Funda Duru İyi ki doğmadın çocuğum!
HABERİ PAYLAŞ

İyi ki doğmadın çocuğum!

Anne ve çocuk arasındaki bağın, evrenin en güçlü, en tılsımlı bağı olduğunu kim inkar edebilir? Belli etmemeye çalıştığımız tüm duygularımızı yüzümüzden okur ya da hisseder, kalbimizin kırıklarını bir güzel toplar ve yerine yapıştırırken bize unutamayacağımız hayat dersleri verip tüm bilgelikleriyle bizi sarıp sarmalarlar. Dünyadaki en saf ve koşulsuz ilişki, anne-çocuk ilişkisidir. Bir bütünün iki parçası…

***

Her şey bir canlıya ev sahipliği yapmakla başladı. Biliyorsunuz; Dünya, üzerinde çok da uzun süre takılamadığımız geçici bir gezegen. Madem doğmuşuz, o halde bu farkındalığın ve benzersiz sevginin doya doya yaşandığı bir ‘Anneler Günü’ geçirin ve annelerin sözlerine mutlaka kulak verin.

Nasıl olduğunu çözemediğim şekilde hep haklı çıkıyorlar. Yeryüzünde tanıştığım ilk insan olan canım annem İlknuş’un ve bu dünyadan gelmiş geçmiş, çocuklarına koşulsuz sevgiyi tattırmış tüm iyi annelerin ‘Anneler Günü’ kutlu olsun.

İyi ki doğmadın çocuğum

Buraya kadar her şey olağan ve gerçek. Ancak son zamanlarda üzerine düşündüğüm, bu gerçekliğin diğer yüzünü oluşturan bazı konular var. Dünyaya bir çocuk getirmenin ağırlığı üzerine… Bu gezegen milyonlarca problemli insanla dolu. Çoğu, travmalarının, kalıplaşmış zihin kayıtlarının esiri ebeveynlerinin eseri…

Arada sırada “Bir çocuğum olsa hayatım nasıl olurdu?” diye aklımdan geçiyor ve ruhum daralıyor. Ben kim oluyorum da ona hiç sormadan bir çocuğu dünyaya getireceğim? Daha dün bu ülkede bir sığınmacının 12 yaşında bir kız çocuğunu kaçırdığını okudum. Her gün ya bir çocuk kaçırılıyor ya birileri tacize uğruyor.

Ben yetişkin halimle kendimi, kendi ülkemde güvende hissetmezken çocuğumu nasıl koruyabilirim? Eğitimde bile eşitliğin olamadığı bir ülkede onun iyi bir eğitim almasını nasıl sağlayacağım? En iyi okulda okutacak param olacak mı? Devletin düşünmesi ve çözmesi gereken problemler neden benim omuzlarımda yaşıyor?

DÜNYANIN EN HUZURLU ÜLKESİNDE DOĞSAN BİLE…

Seni dünyaya getiremediğim için özür dilerim anneciğim ama inan bana bu şartlarda çok da bir şey kaçırmadın. Neredeyse “İyi ki doğmadın çocuğum” diyeceğim. Dünyanın en huzurlu ülkesinde doğsan bile ya düşeceksin dizin kanayacak ya ayakkabın ayağını vuracak, sevdiklerin illa ki hayatının bir noktasında hasta olacak, mutlaka birileri gelip kalbini kıracak, ben dahil kimse seni tam olarak anlamayacak ve sen özünle buluşmayı başaramazsan bunları kendine dert edeceksin.

Benim zaten hem kendimle hem dünyayla bir sürü derdim var. Bir de senin için endişelenmek istemem. Tüm bunlara rağmen yine “Ya anne! Sen bunları dert etme, ben yolumu bulurum” dersen başımın üstünde yerin var. Birlikte süt içmek ve masal kitabı koleksiyonumu seninle paylaşmak çok isterdim ama şimdilik durum bu.           

DÜNYANIN MANZARASI BU KADAR GÜZEL OLMASAYDI…

İçiniz karardı mı? Olsun bir temiz hava alırsınız geçer. Hayatın sadece iyi taraflarını göremeyiz her zaman. Burası Instagram değil. Bu satırları bol ışıklı ve hiç uykusu olmayan bir şehrin en yüksek katından yazıyorum. Birçoğunuza göre yıldızlara daha yakınım ama buradan hiçbiri görünmüyor.

Dünyanın manzarası bu kadar güzel olmasaydı insanlar bunca acıya katlanır mıydı? Ceplerimizde yaşanma ihtimali olan sonsuz olasılığın ağırlığıyla nefes alıyoruz. Başkalarının karar verip uyguladığı sistemlere rağmen yaşamaya çalışıyoruz. Yeryüzündeki tüm bu yaşananlara rağmen elimizde olan tek şey sevdiklerimiz, sevgimiz. Anne olmak cesaret işi. Yazının bu kısmına kadar gelmişseniz anlamışsınızdır, bende o cesaret yok.

Ancak tüm anneler bir şekilde bunu başarmış. Kapitalizme aldırmayın onları her zaman el üstünde tutun. Ben de kendime bir yeşil çay yapayım da biraz rahatlayayım. Bir de P!nk’in minik kızı Willow Sage Hart ile söylediği ‘Cover Me In Sunshine’ şarkısını açacağım. Bana iyi geliyor. Şarkıda da dedikleri gibi “En başından beri dünya dönüyor ve her şey güzel olacak!”

Sıradaki haber yükleniyor...
holder