'Turizm bir kitle hareketidir ve doğa ile iç içedir'

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Merkezi Londra’da bulunan Dünya Turizm Forumu Enstitüsü (WTFI), turizm sektörünün en önemli akıl önderlerinden biri. Kurum, turizm sektörünün geleceğine yön veren hem akademik hem de iş dünyasını ilgilendiren çalışmalar yürütüyor. Enstitünün kurucu başkanı Bulut Bağcı ile Türkiye ve dünyada turizmi konuştum.

• Dünya Turizm Forumu Enstitüsü turizme nasıl bir katkı sağlıyor?

Çalışmalarımızla ilgili güncel bir örnek vermek isterim. Covid-19 ilk başladığında, kıyı otelciliği ile ilgili yaptığımız araştırmalarda özellikle hijyen şartları sebebi ile Açık Büfe kavramının evrimleşip daha steril bir hal alacağını öngörmüştük. Kısa süre sonra tüm otel grupları ‘Açık Büfe’ kavramını belirttiğimiz formata evirdi. Ayrıca enstitünün en önemli çalışmalarından biri de hükümetlere turizm konusunda danışmanlık veriyor olması. Bu kapsamda şu ana kadar çalıştığımız ülkelerden bazıları; Angola, Güney Afrika, Pakistan ve Endonezya. 

• İçinde bulunduğumuz küresel salgının turizmin geleceğini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz? Turizm sektörü, insan sağlığını göz önünde bulundurarak bundan sonraki süreçte nasıl sürdürülebilir önlemler almalı?

İçinden bulunduğumuz pandeminin turizm bakışı ile en riskli kısmını atlattık. Bundan bir yıl öncesine döndüğümüzde havayolu şirketleri, oteller ve hatta ülkeler bu konuyu nasıl yürüteceklerini bilmiyorlardı. Hatırlarsınız ‘maske’ tüm ülkelerde neredeyse karaborsada satılmaya başlamıştı. Şu an tüm kurum ve şirketler salgını nasıl yönetebileceğini daha iyi biliyor ve süreçlere hâkim. Salgının bize öğrettiği bir gerçeklik var, o da steril ortamlar. 

Bundan sonra çoğu ülkenin bakanlıkları bu konu ile ilgili yönetmelik ve zorunluluk getirdi. Otellerin, havalimanlarının, uçakların, dahası yaşam alanlarımızın steril olması çok önemli. Eminim ki COVID-19 virüsü hayatımızdan çıkmayacak. Biz kendimize ona nasıl evrimleştirebiliyoruz ona bakmamız gerekli.

• Tüm dünya iklim krizi ile mücadele ediyor. Özellikle turizm kentleri iklim krizinden en az zararla etkilenmek için doğayı ve insanı koruyan bazı önlemler almalı. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz, iklim krizi ile mücadelede Turizm sektörünün üstüne düşenler neler olabilir?

Bir başka önemli konuda da iklim krizi tabii. Belki 2021’e kadar ülkemizde çok bilmezdik iklim krizini. İklim krizi kendini yanan ormanlarımızla ve sel felaketleri ile gösterdi. Bu konuda daha önce de dile getirdiğim gibi, turizm bir kitle hareketidir ve bu hareket doğa ile iç içedir. Ne zaman biz doğayı yıkmaya başlarsak o da bize tepki gösterir. Bu konuda kamu ve özel sektörün daha titiz olup, birlikte hareket etmesi gerektiği kanısındayım. Biz turizmciler olarak özellikle, taşımacılık kısmında 0 emisyon gibi konulara önem vermeliyiz. Ayrıca, yeni tesisleşmede daha çok betonlaşmaya değil, yatay ve doğal mimariyi gözetmemiz gerektiği kanısındayım. 

