Bağırsaklarınız sağlıklıysa siz de sağlıklısınız

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Son yıllarda gittikçe daha fazla kabul görmeye başlayan fonksiyonel tıp yaklaşımları, günlük tedavi uygulamalarımız arasında günden güne daha fazla yer buluyor. Bunda beslenmenin önemine ilaveten bağırsakların bağışıklık sisteminin oluşmasındaki rolünün fark edilmesi ve adeta ikinci beyin gibi vücudumuz üzerinde etki gösterdiğinin kabul görmeye başlamasının büyük etkisi oldu. Bağırsaklarımızı, 'içimizdeki dış ortam' olarak tanımlayabiliriz. Çünkü ağızda başlayan ve anüste sonlanan bu sistem besin olarak dışarıdan aldığımız her şeyi vücudumuzun içinde işleyerek vücut sistemlerimizin kullanımına sokuyor. Bu durumda hem dışarıdan vücudumuza soktuğumuzun besinlerin kalitesi ve niteliği, hem de bağırsaklarımızın sağlık durumu öne çıkıyor. Bedenimiz ve zihnimiz dinamik ve iki yönlü bir sistem. Beden sağlığı, beynin de sağlıklı olmasını ve bu sağlığının korunmasını da sağlıyor. 

Bağırsaktaki yararlı bakteriler azalırsa...

İnce bağırsakların iç duvarının hemen altında, 'peyer plakları' denen lenf sisteminin önemli bileşenleri bulunur. Bunların görevi sindirilen besinlerdeki vücuda zararlı mikroorganizmalar veya maddeleri süzmek ve yok edilmesini sağlamaya katkıda bulunmaktır. Bağırsakların iç duvarında ise artık neredeyse herkesin bildiği üzere sindirimi kolaylaştıran ve bağırsak dokusunun sağlıklı kalmasına yardım eden yararlı bakteriler var. Eğer bağırsaktaki yararlı bakteriler azalırsa veya işleyişleri bozulursa, zararlı mikroorganizmaların veya maddelerin süzülme/ortamdan kaldırılma mekanizması zarar görür. Bu durumda, süzülmesi işi peyer plaklarına daha fazla yük olarak eklenir. Peyer plaklarına binen fazladan yük, buradan süzülmeden lenfoid sisteme ve vücudumuza karışır. İşte bu nokta son derece önemli. Zira bu maddeler zamanla vücudumuzda olması gereken seviyenin üzerine çıkıp birikebilir ve gıda alerjileri, bağışıklık sisteminin zayıflaması, fibromyalji sendromu, kronik yorgunluk sendromu, kronik ağrı sendromunun daha da şiddetlenmeye başlaması, metabolizma bozuklukları, dikkat bozuklukları, davranış bozuklukları gibi geniş bir yelpazede karşımıza çıkabilir. Son zamanlarda yapılan bir kısım yayınlarda bu maddelerin fazla birikiminin Parkinson, Alzheimer, demans gibi ağır nörolojik bozuklukları da tetiklediği veya şiddetlendirdiği belirtildi. 

Sağlığı hangi maddeler bozuyor?

Bu durumları engellemek elbette tedavi etmekten çok daha kolay. Ancak günümüzdeki gıda ve beslenme alışkanlıkları maalesef bu durumu engelleme konusunda pek başarılı değil. Beslenme ve yaşam tarzını optimize etmek, hormonal dengesizlikleri düzenlemek, vücuttaki alerjik veya başka sebeplere bağlı inflamasyonu (yangıyı), sindirimi düzeltmek, vücutta biriken toksik maddeleri uzaklaştırmak (detoksifikasyon), enerji metabolizmasını güçlendirmek ve zihni yatıştırmak, fonksiyonel tıp yaklaşımındaki temel ilkelerdir. 

Beynimizin ve vücudumuzun işleyişini bozan maddelerin listesi maalesef çok uzun. Bunların başında yüksek fruktozlu mısır şurupları, şeker tüketimi, trans yağların kullanımı, kafa travmaları, düzensiz uyku, durağan yaşam tarzı, egzersiz eksikliği, stres, toksik ilaçlar, koenzim eksikliğine neden olan ilaçlar, B vitaminleri eksikliğine neden olan ilaçlar, magnezyum eksikliği, glutatyon eksikliğine yol açan ilaçlar, metal içeren ilaçlar, alüminyum ve civa gibi ağır metallerin vücutta birikimi, toksik kimyasallar, gıdalardaki katkı maddeleri ve toksinler gelir. Bu maddeler bağırsaklarda da yararlı bakterilerin florasını bozup genel dolaşıma da katılarak hem zihinsel, hem de sistemik bozulmalara yol açar. 

Fonksiyonel ve bütüncül tıp, bu durumları göz önünde bulundurur. Genel tıbbi yaklaşımlar bazen sadece vücudumuzdaki kimyasal reaksiyonları dengeler ancak altta yatan bu durumları toparlamaya yetmeyebilir. Aynı zamanda, sadece yukarıda bahsedilen maddelerin vücuttaki durumu üzerinde durmak da iyileşmenin yetersiz ve eksik kalmasına yol açabilir. Bu nedenle hekimin hastanın şikayetlerine yaklaşımı son derece önemli. Beslenmenin ve yaşam tarzının optimizasyonu, hastanın hızlı ve etkili bir şekilde iyileşmesini sağlar. Bu amaçla gerek vitamin eksiklikleri, gerek glutatyon gibi önemli bir antioksidanın eksikliği, egzersiz ve beslenme programlarının düzenlenmesi üzerinde araştırma ve uygulamalar hızla devam ediyor. Sizler de en azından yukarıda bahsettiğim zararlı maddelerin alımını azaltmaya çalışabilir, egzersize başlayabilirsiniz. Bu sayede sağlıklı bir beyin ve vücut iyileşmesini başlatabilirsiniz. İlerleyen dönemlerde bu konuda daha detaylı yazıları bu köşede takip edebilirsiniz. Sağlıklı günler dilerim.

Yazarlarımızdan

08 Ağustos 2020, Cumartesi 08:28
08 Ağustos 2020, Cumartesi 08:12
08 Ağustos 2020, Cumartesi 08:06
08 Ağustos 2020, Cumartesi 08:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder