Bir Instagram hesabının anatomisi

02 Kasım 2019, Cumartesi 08:00
AA

Orangutanların Beren ablası

Sosyal sorumluluk projelerine karşı hayli hassas ve duyarlı. Orangutanların evi tehdit altındaysa ya da ‘Arıları Koru Yarınları Kurtar’ projesi varsa hemen orada bitiyor.

Küresel İklim Değişikliği’ne duyarlılığından bahsetmiyorum bile. Greta Thunberg’in Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde yaptığı dokunaklı konuşmasından bir bölümünü paylaşmış bile.

Ne yalan söyleyeyim kullandığı farı, ruju, maskarayı paylaşıp profiline bin tane selfie koyup bedavadan fenomen olanlardansa az paylaşımlı ama zengin içerikli bu hesabı takip etmeyi tercih ederim. Hesabının açılış fotoğrafı 2014 yılından, abisi Cem Saat’in kızı Melina’yla...

Melina’ya çok düşkün olmalı. Ona hediye aldığı İngilizce hikaye kitabını paylaşmış. Altına da ‘Keşke bizim müfredatımızda da çocuğa insanlarla ve kendiyle barışık olmayı öğreten kitaplar olsa’ yazmış.

Aman yağız delikanlı Kıraç bunları duymasın! Bihter’di Beren’di demez hazır Cadılar Bayramı üstü Oya Çınar’a verdiği röportajdaki gibi “İngilizce evrensel bir dil diyen vampirdir” diye dişlerini gösterirdi. Hahaha.

Gösteriş meraklısı değil

Meryem Uzerli’nin 2 bin 600 küsur paylaşımlı yorucu hesabından sonra Beren Saat’in 77 paylaşımlı hesabı çıtır çerez gibi gelmesin size.

Paylaşımlarının hemen hemen hepsi anlamlı; az ve öz. Story’le pek işi yok. Belki de teknolojiyle başı hoş değildir. Açıkçası bana biraz “Aman çağın gerisinde kalmayayım” duygusuyla açılmış bir hesap gibi geliyor.

77 post, 4 milyon 200 bin takipçi ve takip ettiği 323 kişiyle temiz bir hesap. Hayatının her anını Instagram’da gösteren ve Instagram’da paylaşmak için seyahat eden gösteriş meraklılarından değil.

‘Benim gerçek atalarım’ yazarak paylaştığı Salvador Dali ve eşi Gala’nın fotoğrafını profilin şampiyonu ilan ediyorum. Kendini paylaştığı fotoğraflardan birini şampiyon yapmak isterdim ama yok denecek kadar az.

Demode romantizm ortaklığı

Son zamanlarda hepkız arkadaşlarıyla fotoğraf paylaşıyor. Eşi Kenan Doğulu’yla olan son fotoğrafını taaa mayıs ayında doğum gününü kutlamak için paylaşmış.

Hani şu tüm magazin sitelerinde dolaşan meşhur fotoğraf. Hatırlarsınız aslında meşhur olan fotoğraf değil altına yazdıklarıydı. Kenan Doğulu’ya hitaben yok efendim “Sen masumiyetini kaybettin”ler yok efendim “Boşanmak işin en kolay kısmı”lar bir de üzerine “İyi ki doğdun da sana aşık oldum” demeler...

Ama ben en çok “Bu demode romantizmde ortağım olduğun için teşekkür ederim” kısmını sevdim. Bu paragrafın içinde en az beş farklı duygu geçişi var. Bazı paylaşımları karmaşık, ucu bir yere varmayan, sonu seyircinin hayal gücüne bırakılan bir film gibi... Neyse, umarım artık daha iyi hissediyordur.

Instagram'ı psikoterapi merkezi gibi kullanıyor

Genelde özel günlerde paylaşım yapmayı seviyor. Doğum günleri, 29 Ekim gibi tarihler ya da kişisel bunalım zamanları...

Instagram’ı kutlama, toplumu bilinçlendirme ya da arınma yeri gibi kullanıyor. Geçen seneki doğum gününde yine karmaşık, insanların kafasında bolca soru işareti bırakan bir yazıyla paylaşmıştı fotoğrafını.

‘Bir yandan kolektif bir aşkta yüzdüğüm bir yandan da en yakınımda nefreti hissettiğim bu doğum günümde artık ağlamayı aşmış gelen her derde gülmekteyim...’ Hepimizin hayatında karadelikte sörf yaptığı zamanlar oluyor. Kimimiz oradan sağlam çıkıyoruz kimimiz yara bere içinde ama bunu bu kadar göz önünde yaşamaya gerek var mı, bilemiyorum.

Instagram’ı psikoterapi merkezine çeviriyor bazen. Bence dizilerden filmlerden çok uzak kaldı. Onun yan etkileri tüm bunlar. Ayy bu hesabı incelerken üzerime bir melankoli geldi. Hava almaya çıkıyorum. Bye...

Sıradaki haber yükleniyor...