YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yüzyıllardır tartışılan bir konudur. Eş ruhlar. Kimiz biz ? Dünya ya neden geldik? Niçin yaşıyoruz? gibi sorular kafamızı kurcalarken, bilinçaltımızda hep bizi düşündüren gerçek vardır ki, bize bu dünyada eşlik edecek gerçek yaşam arkadaşımızı bulmaktır. Doğamızda eşleşmeye ve paylaşıma ihtiyaç duyduğumuz bu olguyu artık inkar edilemeyeceğimiz kadar bir gerçek olduğunu kabul etmeliyiz.Kendi kendimizin yabancısı mıyız acaba ???..

Belki de bu yüzden sürekli arayış içindeyiz.

Belki de bu yüzden hep yanlış kişilere kendimiz teslim ediyoruz 

Belki de bu yüzden aşka bitmeyen bir açlık duyuyoruz. 

Belki de bu yüzden acı çekiyoruz.

Biz bilmesek de, ruhumuz biliyor, tıpkı kendisi gibi diğer ikinci bir yarısı olan bir eş ruhunun olduğunu. 

Başlangıçta hepimiz bir eş ruhla yaratıldık. Biz eş ruhumuzla sonsuza kadar birbirimize bağlıyız. Evrende olağanüstü bir yolculuğa birlikte çıktığımız ve yüzyılları kapsayan bu süreç içinde bir bütünlüğü sağlamak için, sürekli birbirimize bulmaya çalışacağız. Bu belli ki yaşamın bize oynadığı en zevkli ve gerçek oyunlarında biri. Hep birlikte deneyimleyeceğimiz bu yaşamda gerçek eşimizi biz değil, ruhumuz tanıyacak. Eş ruhlarda cinsiyet yoktur ve karşılaşacağınız ruh yaşantınızda önemli bir arkadaş, dost ve sevgili de olabilir. Belki de kendiniz… İşte astroloji bu konuya da ışık tutarak, size gerçek ruh eşinizi tanımanız için ip uçları veriyor. Ruhun karmik bağlantılarının kuzey ve güney ay düğümlerinde saklı olduğunu biliyor muydunuz?

BİZ DAHA ÖNCEDE BİRLİKTEYDİK…

Bazı din kavramları reankarnasyonu şiddetle reddebiliyorlar. Bu konunun inceliğine ve derin bir bilge saygınlığına dokunmak istemiyorum. Toplumsal inançlara her zaman saygılı olmak zorundayız. Bu kitapta daha farklı şeylerden söz etmek ve birbirimizle karşılaştığımız anda yaşadığımız bir büyülü yaşam yolculuğuna ışık tutmaktan başlayabiliriz.. .. Hissetmek ve karşınızdaki kişiyle bütünleşmek diyebileceğimiz bir bileşimden bahsetmek, iki kişinin ruhsal karşılaşmasının ilginç nitelikte bir bütünün parçalarını birleşmesinden söz etmek istiyorum. 

Hepimizin zaman zaman; hissettiği bir dejavu dedğimiz olay vardır. Karma yasasında küçük geriye dönüşlerle aslında bazı bilgiler hatırlatılıyor. Biz geçmişimizle varız. Yaşamımız boyunca karşılaştığınız herkes ve her şey bize bizden haber verirler. Hayat tesadüfü başlayan bir olgu değildir. Belli bir matematik kuralları içinde kurgulanmış bir evrensel deneyimdir. 

TÜM RUHLAR BİRBİRLERİNE GÖREVLİ VE SORUMLUDURLAR

Dünyaya gelmiş ve bedenlenmiş tüm ruhların belli bir yaşam deneyi içinde hareket etmek zorunda olduklarını ruhun sık sık bedene hatırlatması olağanüstü bir durum değildir. Dünyaya gelme nedenimiz sıradan değildir. Ruh evrensel mekanizmada ruhsal ihtiyaçlarını için çıktığı bu keyifli dünya yolculuğunda hiçbir şeyin göründüğü gibi eğlenceli olmadığını ve ağır bir sorumluluk bilinci taşıdığını fakat bu yorucu yolculukta; kendisine eşlik edecek kişilerin yine kendisi gibi deneyim kazanmak için geldiklerini bilinçlendikçe fark edecektir. Bu müthiş güzellikte sunulan deneyimi eğlenceli hale getirmek ve yaşamdan keyif alarak iç sevinçle yaşamak zorundayız.  

YILLARDIR TANIYOR GİBİYİM

Hepimiz birbirimize sıkça söylediğimiz bir cümledir.’’ Sizi yıllardır tanıyor gibiyim ‘’ veya ‘’ onu ne zaman görsem tüylerim diken diken oluyor’’ dahası ‘’ sanki buraya ilk defa gelmedim’’… buna benzer cümleleri birbiri ardına sıralayabiliriz. Peki bizi o kişiye çeken veya iten..Hayalimizde bile göremiyeceğimiz yerlerde ‘’ yaşadım’’ duygusunu hissettiren NEDİR???

AN VE ZAMAN İÇ İÇE ÇALIŞIR…

Yaşadığımız her an geçmiş ve gelecek zamandır.. Neyi kurgulamak ve bu dünyada neyi deneyimlemek istiyorsak; ki ruhumuz bizden daha iyi biliyor. Onu yaşıyoruz.. Tercihlerimiz bizimdir… Sorumluluklarının bilincinde olan bir ruh tabiî ki tercihleri konusunda yanılmayacaktır. Öfkeyi, neşeyi, sorumluluğu, bilgeliği, kıskançlığı, harisliği, hırsı, cimriliği, sevgiyi, v.s… Daha da sıralayabiliriz. Evrende kötü yoktur. Algı vardır. Düşüncelerimizde duygu yoktur. İhtiyaçlarımız vardır.İhtiyacımıza doğru hep birlikte koşarız..

HERŞEYİ BİZ YARATIYORUZ VE BİZE UYGUN EŞ RUHLARIMIZI SEÇİYORUZ

İÇ sesimiz şöyle diyor;‘’ Yaşamımda her şeyi ben seçtim..Bana kazandıracağı deneyim önemliydi..Hepsinden bir şeyler öğrendim… bilgelik kazandım… bana eşlik edecek kişilerin başarısı ve ihtiyaçları önemli değil. Bana öğretecekleri dersler önemli. Başıma gelen her şey olmasını istediğim için oldu..Bilgelik kazanmak için ruhumun buna ihtiyacı vardı.. Bu ihtiyacı benimle birlikte bir çok ruh arkadaşım da denemek istedi. Tüm bu bilgelik görevlerimde defalarca bana eşlik etmiş ruh arkadaşım benim eş ruhum olmayı hak kazandı ve ben onunla birlikte olma hakkına sahip oldum…’’Eş ruhumla o kadar çok bütünleştim ki… en sonunda o ben ben o oldu… yani farklı bir eş ruh yoktur. Kendinizi tanımaya başladığınızda eş ruhunuzun kendi içinizde olduğunu göreceksiniz. Yoğun bir bilgelik çalışması sonucunda tüm yaşam kesitleriniz bir bütünü oluştururlar..Kırık ayna parçalarında birçok yüzü suluetinizin bir parçada birleşmesi gibi..

EŞ RUH KİMLİĞİ YARATMA KOLAY DEĞİL

Hepimiz aynı yolculuğun birer yolcusuyuz. Geniş bir persfektif açısından bakarsak; evrimleşmek için geldiğimiz bu dünyanın her mikro parçalarından öğreneceğimiz çok şey olduğunu ruhumuz keşfetmeye başladığı zaman; anlıyoruz ki, ucu bucağı olmayan bir sonsuzluk denizinde bize sunulan çok keyifli ve sevinç dolu bir içsellik duygusunun varlığını...... Kendimizi keşfetmek, ruhumuzun derinliklerinde yolculuk yapmak ve öğretilerin arttıkça kendimizin eşsiz bir ruh gücüne sahip olduğunu görmek muazzam bir güzelliktir. Ruhsal deneyimlerimizin evrensel boyutuna geçmeden önce , bu dünya ile ilgili görevlerimiz ve öğretilerimizden sorumlu olduğumuz bir bilinç düzeyinde olmanın ve bu bilinç şekillenmesinin belli bir bilgi formasyonunda sunulmasında astroloji dediğimiz bilimsel bir kurguyla formatlanması oldukça ilgi çekicidir.

‘’DENİZİNDE AYAK İZLERİ VARDIR…AMA DENİZE GİRDİKTEN SONRA, NE İZ KALIR, NE İŞARET’’ MEVLANA…

KENDİNİZİ KENDİNİZDE KEŞFEDİN

İçimizde bizim bildiğimizi zannettiğimiz ama bilmediğimiz müthiş bir enerji saklı..Kendinizi içinizdeki sevince teslim edin. Yüreğinizde dalgalar halinde çıkan sıcacık bir akıma karşı koymadığınız öz benliğinize hissettirmeye başladığınızda; geçmişin tüm eş ruhlarınızla bütünleşmeye başladığınızı hissedeceksiniz. Bu yol zor gibi görünen kolay bir ilerleme şeklidir. Uzun tecrübeler bitmek bilmeyen çalışmalar gerekmiyor. Unutmayın ki şimdiye kadar içindeki eş ruhu keşfetmiş insanların sizden üstün bir özellikleri yoktu. Asla ulvi değillerdi. Bu dünya şartlarına uygun bir formasyonda geldiler ve gittiler... Real dünya şartları içinde üstünlük savaşı değil, keşfetme acelemiz olmalıdır.. İçsel keşifleriniz size yardım için hazırlar. Sadece sizin bu isteğe hazır olmanız gerekiyor. Yaşam uzun gibi görünen kısa bir yolculuktur. İçinizdeki keşif yolculuğuna hazırlanın ama asla dinginliğinizi bozmayın.. BİLGELİK SAKİNLİK İSTER.

RUHSAL BÜYÜME VE İÇİNİZDEKİ ENERJİ

Dünyaya tekamül etmek için geldiğinizi biliyorsunuz. Aydınlanma çok farklı bir yoldur. Sayfalarca kendinizi anlatan kitaplar yazabilirsiniz. Günlerce meditasyon yapabilirsiniz. Ruhani boyutlarda çalışmalar içinde bulunabilir ve tüm sanal iletişim araçlarını bu yönde kullanabilirsiniz. Yüksek tekamül için, sizi yoran bu tür çalışmalar yapmanız gerekmiyor. Okuduğumuz kitapları da şimdi benim bu satırlarda sizinle paylaştığım gibi ) biz insanoğlunun beyinsel keşiflerinin parçasından öteye gidemez. Bir şey biliyoruz, oda hiçbir şey bilmediğimizdir. Tüm bunlara rağmen, içimizde bizimle birlikte tekamüle hizmet eden kendi şifrelerimizi çözmek zorundayız. Toplu eğitimler, birlikte yapılan meditasyonlar ve nefes egzersizleri falan… vücudumuza hizmet veren tüm uzuvlarımızın çalışmasına yardım eden bize yüksek bir manevi haz veren destek programlarını tamamen reddetmek de yanlış…AMA HERŞEYİ BU TÜR ÇALIŞMALARDAN BEKLEMEYİN… 

BEN EGOSU

Ruhsal gelişim ben egosuyla birlikte çalışır. Egodan tamamen soyutlanmak; kış gününde ormanda çıplak dolaşmaya benzer.. Ego bizi dış dünyanın sanal taaruzlarına karşı sarıp sarmalar. Eğer egomuzu kullanmamış olsaydık; ne kadar zavallı ve güdümlü bir insan olurduk farkındamısınız??.. Egomuzla iyi geçinmenin yollarını bulmalıyız. Egoyu sağlığa zarar vermeyen bir faydalı kolestrol gibi kullanırsak; zihnimizin , geçmiş zamanlarına ait keşiflerimizde bize yardım edecektir. Beyin egoyla çalışır. Bilgi küstahtır ve kendini sever. Karşısındaki kişiye kendini kolay teslim etmez… Bilgiyi elde etmek için sürekli ve faydalı bir şekilde çalışmalısınız. Siz; ona yaklaştıkça, o size elini uzatır. Her bilgi içinizdeki geçmiş bilgilerin titreşimini harekete geçirir. Ruhunuz beslendikçe daha çok öğrenir ve öğrendikçe içinizdeki tüm geçmiş zamanlara ait kodlamalar açılır ve yüksek bilince kavuşursunuz. 

İÇ SESİNİZİ RİYASIZ BİR ŞEKİLDE DİNLEYİN

Günümüzün bilgileri artık medyatik bir ortamda satın alınmış bilgilerdir. Birileri yazıyor, birileri okuyor ve okudukları şeyleri kendi keşifleriymiş gibi anlatıyorlar ve içsel aydınlığa kavuştuklarını sanıyorlar. Ruhun yolculuğu uzundur.. Öyle üç beş kitapla ve bir iki seminerle bilgi katmanına geçecek ve sonrada ruhsal rehberliğe soyunacak kadar kolay olsaydı, hepimiz ermiş ve derviş olurduk ne yazıkki bilgeliği de ticarete dökmüş durumdayız.

BEN DİYE BAŞLAYAN KELİMEYİ LUGATINIZDAN ÇIKARIN

Dünyanın en değerli bilgisine sahip olsanız bile; 1 saatlik bir konuşmanızda ben kelimesini en az 10 kez kullanıyorsanız; sizin bilgeliğe gidecek yolunuz uzun demektir.. din kitaplarını ve yeryüzünde gelmiş ne kadar din varsa; incelediğimiz zaman görüyoruz ki; hep ‘’biz ‘’ kelimesi kullanılmıştır. Benlikten bize geçtiğiniz an ilk sınavınız vermiş olacaksınız.

BAĞIMSIZ OLUN VE SORUMLULUKTAN KAÇMAYIN

‘’Bedenin kölesi olan hiçbir insan özgür değildir’’ Lucius Annecus Seneca

Yaşamanıza bir hedef koyun… kendi yaşam kalitenizi yaratın ve sürekli çalışın. Başkalarının isteğini değil iç sesinizin isteğini yerine getirin. Hayatın kaynağı sizisiniz. Su yolunu bulur. Sadece dürüst olun.. Canınız sıkkın olabilir, dünden kalan bir öfkeniz veya kızgınlığınızda olabilir. Mutlu kelebek oyunu oynamanıza da gerek yok. Bu sadece öfkelerinizi pres eder ve daha sonraki patlamalarınızın dozunu yüksek tutar. Hiç kimsenin her zaman yüksek rakamlı paraları psikyatristlere ödeyecek  bütçesi olmayabilir. Yapabileceğiniz en güzel şey; sorununuzun çekirdeğine inin ve kesin çözüme gidin. Realite her zaman kazanır. Sorunu çözdükten sonra huzur ve rahatlık zaten oluşacaktır. Sizin ayna karşısında kendinizi kandırmanız da hiç gerek kalmayacaktır. Yüksek titreşimler, sorumluluk bilinciniz yükseldikçe kendiliğinden oluşacaktır. 

HAYATINIZIN YARATICISI SİZSİNİZ

Ruhsal büyümenin maddeyle hiç alakası yoktur. İyi düşündüm iyi hissettim. Arzuladığım her şeye kavuştum. Zengin oldum.. istediğimi giyiyor istediğim seyahati yapıyorum. Ne alakası var diyeceğim gelse de sadece gülümseyebiliyorum. Bilgeliğin ilk şartı sakin ve dingin olmaktır. Yaşamda telaşa yer yok. Bakın doğaya.. ne güzel bir uyumla senkron tutturmuş.. ..Gerçekten zengin olmak istiyorsanız; dünyada bunun çok yolları vardır.Ticaret kafasına sahip olan ve para kazanma odaklı yaşayanlar zaten zengin olurlar. Bu işin maddi boyutu. Biz burada ruhun evrimleşmesi ve ruhani boyutundan bahsediyoruz. Günümüzün insanı artık sanal bir medya kışkırtmasıyla, evrimleştim ruhani çalışmalar sonunda maddi her türlü bolluğa kavuştum diyebilecek kadar komikleşebiliyorlar. Tibet keşişlerinin hiç biri madde ve para üzerinde çalışma yapmıyorlar. Ruhani büyümenin realitesinin farklılığını anlamak kolay bir bilgiyle gerçekleşmiyor. İçe dönmekle, dışa dönmek yer değiştirmiş durumda ne yazık..Başkaları nasıl hareket ediyorsa etsin, ruhsal büyümenin birinci kuralı huzur ve barıştır..Sorumluluklarımızı neşemizle süslemek ve hayatın sınavlarını eğlenceli hale getirmemiz gerekir.. Yürekten sevin. Karşınızdaki kişiyi anlamaya çalışın. Sözleriniz yıkıcı ve kırcı olmasın..sesinizi yumuşak kullanın. Karşınızdaki kişiye huzur verdiğiniz zaman karşılıklı bilinç düzeyiniz yükselir. Evren güzel senkronlu bir müziktir. Orkestrayı bozmamaya çalışın. ‘’ BEN DEMEYİ UNUTUN’’ …Biz dedikçe çoğalacağınızı düşünün. Siz karşınızdaki kişiyi düşünürseniz; evrende doğal olarak, dengeyi sağlamak için sizi düşünecektir. Unutmamamız gereken tek şey sonsuz hayallerimiz olsa bile; Tanrının koyduğu sınırı aşamayız. Nasip kelimesi üstünde biraz daha çalışmamız gerekir…

‘’Ey Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmem için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmem için kuvvet ve ikisi arasındaki farkı görebilmem için akıl ver’’ A. CARRELL


RUHUMUZUN DERİNLİKLERİNDE KOTLAMALARI AY DÜĞÜMLERİMİZ ÇÖZÜYOR

Ruh enerjisi sonsuza dek kaybolmaz. Ruhun cinsiyeti yoktur. Yeniden doğuşun olup olmadığı yüzyıllardır tartışılmıştır. Her toplum kendi bilgilerini ve araştırmalarını yeniden oluşturmak ister. ‘’TOPLUMSAL BEN EGOSU’’… her yeni doğan çocukla yeniden şekillenir. Her birimiz özeliz ve hiç birimiz birbirimizin yerini dolduramayız. Yeni nesil demek, yeni egolar demektir. İçimize dönmeliyiz. Ne kadar çok düşünürsek, sezgilerimizin yolunu açabiliriz. Siz gelişmeye devam ettikçe özel amacınızın ne olduğu hakkında daha büyük farkındalığa sahip olacaksınız. Egolar bizi sınırlar. Sınırlarımızı genişletmeye çalıştıkça bilinç devreye girer. Bir arabanın motoru çalışmak için nasıl ki benzine ihtiyaç duyuyorsa, egomuz olmadan yol alamayız. Ama gereğinde egodan vazgeçmeyi öğrenmeliyiz. Arabayı bırakıp yolda çıplak ayakla yürümeyi başarabilmek gibi. Sevdiklerimize bağlı olmak, konforumuzdan vazgeçmemek bizi köreltir.. doğarken hiç bir şeyimiz yoktu..ölürken de olmayacak.. o halde niye bunca didiniş. 

