Gizem OnarÇiçekler açarken burnum kapanıyor

HABERİ PAYLAŞ

Çiçekler açarken burnum kapanıyor

Bahar… Hani şu herkesin şiirlerle övdüğü, ağaçların çiçek açtığı, kuşların flörtöz cıvıltılarla şehri ele geçirdiği o mevsim. Herkesin içi kıpır kıpır olurken, benim burnum kıpırdamıyor. Çünkü tıkalı. Nefes alamıyorum. Bahar benim için renkli bir tablo değil, burun spreyiyle sabah selamlaşmak, antihistaminlerle günü kurtarmaya çalışmak demek.

Ne zaman biri “Bahar geldi!” diye sevinç çığlığı atsa, ben burnumu çekerek “Geldi evet…” diye iç geçiriyorum. Bahar alerisi, zarif bir adı var ama yaşarken o kadar da zarif olmuyor. Gözlerim sulanıyor, sanki gece boyunca ağlamışım gibi sabahlara uyanıyorum. İnsanlar “Aşk acısı mı?” diye soruyor. Yok canım, sadece polen.

Haberin Devamı

İstanbul’da bahar demek zaten başlı başına bir sınav: bir yanda ani yağmurlar, bir yanda sarı çiçekli düşman orduları (nam-ı diğer polenler). Maskelerle vedalaşmamızla beraber, burnum da özgürlüğüne kavuştu derken, meğer polenlerden korunmanın en iyi yolu maskeymiş! Hadi bakalım, geri dönüş zamanı.

Doktorum geçen yıl bana “Güneşli, rüzgârlı günlerde dışarı çıkma,” dedi. Ben de sordum: “Yani İstanbul’da nisan ve mayıs boyunca evde mi kalayım?” Gülümsedi. Gülümsedi ama o gülümsemenin altında “Evet” vardı.

Ama ne yapalım, her mevsimin bir sınavı varsa, benim bahar sınavım da burnumdan geçiyor. Spreyimi çantama atıyorum, göz damlalarım her an elimin altında. Ve artık alerjiyle savaşmayı değil, onunla yaşamayı öğreniyorum. Çünkü bahar sadece dışarıda değil, içimde de yeşermeli.

Alerjisi olanlara sevgiler, yalnız değilsiniz. Ve burnunuzu çekinmeden çekin… Çünkü bu bizim mevsimimiz, biraz gözyaşı, bolca hapşırık ve inadına gülümsemeyle geçecek!

Sıradaki haber yükleniyor...
holder