Beni bana anlat

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

En sevdiğimiz şey, birilerinin bizi, bize anlatması. Kendimizi başkalarının dudaklarından dökülen kelimelerden dinlemenin ayrı bir zevki olsa gerek. Psikologların ve psikiyatrislerin karşısına oturup dakikalarca konuşmanın tuhaf bir egzantresi var her halde. Yaşam kaosunun içinde olmak istediğimiz ve olmadığımız ne olabilir diye düşünebiliriz ama çözüm her zaman başkalarının düşüncelerinde saklı gibi gelir bize. Bizim çözemediğimiz bir olayı bir başkasının özüm getirmesi hep bana düşündürücü gelmiştir. 

Kadın karşısındaki erkeğe usulca sordu. ‘’Beni nasıl anlatırsın veya tanırsın’’ Erkek hissettiği tüm duyguları sıralarken, acaba kadının beklediği cümleleri mi söylüyordu ? Algı kişiye göre değişebiliyor. Senin gördüğünü ben farklı görebilirim. İnsan çok kapsamlı bir omurga olduğuna göre, hangi ucundan tutup ‘’İŞTE BU SENSİN’’ DİYEBİLİRİZ Kİ. Hem niye niçin başkalarından kendimizi duymak isteriz. 

İnsan kendini ifade etmekte neden zorlanır? Neden düşündüğünü, hissettiğini bir türlü tam olarak  istediği gibi anlatamaz?

Peki karşındaki insana SİZ kendinizi anlatırken neler hissedersiniz?

Güzel bir duygudur bir insanın seni anlaması ve seni onaylaması. Kişi kendi duygularıyla o kadar meşguldür ki; karşısındaki kişi dinlerken bile kendi duygularının etkisindedir. Çok az insan bir insanı anlar. 

Bazıları anlatma özürlüdür. Ne kadar çabalarsa çabalasın bir türlü sonuca ulaşamaz. Eğer insan çok iyi bildiği bir konuda bile çevresindekilere kendini anlatmakta zorlanıyorsa hatta düşündüklerini anlatmak için çırpındıkça etrafındaki insanlar uzaklaşıyorsa sorun, o insanın tavır ve davranışlarındadır.

İlişkilerde ‘’EMPATİ’’ önemlidir. Bu önemli özelliği ortaya çıkaran DUYGULAR MI? AKIL MIDIR?

Özel bir yetenektir. Kendinizi bir başkasının yerine koyabilme, onun aklından geçeni hissetme ve anlamaya çalışma becerisi ilişkilerimizin temel taşıdır.  

Fakat, sürekli olarak kendinizi başkasının yerine koyarak yaşamak, kendimizle duygusal olarak kopukluk yaşamamıza neden olabilir ki bu da sonunda bize pahalıya mal olabilir. Fazla empati de, sakıncalıdır. 

Son yıllarda insanların en çok yaşadığı sorunlarından biri, kişilerin sergilediği ve düşündükleri arasındaki gerçek bağlantıyı anlamamaktır. 

Yanılgılar arttıkça ilişkiler arasında uçurum daha açılır duruma gelir. 

İkili ilişkilerde karşılıklı bağırtıların yankısında hep şu sözler vardır .’’ Sen beni anlamamakta direniyorsun. Oysa defalarca aynı şeyi söyledim. Neden hala aynı konuyu konuşuyoruz’’ 

Kendimizi konuştuğumuz kadar karşımızdakini dinleyebilsek. Dengeyi kurma konusunda daha dikkatli olabilsek. İnce nüansların bir ilişkinin geleceğinde önemli rol olabildiğini ve daha uzun ömürlü olabileceğini bilebilsek. 

Ebeveynlerle, gençlerin bitmeyen savaşları, karı koca ilişkileri, aşkın bin bir halleri, komşuluk ilişkileri hep birbirimizi anlama ve anlamama sanatında yatmıyor mu?

İşte yapılan araştırmaların sonucu; 

 Bir insan üzgün ise sürekli uyumak ister ve kalabalık ortamlardan kaçarmış. Güçsüz insan ise çabuk ağlarmış. Dengesiz ve hızlı yemek yiyen kişiler genellikle gergin, yumuşak kalpli bir insan ise her şeyi yanlış anlamaya müsaitmiş.. Yalnız insanlar sürekli güler, acılarını kahkaha atarak anlatırmış. Sevgiye ihtiyacı olan kişi genellikle kızgın bir tavır sergilermiş. 

Her kimse, sizi anlayan kişilerle mutlu olun. 

Ben yalnızca sevdiklerimden korkarım. Çünkü beni sadece onlar incitebilir... ( anonim) 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder