Yaz dostum yaz

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Barış Manço'nun en sevdiğim şarkılarından biridir. 'Yaz dostum'... Konuşamadığımız, içimizde sakladığınız tüm duyguların kelimelerde şekillenip hayat kazanması ve birilerine satırlarınızla ulaşmanın muhteşem güzelliğini yazı yazanlar bilir.

Kalbinizdeki duygular, beyninizle birlikte adeta dans ederler. Binlerce düşünce, elinizin altında kelimelere dökülmek için sırasını beklerken, birçok yazarın mutluluğunun doruk noktasıdır yazmak... Son günlerde, depresyon dalgasına tutulmuş ve uzmanların kapısını çalan arkadaşlarıma tavsiye, "Duygularınızı yazın" reçeteleri olduğunu görünce biz yazarların nasıl da doğru iş yaptığına iyice kanaat getirdim.

Elimize kalem geçince

Kalem kullanmak bir sanattır. Eğer dilin sivri, mürekkebin acımasızsa; kılıçtan keskin bir kafa koparma durumları ortaya çıkıverir.

Veya tam tersi; dünyanın öteki ucundaki kişileri sıcacık bir cümleyle bir araya getiriverirsiniz.

Zor zanaattır yazmak. Kimsenin kalbini kırmayacaksınız. İnsanlara saygılı davranacak, hiçkimseyi incitmeden doğruları, kibarca söyleyeceksiniz, karşınızdaki kişinin kendini koruma duvarına takılmadan.

Eğer engeli aşar, o kişinin bahçesine girerseniz onun da kendini koruma içgüdüsüyle size tepki göstereceğini biliriz de; neden yapmayız. Elimize kalem geçince aslan kesiliriz. Şimdi konunun ucu nereye gelecek diye beklediğinizi biliyorum.

Bir yuva yıkılıyordu

Evet çok sevdiğim bir arkadaşım yazılı basında aslı astarı olmayan dedikodular yüzünden iki gözü iki çeşme beni arayınca; benim de canım sıkıldı. Nedir bu fütursuzluk diye düşünmeden edemedim. Kızın yuvası neredeyse yıkılmak üzere. Üstelik sözde arkadaşları ateşe benzinle gitme sevdaları ve bir anlık zaferleri uğruna, insanların hayatlarında nasıl kaoslar yarattıklarını biliyorlar da, nedense bilmezlikten geliyorlar. Adı üstünde 'Özel Hayat". Bunu genelleştirmenin ne anlamı var desek te maalesef bu işgüzarlar yüzünden aile mevhumu dediğimiz olayların gözler önüne serilmesi gün geçtikçe daha da çoğalıyor.

Tabii bunun tam tersi hak edenler de var

Neden dedikodu?

Ben arkadaşımı teselli etmek için elimden geleni yapmaya çalışırken birden, ağlamayı keserek çok güzel bir konuya değiniverdi.

Biz millet olarak niye bu kadar dedikoduyu seviyoruz? Hiç zaman kaybetmeden araştırdım. Dedikodu bize temel olarak şunu söylüyormuş. Kişilerin davranışlarını yargıla, olayları sorgula ve iyi-kötüyü, doğru-yanlışı ayırt et durumlarıymış. Dedikodu gereksiz bir dostluğun bağlayıcı nedeni de olabiliyormuş.

Dedikodu geçici dostlukların farklı bir ifadesiymiş.

Nasıl olsa günün birinde ihtiyacım kalmayacak, anımı değerlendireyim düşüncesiymiş.

Dedikodu birini kontrol amaçlı kullanma tekniğiymiş. Tabiri caizse karşısındaki kişiyi amaçlarına uygun şekillendirme becerisiymiş.

Güven duygusu

Dedikodu kurbanları ve mağdurları arttıkça kişilerin birbirlerine güven duygusu çelişkiye düşüyor. Toplumumuz dedikoduya gereğince sert bakmıyor düşüncesini akla getiriyor olsa bile, tüm dünya ilişkiler konusunda aynı tutumu izliyor. Sonuç insanoğlunun olduğu her yerde kulaktan kulağa söylemler var. "Söyleme dostuna, dostunun dostu vardır o da söyler dostuna" boşuna söylenmemiş. Rahmetli Barış Manço, eminim bizi bir yerlerden duyuyordur.

Söz dinliyor, yazmaya devam ediyoruz.

Ama, saygıyla sevgiyle. Kimsenin tadını tuzunu kaçırmadan. Ne demiş atalarımız?

"Söz gümüşse, sukut altın". Yazı yazmak çok daha değerli, kendini bilen parmaklarda.

Karşılıklı saygı ve sevginin barındığı mutlu ilişkilerde buluşalım. İyi haftalar.

Yazarlarımızdan

06 Ağustos 2020, Perşembe 07:50
06 Ağustos 2020, Perşembe 07:38
06 Ağustos 2020, Perşembe 07:19
06 Ağustos 2020, Perşembe 07:13
Sıradaki haber yükleniyor...
holder