Gizem OnarSessizlikten neden korkuyoruz?

HABERİ PAYLAŞ

Sessizlikten neden korkuyoruz?

Bir kafeye oturuyoruz.

Telefon masada.

Kulaklık kulağımızda.

Televizyon açık.

Yan masadan konuşma sesleri geliyor.

Arada bir telefon titreşiyor.

Ve bütün bunların arasında biz hâlâ “sessiz bir gün geçiremedim” diyoruz.

Aslında sessizlikten kaçıyoruz.

Çünkü sessizlik geldiğinde düşünmeye başlıyoruz.

Gün içinde sürekli bir şeylerle meşgul olmak belki de biraz bundan daha kolay.

Telefonumuza bakıyoruz.

Bir video açıyoruz.

Bir şarkı dinliyoruz.

Birilerine mesaj atıyoruz.

Sırf kendi düşüncelerimizle baş başa kalmamak için bile ekranı elimizden düşürmüyoruz.

Haberin Devamı

Eskiden otobüste yolculuk yaparken camdan dışarı bakardık.

Şimdi yolun nasıl geçtiğini bile fark etmiyoruz.

Çünkü herkesin elinde bir ekran var.

Belki de teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken bize başka bir alışkanlık kazandırdı:

Hiçbir şey yapmadan duramamak.

Bir kafede tek başına oturan birini gördüğümüzde bile şaşırıyoruz.

Hemen telefonuna bakıyor.

Çünkü tek başına oturmak sanki eksiklikmiş gibi.

Oysa insan bazen yalnız kalmalı.

Bir kahveyi gerçekten kahve olduğu için içmeli.

Bir manzaraya fotoğrafını çekmeden bakmalı.

Bir yolculukta sadece yolu seyretmeli.

Ve bazen hiçbir şey dinlemeden birkaç dakika oturmalı.

Çünkü zihnimizin de boş kalmaya ihtiyacı var.

Her saniyesini doldurduğumuz bir hayatın içinde kendi sesimizi duymamız giderek zorlaşıyor.

Belki de bu yüzden insanlar kendilerini bu kadar yorgun hissediyor.

Çünkü bedenimiz dinlenirken zihnimiz hâlâ çalışıyor.

Bildirimler geliyor.

Haberler geliyor.

Mesajlar geliyor.

Başkasının hayatı geliyor.

Ve bizim hayatımız, bütün bu gürültünün arasında kendine yer bulmaya çalışıyor.

Belki bugün telefonu biraz erken bırakmalıyız.

Televizyonu kapatmalıyız.

Kulaklığı çıkarmalıyız.

Ve sessizlikten korkmamayı öğrenmeliyiz.

Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan cevap yeni bir videoda değil, kendi kafasının içindedir.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder