Bir çift sözüm var

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Dünyanın en güzel armağanı bize sunulan konuşma yeteneği. Çoğumuzun tam anlamıyla başaramadığı Allah’ın verdiği farklı bir özellik olsa gerek. Eski büyüklerimizin "çocuklar konuşmaz" diyerek büyüttüğü bir nesil olduğumuz ve, bu zevki çok sonraları tattığımız için tadını çıkara çıkara kullanmaya devam ediyoruz.

Öğretmenlerimizin sesi hala kulaklarımızda. "Sessiz olun, arkadaşınızla konuşmayın, sözümü kesmeyin" diye bağırdığı anda parmaklarımız havada kalırdı. Onlarında kabahati yoktu. Her nesil bir önceki nesilden öğrendikleriyle hayatlarına devam etmeyi öğrenmişlerdi. Eskiler ve yeniler arasındaki farkı, kaybolan değerlerimizle kıyaslandığımızda, çağımızın insanının mutsuzluklarını, gördükçe, keşke her şey yenileneceğine, eskiyerek yaşayabilsek diyeceğimiz günler, giderek daha da özleniyor.

Geçen akşam bir kızımız salya sümük, ayrıldığı sevgilisinden yakınıyordu. Hıçkırıklar içinde şöyle dedi: Ona söyleyecek bir çift sözüm vardı.

Söyleseydin ne olacaktı? Kimi değiştirebiliyorduk ki? İlişkiler yaralı bereli gidebildiği kadar gidiyordu işte. Zavallı insanoğlunun kaderi bu. Ne kendini ne de karşısındakini anlayamadan bu dünyadan göçüp gidecek. Konuşarak anlaşamadığımız bir dönem yaşıyoruz. Galiba biz bu gezegende yaşamayı beceremedik.

Peki konuşma sanatı neymiş? İşin bir de bilimsel yönüne bakalım. "Konuşmasını bilmek; yerinde ve zamanında konuşmak, konuşmasıyla insanları ilgilendirmek, bilgilendirmek ve etkilemekmiş." Üstün bir iletişim becerisiymiş. Hangi konuda konuştuğunuz bilip, bilmediğiniz konuda konuşmamalıymışız. Konusuz konuşma boş konuşmaymış. Salt konuşmuş olmak için konuşmak gereksiz bir kuru gürültüymüş ve sonunda biz zararlı çıkabilirmişiz. Kontrol edemeyeceğimiz, etkileyemeyeceğimiz, değiştiremeyeceğiniz şeylerden konuşmak da, yine çoğu kez boşa zaman ve enerji harcamakmış.

Konuşmasını bilmek aynı zamanda topluluk önünde etkili ve güvenli bir biçimde konuşmak ayrı bir yetenek olsa gerek. Uzman görüşlerine göre; Bazen insanlar topluluk önünde ayağa kalktıklarında ve bütün gözler kendisine çevrildiğinde aşırı heyecanlanır, konuşmasını şaşırır, zihinlerini toparlayamaz, cümlelerini kuramazlarmış. Buna karşın, bazı insanlar da, topluluk önünde, karşısında çok rahat, güvenli ve etkileyici konuşurken tek bir insanla konuşmaya sıra geldiğinde zorlanırlar, terlerler, rahatsız olurlarmış. Topluluk karşısında geniş bir görüş açısına ve istediği yöne bakma özgürlüğüne sahip kişi, tek bir kişiye odaklanması gerektiğinde konuşma yeteneğini  kaybedebiliyormuş.

Günlük hayatımızda ise en çok bizi üzen ilişkiler sonunda içimizde kalan söyleyemediğimiz sözler olur. Kafamızın içinden binerce cümle geçer. En aldırmaz göründüğümüz durumlarda bile tonlarca ağırlıkta sözcüklerin baskısı altında yaşar psikolojimizi bozana dek uğraşırız.

Bir danışanım eşinden yeni ayrılmış ve o taze öfkeyle ağzına ne gelirse söyleniyordu. Her seferinde; ona şu iki çift lafı söyleyemedim derken zavallı kadıncağız roman yazmıştı.

Kızgın ve kırgınsak kendi, kendimizle konuşmayı denemeliyiz.. Dertleşmek diye başlattığınız konular sonra vahim bir hal alabiliyor. Emin olun bu şekilde harcayacağınız zaman ve enerji, sizde ve karşınızdaki kişide stres, kızgınlık, kaygı gibi olumsuz duygular yaratmaktan başka bir amaca hizmet etmeyecektir. Konunun içinde, sağlıkla ilgili bir durum yoksa, gerisi ıvır zıvırdır unutmayın. Vee bilinen bir atasözünü hatırlayalım: Söz gümüşse sukut altındır’.

-Konuşma, insanın aklını kullanma sanatıdır. ()Eflatun

 


Yazarlarımızdan

21 Haziran 2021, Pazartesi 15:35
21 Haziran 2021, Pazartesi 09:06
21 Haziran 2021, Pazartesi 07:03
Sıradaki haber yükleniyor...
holder