‘’ EY ZENGİN KİŞİ, SENİN KARNIN TOK..BİR DÜŞÜN DE. …FAKİRİN YANLIŞ HAREKETLERİNE GÜLME ‘’ MEVLANA

SAVAŞ GEÇİREN ÜLKELER’İN TOPLUMSAL BİLİNCİ AÇILIR 

Savaş; varlıkla yokluk arasında bir şok bilinçlenme yaratır. Varlık, bolluk ve maddesellik dünyevi bir boyutta vücudumuza hitap ettiği için, sahip olduğumuz şeyleri kaybetme korkusu yaşarız.. Bireysel olarak vazgeçmediklerimizden toplumsal olarak vazgeçmek zorunda kalabiliriz. Sabır ve uzun bekleyişlerin sonucu evrenin sonsuz dansına ayak uydurmak zorundayız. İnsan kitleleri tarafından benimsenen düşünceler; dünyanın işleyişi biçimini belirler. Bireyler dağılmaya ve realitelerinden uzaklaşmaya başladığı zaman savaşlar devreye girer. Savaş asla arzulan bir şeyin olmadığını biliyoruz. Korku ve kaybetme içgüdüsü bilinç sıçramalarını arttırabilir… Bireysel çabalarınız sonuç vermiyorsa, evren yasası çalışmaya başlar… ‘’ Bir müsibet bin nasihatten iyidir’’..’’ Hırs gözümüzün pasıdır’’…Dünya büyük bir otağıdır.. kabasını yapın.. İncelikleri daha sonraya bırakın… Adım atın yükselin. Daha sonra ne kadar hızlı koştuğunuzu siz bile anlayamayacaksınız..

‘’YAŞAMIN İÇİNDE EN ÖNEMLİ ŞEY YAŞAMDIR…YAŞAMIN GETİRDİKLERİ DEĞİL’’ GOETHE

SAVAŞA SON VERMEK HEPİMİZE BAĞLI

Herkes barıştan bahsediyor. İnsanın içinde öfke ve kinden kurtulmadıkça bir toplumda barışı sağlamak zordur. Dünyaya barış getirmek istiyorsak, önce onu içimizde yaratalım..Dünya barışı zihinsel barışa bağlıdır. Mutlu olmanın birkaç yolu vardır. Bazı insanlar sürekli mutlu olma eğilimdedir. Herşeyin yolunda olduğunu düşünürler. Sahip oldukları maddi şeylere, ya da duygusal tatminlerin birer mutluluk olgusu olduğunu zannederler. İşler yolunda gitmediği zamanda 2 kat acı çekerler. Mutlu olabilmemiz için acının gerçek olduğunu bilmemiz gerekiyor. Hayaller kurup kendimizi avutmak yerine, kısa vadede yaşadığımız acıların sonucunda bilincimizin açıldığını fark etmemiz ve uzun yol başarılarımızı buna borçlu olduğunu bilmemiz gerekiyor. Gerçek mutluluk acılarımızla başa çıkmayı öğrendikten sonra tadacağımız güzel bir şuruptur.

‘’ HAYATTA NE YAPIYORSANIZ YAPIN…ENGELLERİN ÖNEMLİ OLMADIĞINI ÖĞRENİRSİNİZ..ACI VE DİĞER DURUMLAR ORADA OLABİLİR…AMA OLMASINI İSTİYORSANIZ, YAPMANIN BİR YOLUNU BULURSUNUZ.. JACH YOUNGBLOOD

SİZ HEP KÜÇÜK BİR ÇOCUKSUNUZ

Küçüklüğünüzü hatırlayın..Çocukluğunuzun o parlak saf sevinicini yakalamaya çalışın. Doğarken. Masum ve kötülükleri tanımayan ve barındırmayan bir bilinçle geldiniz. Tekrar içinizdeki o küçük çocuğu dönün... Sizde biliyorsunuz ki…bunca yapılan araştırmalar ve çalışmalar içimizde tanrının sunduğu ve bize pink kod olarak yerleştirdiği saf yaşam sevincidir. Bir hayatın içinde kendimizi keşfetmek uğruna öz benliğimizden uzaklaştıkça uzaklaştık. Tekrar özümüze dönelim. Bizi kızdıran ve inciten tüm çevremizdeki kişilerin birer çocuk saflığına sahip olduklarını düşünelim. Bir hepimiz evrenin küçücük çocuklarıyız. Büyüdükçe Tanrıdan uzaklaştık. Şımardık..kendimizi keşfetmeyi bırakıp karşımızdaki kişilerin ayrıntılarıyla uğraştık. İçimize dönerken, çevremizdeki kişilerle senkron tutturmaya çalışın. Bir orkestra düşleyin. Notalar ne kadar uyumluysa, müzik o kadar kulağa hoş gelir. Evren hoş bir sedadır. Ama bu hoş sedanın imzasını hep birlikte atacağımızı bildiğimiz zaman hayat size gülümseyerek bakacaktır. Mutlu olmak istiyorsanız… MUTLU EDİN… Küçüklüğümüzde arkadaşlarımızla oynadığımız oyunlardaki içi sevincinizi düşünün…

ARKADAŞLIK KANATSIZ AŞKTIR…. LORD BYRON

EVREN BİZE HİZMET ETMEK İÇİN VAR OLDU

Evren bize hizmet etmek için var.. Kendinizi sevin….Kendisini sevmeyen bir kişi başkasını sevemez..Biz sevgiyle birbirimize bağlıyız. Göbek bağımız sevgi.. Tek başına var olan hiçbir şey yok. Biz toplu olarak evrimleşmek için geldik. Biz ne yaparsak yapalım; isteyerek ve istemeyerek etki ve tepki döngüsü çalışır. Bz duyarlı olalım. Ruhumuza iyi davranalım ve ruhumuz başka ruhlarla enkarne yolculuğunu rahat yapsın.. Tamamlayıcı olalım ayrıştırıcı değil. Kötü düşünce çığ gibi büyür ve kötülüğü arttırır… Yardım etme büyük bir sanattır ve inceliktir. Karşımızdaki kişinin ruhunu yüceltecek yardımlarımız sizin ruhunuzu yükseğe taşıyacaktır. Akıllı ve yüksek ruhlar yüksek noktalarla birlikte enkarne olucağı için, kendimize uygun ruhları kendimize çekebilelim. Bu kendi akışı içinde olacağı için, asla yorulmayacak ve kendiniz yücelterek evrene hizmet vereceğiniz için yücelme ve yükseliş kendiliğinde oluşacaktır. Akıllı ruhların buluştuğu nokta zaten aradığınız eş ruh eşlemesini getirecektir. 

SİLGİ KULLANMADAN RESİM ÇİZME SANATINA HAYAT DENİR.. JOHN CHRİSTİAN 


KISKANÇLIKLA RUHUMUZ SINAVDAN GEÇER

Kıskançlık kötü bir duygudur ve ruhun gelişmesini engeller ve aşağıya çeker. Kıskançlık aynı zamanda varlığımıza savaş vermemiz için barikat kurarak kendimizle hesaplaşmamızı sağlar. İyilik ve kötülük hepimiz içindir ve kıskançlık köklü bir duygudur. Kıskançlık sayesinde içimizdeki yeteneği ortaya çıkarabiliriz. Kendimiz kendimize ispat etme savaşı ve ölçü olarak aldığımız kişiyle gizli bir yarış.. Abartmadığımız zaman faydalı bile olabilir. Ruh kendinin olumlu ve olumsuz yönlerini bu duygu sayesinde görebilir. İlkel bir duygu siz bir anda yüceltip enkarne olmanıza neden olabilir. Kendisindeki kıskançlığın kötü bir duygu olduğunu farkında olmayan hiçbir kişi yoktur. Bu duyguyu yok edebilme gücü onun ruhunu yüceltir.

KISKANÇLIKTA DOĞANIN BÜYÜK BİR ROLÜ VARDIR..  BRUYERE 

RUH BU DÜNYAYA RAST GELE GELMEZ

Evren sonsuz bir planın içinde varolmamızı sağlayan muazzam bir akıştır. Çok şükür böyle güzel bir akışın içinde biz ruhlar ordusu var olma ve yücelme savaşı veriyoruz. Buna pek savaş da dememek gerekiyor. Evrenin bu sevgi dansında hep birbirlikte elele bu dünyayı deneyimlemeye gelen oyuncularız. Bazılarımız amatör bazılarımız profösyonel..bilen bilmeyene öğreterek ilerleyeceğimiz bu muazzam planda, tabii hatalar olacak.. olmalıda. Geçmiş deneyimlerinin izlerini silmek ve öğretilerini paylaşmak ve bilmediklerini öğrenmek evrensel yasanın bir parçası olarak hiç birimiz bilgimizi saklama ve öğretmeme hakkına sahip değiliz. 

KUZEY AY DÜĞÜMÜ RUHUN BU DÜNYA ÖĞRETİLERİNİ… GÜNEY AY DÜĞÜMÜ GEÇMİŞ ALIŞKANLIKLARIMIZI SİMGELER..

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder