Karantina döneminde konfor alanınızdan uzaklaşmanızı sağlayacak öneriler

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Hepimiz zor günlerden geçiyoruz. Hem sağlıklı kalmaya hem yaşamı devam ettirmeye çalışıyoruz. Bu noktada bizi bekleyen en büyük tehlikelerden biri de psikolojik anlamda sağlıklı kalabilmek ve biliyorum bu hepimiz için gerçekten zorlu bir yol.

Bu zorlu süreci hepimiz farklı göğüslüyoruz; kimimiz evden çalışıyor, kimimiz evden çıkmamayı tercih ediyor kimimiz ise ev ve iş arasında mekik dokuyor. Hepimizin paranoyalarla uyuyup uyandığı bugünlerde bizi etkisi altına alabilecek en büyük tehlikelerden biri de konfor alanımız.

İnsan, yaradılışı gereği tehlike anında kendisini güvende hissetmek ister. Tüm eylem ve çabaları da buna yöneliktir. Bu salgın sürecinde hepimizin ruhundan kaygı, endişe, korku, mutsuzluk gibi hisler geçiyor. Kendimizi güvende hissetmeye çalışıyoruz ve farkındaysanız kendimize bir konfor duvarı örmüş durumdayız. Fakat bu bizi bekleyen en büyük tehlikelerden biri. Şu an çoğumuz için konfor alanı sevdiğimiz dizi, filmleri izleyerek sevdiğimiz insanlarla keyifli vakit geçirmek gibi görünüyor. Evet zor günler, sıkıntılı süreçlerden geçiyoruz ama olduğumuz yerde kalmamak kendimizi geliştirip bir sonraki adıma geçebilmek için konfor alanından çıkmamız gerekiyor. 

Konfor alanı her insan için farklılık gösterir ve 4 farklı katmandan oluşur. 

1- Konfor Alanı:

Kontrol edebildiğimiz ve güvende hissettiğimiz alandır. Benliğimizi, zihnimizi ve ruhumuzu hiç zorlamadan keyifli geçirdiğimiz vakitleri kapsar. Bu katmanda kendimizi iyi, güvende ve mutlu hissederiz ama olanla yetinir ve asla gelişim ve değişim göstermeyiz. Yani aslında hissettiğimiz gibi harika değil; çaresiz olduğumuz katmandır. Bu nedenle kalıcı olmadığımız; geçici durağımız olan katmanımızdır. Sınırın dışına çıkmamız gerekir. Aksi takdirde konfor alanına alışacağımız için, bu zorlu süreç geçtiğinde biz sınırları zorlamayacak ya da o sınırları aşmak için zorlanacağız.

2- Korku Alanı:

Konfor alanından çıkmaya başladığımızda kendimizi eksik, yalnız ve mutsuz hissetmeye başlarız. Özgüvenimizin kaybolduğu, devam edebilmek için yeni şeyler yapmamız gerektiğini fark ettiğimiz katmanda buluruz kendimizi. Bu aşamada ya konfor alanına geri dönerek hep olduğumuz yerde sayarız ya da pes etmeyerek gelişime hazır olduğumuzu göstermemiz gerekir. İlgi alanımızdan ziyade etki alanımızın ne olduğunu keşfetmeye başlarız. Bu katman gerçekten cesaret isteyen, zorlu bir katmandır. Beklemede kalmayıp faaliyete geçtiğimiz, sınırlarımızı zorladığımız ve kapasitemizi genişletmeye başladığımız katmanımızdır.

3- Öğrenme Alanı:

Artık öğrenmeye, gelişime ve değişime açık olduğumuzu hissettiğimiz katmanımızdır. Yeni yeteneklerimizi ve isteklerimizi keşfettiğimiz, pes etmeden çalışma gücü bulduğumuz aşamadır. Özveri ve disiplin isteyen bu katmanda devamlılık ve pes etmemek en önemli etkendir. 


4- Büyüme Alanı:

Artık korkularımızın tamamını yendiğimiz katmandayız. Başarabildiğimizi gördüğümüz, gelişimin devamlılığını keşfettiğimiz alandır. Belirlediğimiz hayallere ve amaçlara ulaşmak için planlarımız doğrultusunda hareket ettiğimiz ve gelişmekten korkmadığımız bir yaşam biçimini elde ettiğimiz yerdir. Bu katmanda yaptığımız tüm faaliyetlerin karşılığını almaya başlarız. Yani ektiğimizi biçtiğimiz dönemdir. Bu da insanda azmi, heyecanı ve coşkuyu katlar ve başarma güdüsünü tetikler.

Neden konfor alanından bahsediyoruz? Çünkü şu anda gördüğümüz gibi hepimiz konfor alanına, yani kabuğumuza çekildiğimiz bir dönemden geçiyoruz. Kendimizi iyi ve güvende hissetmek için çaba sarf ediyoruz. Evet buna ihtiyacımız var ama bu konfor alanının sürecini uzatmamalıyız. Bu bizler için kritik bir tehlike. Fiziksel sağlığımızı koruyalım derken psikolojik sağlığımızı tehlikeye atmamalıyız. Gelişimi durduran bir bünyede psikolojinin güçlü kalmasını beklemek doğru değil. Konfor alanının verdiği o mutluluk hissi zamanla sizi eksiklik, çaresizlik, boş vermişlik ve mutsuzluk hislerine sürükler. 

Kendimize özgüvenimizi, saygımızı kaybetmemek ve gelişimimizi, değişim sürecimizi tüketmemek için konfor alanından çıkarak yenilmediğimizi kendimize hatırlatmamız gereken sürece geçmeliyiz. Tabiri caizse üzerimizdeki ölü toprağını hızlıca atıp kaldığımız yerden devam etmeliyiz. Evde geçirdiğimiz bu uzun ve geçmek bilmeyen zamanı değerlendirebilmek için birkaç ufak tavsiyemi aşağıda paylaşıyorum.

  • Kendimizi keşfetmek için zaman ayıralım,
  • Yeni hedefler belirleyerek o hedefe gidebilmek için eylem planları hazırlayalım, 
  • Korkularımızla yüzleşelim,
  • Gitmek istediğimiz noktaya ulaşmamıza destek olabilecek kitaplar, eğitimler ve filmler keşfedelim,
  • Eğlenirken öğrenmenin yollarını keşfedelim,
  • Kendimizi konfor alanında hissedeceğimiz hobiler edinelim,
  • Kör noktalarımızı keşfedip geliştirmeye başlayalım,
  • Bu günler geçtiğinde yapmak istediğimiz şeyler için bir yapılacaklar listesi hazırlayalım,
  • Umutsuzluklara değil umutlara odaklanalım,

En önemlisini sona bıraktım beynimize, bedenimize ve ruhumuza iyi bakalım çünkü teslim olmanın sonu yoktur. 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder