YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Topuk dikeni ayağımızın alt tarafında topuğun yere temas ettiği noktada oluşan kemiksi bir çıkıntıdır. Gastroknemius ve soleus denen baldır kasları topuğa doğru devam ettikçe aşil tendonunu oluşturur ve bu tendon topuğun arka kısmına yapışıp ayağın altına doğru topuğu sararak devam eder. Topuğun alt kısmına da yapışan tendon, parmak ucuna doğru plantar fasya denen ve kemik dokuları bir arada tutan bir zar şekline dönüşür.

Aşil tendonunun plantar fasyaya dönüştüğü nokta, yani topuk dikeninin oluştuğu nokta, yürüme mekanizması sırasında vücudu öne doğru itme kuvvetinin kemikten yumuşak dokuya aktarıldığı noktadır. Dolayısıyla bütün vücut ağırlığının ayağın ön kısmına aktarımı ani ve hızlı bir şekilde bu noktada ortaya çıkar. Yürüme ve koşma sırasında vücut ağırlığının 4-5 katı kadar yük bu noktada kemikten tendona doğru aktarılır. Bu kadar ağır yüklerin tendon kemik bileşkesinde kemiğin zarına, yani periosta yüklenmesi ve buna bağlı olarak periostun sürekli zorlaması nedeniyle bu bölgede inflamasyon denen bir reaksiyon ortaya çıkar. Bu reaksiyon zamanla bu bölgede kalsiyum tuzlarının birikmesine ve kemiksi bir çıkıntı oluşmasına neden olur. Oluşan bu çıkıntı aynı zamanda ayak tabanındaki zarın da normale göre daha fazla zorlanmasına neden olarak gerginleştirir ve kişi hem topuğunda hem de ayak tabanında ciddi ağrı hissedebilir.

Topuk dikeni teşhisi

Bu hastalarda özellikle sabahları uyandıktan sonraki ilk 10-15 adımda ortaya çıkan ve yürüdükten biraz sonra rahatlayan ağrılar söz konusudur. Bu ağrılar daha çok uygun olmayan ayakkabı kullanımında, bozuk ve sert zeminlerde yüründüğünde, hızlı kilo artışının olduğu zamanlarda daha fazla ortaya çıkar. Özellikle kilo artışlarında vücut ağrıya bir süre sonra adapte olabilir, hatta ağrı geçebilir ancak hastalık ilerlemeye devam eder. Hastalık ilerledikçe kişinin hareketliliği azalır ve buna bağlı kilo artışı söz konusu oldukça iyileşme gittikçe daha güç bir hal alır. İyileşmeyi zorlaştıran hem hastalığın ilerlemesi hem de topuktaki çıkıntı ile birlikte ayak tabanındaki zarın da etkilenerek ayak ağrısının ortaya çıkması nedeniyle hastanın hareketliliğinin azalmasıdır.

Teşhisi koymakta hastanın şikayetlerini iyi dinlemek ve iyi bir muayene yapmak çoğu zaman yeterlidir. Tanıyı kesinleştirmek için genellikle basit bir röntgen yeterli bilgiyi verir. Ancak ayak tabanındaki zarda bir enflamasyondan veya yumuşak doku bozukluğundan şüpheleniliyorsa MR veya tomografi ile tetkik yapmak gerekebilir.

Topuk dikeni tedavisi

Tedavi çok yönlü bir yaklaşım gerektirir. Hastanın kilosunu azaltması, tedavi edici egzersizlerini düzenli yapması temel tedavi yöntemleri olmakla birlikte genellikle ve ancak uzun vadede kalıcı sonuçlar verir. Hayat kalitesinin azalması ağrının olabilecek en kısa zamanda azaltılması ve tekrarının engellenmesi ile elde edilebilir. Bunun için çeşitli fizik tedavi yöntemleri uygulanmakta birlikte topuğa uygulanacak ESWT, yani şok dalga tedavileri veya çeşitli enjeksiyon yöntemleri söz konusu olabilir. Bunun yanında ayakkabı değişiklikleri ve özel tabanlık kullanımları söz konusu olmaktadır.

Şok dalga tedavileri kuvvetli ses dalgalarının topuk dikeninin oluştuğu noktaya yönlendirilerek o bölgede oluşan çıkıntının küçültülmesi veya o bölgedeki kan dolaşımı artırılması için yapılabilir. Haftada bir veya iki seans ve toplamda 3- 6 seans olarak uygulanır.

Kortizon enjeksiyonu ağrıyı hızlı bir şekilde rahatlatmak da birlikte genellikle kalıcı çözüm sağlamaz. Yapılan enjeksiyon ağrıyı azaltıp hastanın kilo vermesini ve egzersiz yapmasını kolaylaştırmayı hedefler. PRP enjeksiyonları topuk dikeni ve çevresinde kan dolaşımının artmasını vücudun artan kan dolaşımının olduğu bölgede topuk dikenini küçültülmesini ve ağrının azalmasını sağlar.

Fizik tedavi uygulamaları ağrıyı azaltmakla birlikte ayak tabanındaki ve baldırdaki kasların esnekliğini sağlamak ve yine topuk bölgesinde kan dolaşımını artırarak topuk dikeninin küçültülmesini hedefler.

Ayak tabanını rahatlatıcı germe egzersizleri, ayak tabanında silindir ile ayak tabanına masaj egzersizleri, aşil germe egzersizleri, topuk dikeninin veya topuğun arka kısmında aşil tendonunun kemikle birleştiği noktaya yapılacak yumuşak friksiyon masajları bütün tedavilerin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Bahsedilen tedavi yöntemleri yanında ayak tabanında ortaya çıkan basınç değişiklikleri ve bunun neticesinde oluşan yürüme mekaniğindeki bozukluklar özel tabanlık ve ayakkabı kullanarak engellenebilir. Bu amaçla son yıllarda ayak tabanının basınç haritasını çıkarıldığı ve bu basınç haritasına göre normalden fazla veya az basınç alan bölgelerde basıncın dengelendiği özel tabanlık sistemleri geliştirilmiştir. Bu tabanlıklar sadece topuk dikeninin olduğu hastalarda değil aynı zamanda ayakta anatomik olarak var olan veya dermatolojik olarak ortaya çıkan nasır gibi problemlerin çözümünde de önemli tedaviler sunmaktadır.

Elbette topuk dikeni yukarıda bahsedilen mekanizmalarla normal ayaklarda oluşmakla birlikte anatomik olarak ayak şeklindeki düz tabanlık çukur tabanlık gibi farklılıklar topuk dikenine iyi oluşumunu çok hızlandırmaktadır. Bu nedenle bahsedilen tedavilerin bazı hastalarda tek tek ve sırayla uygulanmasının yanı sıra, genellikle belli bir program çerçevesinde bir arada kullanımı daha doğru sonuçlar vermektedir. Ancak unutmayalım ki topuk dikeninin tedavisinde asıl kural kiloyu azaltmak ve düzenli ayak tabanı egzersizleri yapmaktır. Hepinize ayaklarınızın ağrımadığı rahat yürüyebildiğiniz sağlıklı günler dilerim.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder