Selda Bağcan'ın yeğeni Sonat Bağcan: Yüzyıllardır bu topraklarda bizi besleyen sözlere ses olabildiysem ne mutlu bana

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Müzisyen bir aileye doğan Sonat Bağcan aslında bir diş hekimi. Artık ‘dünya starı’ kabul ettiğimiz usta şarkıcı Selda Bağcan’ın da yeğeni. Sonat Bağcan, öğrenim hayatı boyunca, Ankara Müzik Derneği Çocuk Korosu’ndan TRT Ankara Çok Sesli Gençlik Korosu’na kadar birçok koroda görev aldı. 1995 yılında ise ‘Yarın Çok Güzel Olmalıyım Anne’ adlı ilk albümünü çıkardı. 10 parmağında 10 marifet bir kadın olan Sonat Bağcan; yoga felsefesi, bilinçli hipnoz teknikleri gibi birçok öğretide derinleşmeye devam ediyor. Tüm bu öğretileri müzikle birleştiriyor ve ‘Beden ve Nefes Farkındalığı’ adı altında ders ve seminerler veriyor. Geçen yıl halası Selda Bağcan, kardeşleri Serenad ve Seda Bağcan ile birlikte ‘Dört Bağcan Kadını’ adındaki konser serisi büyük ilgi topladı. 20 Ağustos’ta ise, her daim kulağımızda olan ama anlamını zamanla kaçırdığımız Anadolu’nun türkü ve deyişlerine ses verdiği albümünün üç eserlik ilk EP’si ‘Kavl’ı çıkardı. Şimdi söz Anadolu’nun sözlerine tılsımlı nefesiyle ses olan Sonat Bağcan’da…

Müzisyen bir aileye doğdunuz ve 90’lı yıllara dayanan bir müzik kariyeriniz var. Evde her derdini şarkılarla anlatan bir aile canlanıyor gözümde... Doğru mu?

Haksız sayılmazsınız. Müziğin hep baş köşede olduğu bir aile geleneğinden geliyoruz. Her birimiz kendimizi, kendimize has bir tarzda müzikle ifade ediyoruz. Bu gerçekten özel bir durum.

Üç şarkılık EP’niz ‘Kavl’da dinleyicileri hangi eserler bekliyor? Anadolu’nun bir parçası olan bu eserlerle çıktığınız yolculuğu bize biraz anlatır mısınız?

Yaklaşık üç yıldır üzerinde çalıştığım bir ilham bu. Yunus Emre, Nesimi ve Garip Bektaş’ın sözlerini bestelediğim; yine bu toprakların ozanlarının söylediği anonim eserlerin de yer aldığı bir albüm ortaya çıktı. Toplamda 10 eser var ama şimdilik üçünü yayınladık. Kendi bestelediğim Yunus Emre’nin ‘Yine Geldi Aşk Elçisi’ ve Seyyid Nesimi’nin ‘Sığmazam’ adlı eserlerinin yanında Kul Himmet Üstadım’a ait ‘Gafil Gezme Şaşkın’ı yeniden düzenleyip seslendirdim. Sahip olduğumuz değerlerin bilinirliğine katkıda bulunmayı istiyorum. Yüzyıllardır bu topraklarda bizi besleyen sözlere ses olabildiysem ne mutlu bana!

‘KAVL’ ASLINDA HEPİMİZİN KULAĞINA DEĞEN BİR SÖZCÜKTÜR

Albümün hazırlık aşaması nasıl geçti? Kimlerle çalıştınız?

Albümün yapımcılığını eşim Ferit Taneri ve ben üstlendik. Prodüktör ve aranjör ise Ekin Eti’ydi. Ekin, klasik batı müziği eğitimi almış olmasının yanında değerli ozanımız Feyzullah Eti’nin de oğludur. Yani, deyiş ve türkülere hakim bir müzisyendir. ‘Yine Geldi Aşk Elçisi’ adlı eserin intro bestesi Ziya Keser’e ait. Bağlamalar, Ahmet Gökhan Coşkun ve Başar Erbudak’a emanetti. ‘Sığmazam’ adlı eserin aranjesi ve tüm bağlamaları Volkan Kaplan’a ait. Perküsyonda Ufuk Akın İnce, kavalda Görkem Nurullah Ruken, mix-mastering’de ise Can Odman ile birlikte çalıştık ve ürettik.

Kavl’ın anlamı nedir? Ayrıca sizin için ne ifade ediyor?

Kavl, aslında hepimizin kulağına değen bir sözcük. Türk kültüründe isteme törenlerinde “Allah’ın emri Peygamber’in kavliyle” cümlesi illa ki zikredilir. Söz, sözleşme, iletmek, ilan etmek gibi birçok anlamı var. Sadece dört harfin yan yana gelmesiyle oluşan basit bir kelimenin altında, bir o kadar da derinlik olduğunun en güzel kanıtı.

BENİM İÇİN ÖNEMLİ OLAN GÖZ ÖNÜNDE OLMAK DEĞİL İLHAMIN İZİNDEN GİTMEK

İlk albümünüz ‘Yarın Çok Güzel Olmalıyım Anne’ 1995 yılında çıktı. 90’lı yıllardan bu yana müzik piyasasındasınız ama göz önünde değilsiniz. Bu bilinçli bir tercih mi?

Ancak bir ilham geldiğinde, söyleyecek sözüm varsa ve bir şey beni çok heyecanlandırıyorsa üretime geçiyorum. İşte o zaman duramıyorum. Benim için önemli olan göz önünde olmak değil, ilhamın izinden gitmek.

Sizce 90’lı yıllardan bugüne müzik dünyasında neler değişti?

Değişmeyen ne var ki şu anda? Artık yaratımlar daha özgür. Ruhunuza iyi gelenin, ruhunuzu genişletenin ne olduğunu, bu çok çeşitliliğin içinden siz seçeceksiniz.

ERKEĞE ATFEDİLEN BİR ROLÜ KADIN OYNADIĞINDA YADIRGANIYOR

1995’te yılında çekilen, ‘Nereye Gidiyorsun’ şarkınızın klibini açık bulan halanız sözde size kızmış ve babanız Savaş Bağcan da “Benim kızıma kimse karışamaz” demiş. Bu söylenti doğru mu?

Değişik bir senaryo… O klibi rahmetli Ayşe Ersayın çekti. Bu, toplum tarafından erkeğe atfedilen rolü kadın oynadığında, nasıl yadırgadığımızın bir göstergesidir aslında. O zaman gençtim, klibin çok arkasında değildim ama şimdi arkasındayım. Rollere çok da bağlanmamak gerek.

‘Sevgiyle Yürü Yolunu’ isimli bir ninni albümü çıkarmıştınız. Hangi duyguyla bir ninni albümü yaptınız?

Öz saygı ve öz sevgiyi geliştiren bir albümdü. Bu yüzden benim için çok değerlidir.

Yeni projeleriniz var mı?

‘Kavl’ın devamı gelecek. Yaklaşık iki ay arayla diğer eserlerimizi yayınlayarak tüm albümümüzdeki şarkıları dinleyiciyle buluşturacağız. Her biri, diğerinin devamı ve bütünleyicisi olacak. Anonim ve kulağımızın alışık olduğu eserlerin yanı sıra, bestelediğim ve özgün tarzda seslendirdiğim bir Yunus Emre ilahisi; Garip Bektaş, Agahi ve Neşet Ertaş sözleri var. Sonunda hepsini bir Long Play’de toplayacağız.

Halam Selda Bağcan bu toprakların kültürel mirasıdır

Üç müzisyen kardeşsiniz. Aranız nasıl? Birbirinizle iyi anlaşabiliyor musunuz?

Çocukluğumuzdan bu yana aramız her zaman iyiydi. Biz, üç müzisyen kız kardeşiz. Her zaman birbirimizi besler, büyütürüz. Sohbetlerimiz hiç bitmez.

Selda Bağcan gibi dünyaca bilinen bir sanatçının halanız olması nasıl hissettiriyor?

Çocukluğunuzda gözünüze nasıl görünürdü? Herkesin halası nasılsa, o da öyle bir halaydı. Sahnede sesiyle coşturan, hepimize halaylar çektiren Selda Bağcan’dır. Evimizde ise biricik halamızdır.

Selda Bağcan’ın “Mütevazıyım” deyip ardından kendini övmesi sosyal medyada çok konuşuldu. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Herkes her konuda değerlendirme yapma alışkanlığına sahip. Ben konuya böyle bakmıyorum. Halam, senelerdir müziğini yaptığı bu toprakların kültürel bir mirasıdır. Odaklanılması gereken konu budur bana göre.

DÖRT BAĞCAN KADINI AYNI SAHNEDEYDİ

Geçen yıl halanız Selda Bağcan, kardeşleriniz Serenad ve Seda Bağcan ile birlikte, çok ses getiren ‘Dört Bağcan Kadını’ konser serisini yaptınız. Nasıl bir duyguydu?

Hem halamızın sahnesinde kendi tarzımızdaki eserleri seslendirmek hem de bir arada şarkı söylemek çok heyecan vericiydi. Konserler dolu dolu geçti. Binlerce kişiyle yürek yüreğe olmak anlatılmaz bir histi.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder