Dağ tepe dolaşıp çöp toplayan bir ralli takımı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

TransAnatolia, kısa sürede dünyanın en iyi ralli raid yarışlarından biri olarak anılmaya başladı. İnsanın mücadele duygusuna dayanan ilham verici bir fikirle yola çıktılar ve bugün uluslararası bir spor organizasyonu haline geldiler. İlk yarışı 2010 yılında büyük bir başarıyla organize ettiler ve Türkiye’nin ve Anadolu’nun güzelliklerini tüm dünyada görünür kılmayı amaçlıyorlar. TransAnatolia yarışı bu yıl 15-22 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek. TransAnatolia, uzun yarışlara hazırlanmayı hedefleyen üst düzey sporculara fırsatlar sunarken bir yandan da amatörlerin yeteneklerini geliştirebilmelerine imkan veriyor. Ne hoş! 

***

Bu yıl yarışmanın en dikkat çeken ve en çevreci ekibi, birbirinden renkli kişiliklerden oluşan Enduro School takımı. Enduro School’u özel yapan bazı durumlar var. Hepsini birazdan konuşacağız ama önce Enduro School takımı kimlerden oluşur, neler yapar onları konuşalım. Takım, Murat Yazıcı tarafından kurulmuş. Takımın kahramanlarından Özgür Arseven, 5 yıl önce oğlu ile birlikte Enduro School bünyesinde off-road sporlarına başlamış.

Doktor Soner Büyükkınacı’nın motosiklet tutkusu onu bu ekibe kadar getirmiş. Takımın 1983 doğumlu en genç üyesi Mustafa Daşgın, ünlü bir e-ticaret sitesinin yazılım direktörü. Bu keyifli takımın bir de kadın üyesi var, Hanzade Yıldız. Çocukluk hayali olan motosiklet, 29 yaşından beri hayatının ayrılmaz bir parçası olmuş. Bu keyifli ekip yarış ve motosiklet tutkularının yanında doğayı korumak için ellerinden geleni yapıyorlar.

DÖRT ÇEKER KAMYONUN BAŞINDA İKİ ÇOCUK ANNESİ DERYA HANIM

Enduro School, keyif aldıkları sporla gittikleri yerlere katkı sağlamayı amaç edinmiş bir takım. Amaçları müthiş ancak karşılaştıkları tablo hayli can sıkıcı. 5 Ağustos Çarşamba günü, ekip olarak kamyonlarla piknikçilerin Belgrad Ormanı'nda bıraktıkları bayram çöplerini topladılar. Dört çeker kamyonu ise iki çocuk annesi olan Derya Kuşhan kullandı. Murat Yazıcı’nın minik kızı Kayra ise Derya Hanım’a co-pilotluk yaptı. 20-25 metre çapında bir alandan bir kamyon dolusu çöp toplamışlar.

Dünyamıza insanlığa katlandığı için teşekkür edeceğimiz yere onu kirleterek şansımızı zorluyoruz. Bir geyik ve sevimli ailesi evimizin salonuna davetsizce gelip mangal yapsa, salonunuzun keyfini çıkardıktan sonra size “Hoşça kal sevgili insan” bile demeden arkasını dönüp öylece gitse herhalde “Ne kadar da kaba bir geyik” dersiniz.

Gezegenimizin iyiliği minik bir empatiye bağlıdır belki de… “Yerlere çöp atmak doğaya ve insana yapılan en büyük saygısızlık” diyen Murat Yazıcı ile hem kısa bir durum değerlendirmesi yaptık hem de eğlenceli takımı Enduro School hakkında konuştuk. Şimdi söz Murat Yazıcı’da.

YAŞAM ALANIMIZ DARALIYOR, DOĞAL KAYNAKLAR HIZLA TÜKENİYOR

Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

41 yaşındayım ve bir kız çocuk babasıyım. Off-road sporları ile uğraşıyorum. Aynı zamanda 2015 yılında kurulan Enduro School yarış takımının kurucusuyum. Beş yıl boyunca yarışlarda birçok şampiyonluk elde ettik ama şampiyonluktan daha önemli bir şey başardık ve tüm yarışçılarımızla bir ekip ruhu oluşturduk. Ve TransAnatolia’ın yarışlarına da bu ekip ruhunun verdiği güçle katılıyoruz.

Enduro School yarış takımı nasıl kuruldu? Off-road sporları Türkiye’de ne kadar ilgi görüyor?

Enduro sporlarında dünya geneline göre gerideyiz ama hızlı yol alıyoruz. Yakın tarihte dünyayla aynı seviyeye geleceğimizi düşünüyorum Bu süreçte, biz de kendimize düşen görevi yerine getirmek için bir misyon üstlendik. Misyonumuz off-road sporlarını sevdirmek elbette ama bunun yanı sıra bu sporun doğaya uyumunu sağlamak ve doğanın bu faaliyetlerden etkilenmemesi en hassas noktamız.

Enduro School nasıl bir yarış takımı?

Biz, Türkiye Motosiklet Federasyonu’nun düzenlemiş olduğu üç farklı kategoride yarışlara katılıyoruz ve yarışçı yetiştiriyoruz. 7-12 yaş grubundaki çocuklardan oluşan 10 kişilik bir yarış takımımız var. Amacımız çocukları kupa sahibi yapmak değil sporu hayatlarına sokmak. Öz güveni yüksek kendini ifade edebilen bireyler yetişmesine katkıda bulunuyoruz. Yetişkin yarış takımımızda ise üçü kadın olmak üzere yaklaşık 20 yarışçımız var.

Ekibinizin kamyon sürücüsü Derya Kuşhan’la yollarınız nasıl kesişti? Ekibinizde kamyon süren bir kadın olması ne hissettiriyor?

Derya Kuşhan aynı zamanda Enduro School bünyesinde yarışan bir arkadaşımız. Yollarımız bu spor sayesinde kesişti. Kamyon sürücümüzün kadın olmasının önemi çok büyük çünkü kadınların gücünü temsil ediyor. Biz kadınların her şeyi başarabileceğini göstermek ve bir farkındalık yaratmak için bu görevi ona verdik. Öncelikle güçlü bir kadın. Her şeyi yönetebilen, yöneticilik ruhu yüksek bir kadın. Bu süreçte kızım Kayra Yazıcı da ona co-pilotluk yapıyor. Bu ikili güzel bir takım oldular bence.

BU ÇOCUKLAR HİÇBİR ZAMAN YERE ÇÖP ATMAYACAK

Çocukların da ekibe dahil olması müthiş hayatları boyunca yerlere çöp atmayacaklarına eminim. Çocukları bu projeye dahil etmek aklınıza nereden geldi?

Sporda başarının kupadan ibaret olmadığının bilincinde olan bir ekibiz. Çocuklara sporcu kimliği kazandırırken çevre bilinçlerini de geliştirmek istiyoruz. Sporcu üst kimliği altında toplum içinde güçlü, topluma ve çevreye zarar vermeyecek bireyler olmaları yönünde çocukları öncelikli planımız içine aldık. Biz zaten çöp toplama faaliyetini çok uzun zamandır yapıyoruz. Doğada gerçekleşen binişlerimizi her zaman çöp toplama faaliyeti ile sonuçlandırıyoruz.

Bayram sonrası Belgrad Ormanı’ndaki çöpleri toplamaya başladınız. Nasıl bir tabloyla karşılaştınız?

Bizde vatan sevgisi hep dış güçlere karşı. İçten gelen tehlikelerin farkında olmuyoruz. Kişinin ülkesine, toprağına verdiği zararı ölçmüyoruz. Bu noktada biraz daha duyarlı olmamız gerekiyor. Vatanımız dediğimiz toprakları bu kadar kirletemeyiz. Biz Belgrad Ormanı’ndaki piknikçi kirliliğine alışkınız ancak bayram sonrası gerçekten ürkütücü bir tabloyla karşılaştık. Alışık olduğumuz seviyenin üstünde bir kirlilik ile karşılaştık. Ve yaklaşık 20-25 metre çapında bir alandan bir kamyon dolusu çöp topladık.

Yerlere çöp atmak nasıl bir davranış biçimi sizce? Eğitimle ne kadar orantılı?

Yerlere çöp atmak bizim ülkemizde utanılacak kavramlar arasında yer almıyor maalesef. Çöp atmak doğaya ve insana yapılan en büyük saygısızlık. Bu durumun eğitimle doğru orantılı olduğunu düşünüyorum. Ama tartışılması gereken eğitim durumu değil eğitim biçimi ve içeriği olmalı.

Türkiye’deki bütün çöpleri ayrıştırmadan tek bir yerde biriktiriyoruz. Geri dönüşüm konusundaki eksikliğimizi nasıl yorumluyorsunuz ve ne yapılmalı?

Aslında üzerinde durmamız gereken ‘sıfır atık’ kavramı var. Kaynaklarımızı daha verimli kullanmamız ve atıklarımızı minimize etmemiz gerekiyor. Bundan sonraki aşamada atıkları ayrı ayrı toplayıp ve geri dönüşümünü sağlamamız gerekli.

ÇÖP ÜRETMİYOR OLMAK ÇÖP ATMAMAK KADAR ÖNEMLİ

Herkes kendi çöpünü toplasaydı dünya nasıl bir yer olurdu?

Herkese kendi çöpünü topluyor olsaydı, çöp üretiminde biraz hassas olurduk elbette ama çöp üretmiyor olmak çöp atmamak kadar önemli.

İnsanlara çevreyi temiz tutmak konusunda ne önerirsiniz?

Bildiğimiz kadarıyla evrende başka yaşam alanı yok ve biz devamlı çoğalıyoruz. Yaşam alanımız daralıyor, temiz su kaynakları, doğal yaşam alanları hızla tükeniyor. Çevre kirliliği sadece attığımız çöplerden oluşmuyor. Doğanın korunması için kısıtlı doğal kaynakları verimli kullanmalıyız. Yenilenebilir enerjiye, doğa dostu yaşam alanlarına yönelmeliyiz.

Dünyanın dili olsa sizce insanlara neler söylerdi?

Dünya belki konuşamıyor ama insanlığa derdini yeterince anlatabiliyor. Doğal felaketler, küresel ısınma, iklim değişiklikleri tabiatın bize anlatmak istediklerini açıkça gösteriyor. Fakat Dünya, bizim konuştuğumuz dilden konuşabilseydi muhtemelen bizimle muhatap olmazdı. 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder