Bir Instagram hesabının anatomisi: Özge Özpirinçci

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Kemerlerinizi bağlayın. Ya da bağlamayın rahat oturalım. Bu köşede Instagram profiline sıkıştırılan, kimsenin hayal kırıklığına uğramadığı, mutsuz olmadığı, her şeyin yolunda gittiği ‘müthiş’ hayatları konuşacağız. Posta-Portre’nin bu haftaki konuğu Özge Özpirinçci. 

SALYANGOZU SEVEN BİRİ KÖTÜ OLAMAZ

Bu hafta Instagram’ın en organik hesaplarından birine sahip olan Özge Özpirinçci’yi ağırlayacağız. Onun profilinde neşe, dostluk ve sevgi var. Boyatmayı reddettiği saçlarının önündeki bir tutam beyazıyla, makyajsız haliyle hayli doğal ve sevimli görünüyor. Ben iki tel beyaz saçıma katlanamıyorum ama ona yakışıyor. Sıklıkla sevgilisi Burak Yamantürk’le sevgi dolu fotoğraflar paylaşıyor ama ben en çok yüzünde salyangoz olan fotoğrafı sevdim ve nitekim profilin şampiyonu ilan ediyorum.

Salyangoza bile sevgiyle yaklaşan biri asla kötü olamaz. Ara sıra paylaştığı çocukluk fotoğrafları ise çok hoş. Eski fotoğrafları hep sevmişimdir. Sanırım nedeni de çok basit ve şu; insanlar eskiden 36 pozluk filmlerini sadece mutlu oldukları, özel anlar için harcıyordu. Bu yüzden eski fotoğrafların tadı bambaşka. Şimdi bir günde anlamlı ya da anlamsız yüzlerce fotoğraf çekebiliyoruz ve şu an dünyada karıncadan çok fotoğraf olduğuna neredeyse eminim ama ispatlayamam. 

İYİ Kİ DOĞDUN İNGİLİZ ANAHTARIM!

Yaptığı paylaşımlarla Berrak Tüzünataç’a olan sevgisini her fırsatta dile getiriyor. Özellikle doğum günlerini hiç atlamıyor. Muhtemelen Berrak’ın yaşamak için dünyayı seçtiğine en çok o sevinmiş. Berrak’ın bu seneki doğum gününü “İyi ki doğdun suç ortağım, yedek lastiğim, disko topum, şarj aletim, İngiliz anahtarım, can simidim” notuyla kutlamış.

Bir dostta olması gereken tüm özellikler itinayla sıralanmış görünüyor. Ne diyelim, daim olsun. Bu arada yeni fark ettim ki birçok kişi onu Michael Jackson’a benzetiyor. Biraz andırdığını inkar edemeyeceğim ama bu benzetme bence çok komik. O, olsa olsa Micheal’ın en güzel formu olur.

ÖRNEK İNSAN MODELİ

İyi bir oyuncu olmasının yanı sıra o, örnek bir insan modeli. Bir bakıyorsunuz tükenen su kaynaklarına karşı halkı bilinçlendirmeye çabalıyor, bir bakıyorsunuz bir eşeği sahipleniyor. Müthiş, değil mi? National Geographic geçen sene dünyada yaşanan su krizine dikkat çekmek adına ‘25 Litre’ adında bir belgesel çekmişti. Özge Özpirinçci, doğa ve hayvanlara karşı olan hassasiyetini anlatarak insanları bilinçlendirmek adına bu belgesele konuk olmuştu.

İnsanlığa “Her gün sadece 25 litre su ile yaşamak zorunda olduğunuzu düşünün” diyorlardı. 25 litre, duşumuzu yaklaşık 1 dakika boyunca açık tuttuğumuzda giden su miktarına tekabül ediyor. Suyu hoyratça kullanmaya devam edersek yakın gelecekte günde ancak 25 litre su ile yaşamak zorunda kalacağız ki bu tahmin edeceğimizden çok daha zor bir durum.

Durun Özge’nin yaptıkları daha bitmedi! Henüz yavruyken üzerine aşırı yük bindirilen ve bunun sonucunda yaralanan Zilli adında bir eşek Diyarbakır’da bir barınakta makus kaderini yaşamaktaydı ki süper kahraman Özge onu sahiplenerek Gebze’deki aile çiftliğine götürdü. Zilli, geri kalan günlerini artık yük taşımak zorunda olmadan huzur içinde geçiriyor.  Zor durumda olan tüm hayvan dostlarımıza Zilli şansı diliyorum.

Instagram Notu: 7/10

Sıradaki haber yükleniyor...
holder