Akdeniz’de 5 yıldızlı bir otelin bahçesinde gezerken gözüme çarpan palmiye ağaçları yerine bölgenin doğasında olan Limon ve portakal ağaçlarının olmasını bir sosyal bilinç olarak görüyorum. Ayrıca, kitle turizmi yapan sahil bantlarımızdaki otellerimizde özellikle iklim ile ilgili konuları ilgilendiren atık yönetiminin sistemli ve kamu tarafından kontrollü yapılması çok büyük önem arz ediyor. 

• Bir röportajınızda Dünya Turizm Forumu’nun ekonomik büyümeye katkı sağladığını belirtmişsiniz. Dünya Turizm Forumu olarak küresel iklim kriziyle mücadele etmek için bir çağrı, oluşum ya da hareket gerçekleştirmeyi düşünüyor musunuz?

Evet, WTFI olarak ana hedeflerimizden bir tanesi turizm ile ekonomik kalkınmayı sağlamak. Turizm demek iş gücü demek, turizm demek döviz girdisi demek, turizm demek kadın iş gücü demek. Biz WTFI olarak turizmin bir ülke için ekonomisinde petrolden daha değerli olduğuna inanıyoruz. Çünkü, sadece elinizdeki ürünleri doğru pazarlayarak ülkenize hızlıca turist çekebilirsiniz. İklim krizi bizim 3 yıldır gündemimizi ciddi anlamda alıyor. Bu konuda 12 Ekim’de, Brüksel’de gerçekleştireceğimiz Global Tourism Forum Avrupa Liderler Zirvemizde de kapsamlı ele alacağız. Ama hedefimiz özellikle turizm sektörü olarak İklim Krizinin etkilerini minimuma indirmeye ilişkin kapsamlı bir yol haritası üzerinde çalışmak. Bunu 2022 Mayıs’ta tüm dünya ile paylaşıyor olacağız. 

• Gerçekleştirdiğiniz forumlara dünyanın dört bir yanından, turizm sektörünün önde gelen isimlerinin katılım gösterdiğini görüyoruz. Bu, Türkiye’nin turizm ekosistemindeki konumunun daha da güçlü hale gelmesine ciddi bir katkı sağlıyor. Dünya Turizm Forumu olarak, diğer ülkelerle hangi ortak paydalarda buluşuyorsunuz? 

Bizim hedefimiz, az önce de dediğim gibi, ülkelerin ekonomilerinin turizm ile kalkınmasını sağlamak. Ben derim ki ‘Turizm ülkelerin yeşil petrolüdür’. Nedir yeşil petrol? Hiçbir kuyu kazmadan sadece doğru tanıtım ve yönetim ile milyonlarca turisti ülkenize çekebilmenizdir. Bakın bunu kaç sektörde yapabilirsiniz? Başka bir sektörde bu derece ciddi bir döviz girdisi sağlamanız mümkün değildir. Evet Türkiye benim doğup büyüdüğüm ve turizmi öğrendiğim vatanım. Ama görüyorum ki, artık küresel bir dünyada yaşıyoruz. Milliyetinizin, hangi pasaportu taşıdığınızın veya hangi dili konuştuğunuzun benim gözümde bir önemi yok. Önemli olan dünya vatandaşı mıyız? Bence bu daha önemli. İstanbul’dan Hanoi’ye, Jakarta’dan Encemine’ye, New York’tan Brüksel’e dönüp baktığımızda, turizm her yerde ve milyonlarca kişinin kalbine dokunmuş. Ayrıca; turizm demek barış demek. Savaşın olduğu yerde turizm konuşmamız mümkün değil. 

• İklim krizi ile mücadelede turizme yatırım yapmayı düşünen yatırımcılara neler önerirsiniz?

Turizm yatırımları asla değer kaybetmez. Sadece yatırımcılara tavsiyem değişen dünyada kendilerini yeni trendlere evirmesi. Eski trendler ile yeni hayaller kurmamalılar. Dünya hızla değişiyor. Bu değime ayak uyduran sektör yatırımcıları ciddi anlamda kazanç elde edebilirler. 

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder