğlu tuhaf bir dönemden geçiyor. Rahat ve huzurun bir yelerimize battığı bir gerçek. Olmuyor, olamıyor. Hiçbir dönem bu kadar karmaşa yaşadığımızı zannetmiyorum naçizane.

Kuru gürültünün arasından bilgi toplama derdindeyiz. Toksik bilgilerin kime ne faydası varsa. Ayıkla pirincin taşını. Belki işe yarar bir şey buluruz.

İLİŞKİLERDE BEN BİLİRİM

Doğduğumuz günden bu yana her şeyin en iyisini bildiğini düşünen ve bize bildiklerini dikte ettirmeye çalışanlarla çevrili etrafımız. Kimi zaman bir arkadaşımız, kimi zaman ebeveynlerimiz, patronlarımız, hocalarımız ve hatta kocalarımız bize "Sen nereden bileceksin, ben bilirim” edasıyla yaklaşıyor. Her şeyin en iyisini anneler, tüm yolları babalar, tüm acıları arkadaşlar, tüm okul hayatını hocalar, tüm iş hayatını patronlar, tüm erkekler, kocalar, tüm hissettiklerimizi sevgililer bizden iyi biliyor… Hele konu acıklı bir şeyse ipin ucu iyice kaçıyor! Ne zaman birine canını sıkan bir şey anlatsan bir anda karşında profesör kesiliyor. Empati yapmaya çalışmanın ötesinde çabası. Dinlemeyi de bırakıp senin hikayenin üzerine başka bir hikaye anlatmaya başlıyor.

Televizyon dizi konularının somut örneği anlaşılmama üzerin kurulan konular. Laf salatasının arkasında anlamaya çalıştığımız yamalı çatlak patlak ilişki karmaşası. Kendini anlatmaya çalışan insan topluluğu. Hiç bitmeyen bir döngü aslında bu. Başkasının hangi konusuna kızıyorsak hepsini kendimiz de yapıyoruz. Nerden nereye geldik cümlesinin altında hala bitmeyen egolarımız saklı. Kendimizi gösteremezsek ölürüz. Bilir kişi sayımız , kendini bilmez kişiyle eşdeğerdi. Hatta haddini bilmezler topluluğu. Gerçek bilen nerde bilmecesinin içinden dolaşmaktan sahicilerin içi şişti.

Manav amcamız, taksi şoförümüz, Bakkalımız, Nazife Teyzemiz, Hulusi Abimiz, balıkçı Tahsin Amcamız, iddia bayimiz, hepsi her şeyi çok biliyor. Bilmeyen var mı? Belki de onun bilmediğini bir başkası biliyordur da puzzle tamamlanır.

Çok bilmişlik yaparsan çok düşmüşlük yaşarsın.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder