Gizem OnarKaybol, sonra çık: Submarining

HABERİ PAYLAŞ

Kaybol, sonra çık: Submarining

Hayatımda öğrendiğim en ilginç ilişki terimlerinden biri: Submarining. Adı bile yeterince havalı, değil mi? Ama işin gerçeği pek de havalı değil. Kısaca şöyle: Biri hayatınıza giriyor, bir süre ortalarda fink atıyor, sonra birden sessizliğe gömülüyor. Hani sanki denizaltıya binip okyanusun dibine inmiş gibi. Aylarca ses yok, iz yok. Derken bir gün “Selam, nasılsın?” diye çıkıveriyor karşınıza.

İnsanın aklına ilk gelen şu oluyor: “Acaba telefonum çekmedi de mesajlar mı kayboldu?” Sonra fark ediyorsunuz ki, hayır, mesele o değil. Karşınızdaki kişi tamamen kendi isteğiyle yok olmuş. Ve işin daha da tuhaf yanı, geri döndüğünde kaybolduğu dönemi hiç konuşmuyor. Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi davranıyor. Yani tıpkı Netflix’te ara sezonu atlayıp bir sonraki bölüme geçmek gibi.

Haberin Devamı

Çevremde bu tarz örnekler gördüm; gerçekten komik ve düşündürücü. İnsanlar sanki suyun altına dalıp keyfine göre çıkıyor. Döndüklerinde de bizden aynı sıcaklıkla karşılamamızı bekliyorlar. Ama işin aslı şu ki; oksijeni bitince yüzeye çıkan denizaltı gibi geri dönmek, güveni tazelemiyor.

Submarining bana tek bir şey düşündürüyor: Biz kimseyi limanda beklemek zorunda değiliz. Çünkü beklemek, kendi yolculuğumuzu ertelemek demek. Benim tercihimse hep kendi yoluma devam etmekten yana.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder