Yeryüzünden notlar: Çocuklarınıza 'Barbie bebek gibisin' demek yerine 'Güneş gibi pırıl pırılsın' deyin

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Performans sanatçısı ve sanat yazarı Ayça Ceylan; dans, psikoloji, edebiyat ve teknoloji gibi disiplinleri bir arada kullanarak algılama süreçlerimiz hakkında mekana özgü performanslar üretiyor. 2017 yılında kurulan Body in Perform’un kurucusu ve yaratıcı direktörü. Şimdilerde ‘Body Issue’ isimli Podcast yayınlarına başladı.13 farklı ülkeden 13 sanatçının parçası olacağı ‘Body Issue’, sanatçıların yaratıcı süreçlerine dair deneyimlerini beden politikaları, kültürel kodlar ve performans sanatı üzerinden ele alacak. Bu vesileyle ruhumuzun kıyafeti olan bedenimiz ve toplumun insan bedenine bakışı üzerine sohbet ettik.

Ruhumuz, son ana kadar bir bedenin sınırları içinde yaşıyor. Yaşarken bedenden özgürleşmek sizce nasıl mümkün olur?

Bazı meditatif anlar ve rüyalar, bedenden kolektif bilince açılan anahtarlar sunuyor. Bir ağacın yapraklarına daha yakından bakarken, yüzünüze dokunan bir rüzgarla veya bir bardak su içerken tüm yaşamı içtiğinizi hissetmek gibi... Herhangi bir eylemi gerçekleştirirken tüm benliğinizle o eylemle bir olmak ya da olmaya çabalamak gerek. Yaşamımızdan paylaştığımız her bir an, en büyük hediye!

DENGE ER YA DA GEÇ KENDİNİ VAR EDER

Siyahi George Floyd, geçen yıl Amerika'da, sırf var olma sebebi yüzünden bir polis tarafından, orantısız güç uygulanarak göz göre göre öldürüldü. 21. yüzyılda hâlâ beden üzerinden insanların ayrışması ilkel değil mi?

İnsanlık büyük sıçramalar yaptığını iddia etse de evrenin kendi düzeni içinde o kadar büyük sıçramalar yapamadı. Dünya’nın her ülkesi orantısız güç, orantısız sevgi, orantısız nice kavramla dolu. Keşke her birimiz türler arası dengeyi anımsayıp ona göre benlikler inşa edebilseydik. Ama umutluyum, denge er ya da geç kendini var eder!

Çocukların kendiyle barışık olması için bedeni üzerinden eleştiri yapılmamasının yanında olumlama da yapılmaması gerektiği söyleniyor. Mantıklı mı?

Performanslarıma oyunları da dahil ettiğim için hem çocuklar hem içindeki çocuğu anımsamak isteyen herkes dahil oluyor. Deneyimlerim bana şunu gösterdi ki, sadece çocuklar için değil yetişkinler için de olumlama yaparken dikkat edilmeli. Güzelliği öveceksek “Barbie bebek gibisin” diyeceğimize “Güneş gibi pırıl pırılsın” deyin. Bize ezberletilen kalıpları bir miktar sorgulasak zaten her birimiz kendimize özgü cümleler kurabileceğiz.

BERRAK BİR ZİHİNLE BAKARSANIZ ERKEK EGEMEN YÖNELİMİN SARSILDIĞINI GÖRÜRSÜNÜZ

Fiziksel olarak erkeklerin kadınlardan biraz daha güçlü olmalarının, kadınların ruhuna hükmetmeleri anlamına gelmediği ne zaman anlaşılacak sizce?

Bedenle ilgili olan her hal, varoluşsal bir durum. Varlığın sahip olduğu o kabı ehlileştirme çabasının kökenleri eskilerde. Çevrenize berrak bir zihinle bakarsanız erkek egemen yönelimin, güç dengesinin sarsıldığını görürsünüz. Türler arası dengenin korunduğu, doğayla daha senkronize zamanların yeniden doğuşunun arifesindeyiz.

Bu dünyaya çıplak geliyoruz ama ne giydiğimiz, ne düşündüğümüzden ve nasıl bir insan olduğumuzdan daha çok konuşuluyor. Bu ilkellik ne zaman son bulacak?

Ruh ve bedenin denge hali gerçekleştiğinde ne giydiğinizin bir önemi yok. 1950’lerden bu yana giderek etkisini arttıran bir tüketim sürecindeyiz. Instagram’a baktığımda şaşırıyorum. Bir insan nasıl her fotoğrafında başka bir şey giymek zorundaymış gibi hisseder? Umut ediyorum ki artık daha az tüketeceğiz ve daha çok kendimiz olup bolca gülümseyebileceğiz.

COĞRAFYADAN, CİNSİYETTEN VE YAŞTAN BAĞIMSIZ OLARAK HEPİMİZ BİRİZ

Peki, Body in Perform’da neler yapıyorsunuz?

Body in Perform, performans sanatçılarını, performans küratörlerini ve bedene dair merakı olan herkesi bir araya getiriyor. Türkiye’de performans sanatının görünürlüğünü artırmayı amaçlıyoruz. Coğrafyadan, cinsiyetten, yaştan bağımsız olarak hepimiz biriz ve birbirimize bağlıyız. Hep beraber nasıl iyileşebileceğimizi hatırlatmayı umuyoruz.

13 farklı ülkeden 13 sanatçının parçası olacağı 'Body Issue' Podcast programında kimleri ağırlıyorsunuz?

Şu ana kadar dört sanatçı konuğumuz oldu. İlk konuğumuz Brooklyn’de yaşayan sanatçı Stas Ginzburg, Pakistanlı görsel düşünür, performans sanatçısı ve yazar Natasha Jozi, göç politikalarını ve kimlik meselesini sürecine dahil eden performans sanatçısı, küratör Hector Canonge ve kamusal alan ve beden kavramlarına odaklanan ve Londra’da yaşayan Filipinli sanatçı, bağımsız küratör Rhine Bernardino’yu ağırladık. 2022 ilkbaharında, tüm yayınlarımız tamamlandıktan sonra, projemizi bir kitaba çevirmeyi umuyoruz. Etkinliklerimizden haberdar olmak için ‘@BodyinPerform’ Instagram hesabımızı takip edebilirsiniz ya da ‘bodyinperform@gmail.com’ adresine mail atabilirsiniz. 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder