Bu işte bir clickbait var!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

"Clickbait" okuyucuların en çok nefret ettiği tıklanma tuzağı. Ama gelin görün ki her seferinde de inanıp tıklıyorlar. Biz de yapmaktan vazgeçmiyoruz. 

Televizyon dünyasında da durum aynı. Meraklandırıp, ballandırıp, belki saatlerce belki de günlerce sizi kendilerine kilitliyorlar. 

Biz aşırı clickbait’ten kaçmaya çalışıyoruz. Çünkü fazlası okuyucuyu sıkar ve kaybettirir.

Ne sallıyor bu clickbait? 

Clickbait, size adeta bağırıyor. 

“Gel bi tıkla ya. Bak içimde, kışkırtıcı, muhteşem, şoke edici, sonrası korkunç, hayatını değiştirecek detaylar var.” 

Clickbait sizi çağırıyor...

“Bir okusan çok seversin ya gel gel.” 

Hemen doğal merak arzusu devreye giriyor, okuyucu heyecanlı… 

“Ooo ne olmuşşş…”

Editör masa başında kahkaha atıyor. Nasıl mutlu. Bu başlık tuttu!

Ve birden okuyucu kaçmaya başlıyor.

“Amaaaan bu neydi şimdi” (Aslında zaten içinin o kadar heyecanlı olmadığını biliyor. Çünkü hep böyle olmuyor mu?)

Anca sallıyor, abartıyor, merak ettiriyor.

Ama editör de haklı şimdi. Dümdüz verse bilgiyi, seçim karşı tarafın olacak. Belki de tüm içerik boşa gidecek, çöp olacak. O kadar emek vermiş!

Böyle bir strateji, içerik sağlam değilse yüzde 90 kaybettirir. 

Clickbait ruhlar 

İşte bazı insanlar da tam olarak böyledir. Dışı adeta bir clickbait’tir. Kendini süsler, abartır, ilgi çektirir, merak ettirir. İçine girince de kapaktaki gibi aynı tadı vermez. Resmen içi çöptür, zaman kaybıdır. 

İlk görüşte clickbait

O ilk buluşma… Ah… Hiçbir buluşmaya benzemez. Nasıl da minnoştur her iki taraf da. Herkes gayet sakin ve kibardır. Çatal bıçaklar havada uçuşur. Oturuşu, kalkışı… Tam bir İstanbul beyefendisi, hanımefendisidir. Herkesin kendini övme ve hayattaki amacını anlatmasının ardından ortak bir noktada buluşulur. Sevmek ve sevilmek. 

Tabii ya! Hep aynı, biz de yedik. Hem de afiyetle.

Karşınızda mükemmel bir erkek ya da kadın vardır. Ancak unutmayın ki, bu işte bir clickbait var!

Kandırılıyor, yanıltılıyor olabilirsiniz.

Peki neden?

Biz her seferinde bu tuzağa neden düşüyoruz? 

Aslında hayal kırıklığına uğrayacağımızı bile bile neden her seferinde tıklıyoruz?

Sanırım bu bizim doğamızda var. 

Nasıl yani?

Mesela erkek arkadaşınızın size karşı duygularının artık bittiğini hissedersiniz. 

Bilirsiniz ama yine de ona “Beni sevmiyor musun artık?” diye sorarsınız.

Aslında sevmediğini bilirsiniz ve onaylanma ihtiyacı hissedersiniz. 

Ya da sevdiğini bildiğiniz halde, durduk yere, “Beni seviyor musun?” diye sorarsınız. 

Cevap bellidir. 

İç sesiniz cevap verir…

“Ya işte biliyorum da bir kontrol edeyim dedim.”

Clickbait, aslında bizim doğal merak ve çözüm arzumuzu uyandırıyor, çekiciliği artırıyor. Bu yüzdendir ki her seferinde kanıyoruz. 

Ve aslında clickbait ruhlar olarak da adlandırabileceğimiz bu insanlar her yerde. 

Ve bu insanlar sadece zaman kaybıdır. Tıklanma tuzaklarına aman dikkat. 

Clickbait tuzaklar:

Manşet: Kanka sana çok önemli bir şey anlatacağım. 

Gerçekte: Aslında boş bir konu olduğunu biliyorsun ama her seferinde yiyorsun.

Manşet: Ben aslında çok merhametli bir insanım.

Gerçekte: Gerçekten öyle olmadığını gördün, biliyorsun. Ama yine de inanıyorsun. 

Manşet: Ben şöyle severim, ben böyle severim. 

Gerçekte: İnsan asla nasıl sevdiğini anlatmaz. Seni nasıl seveceğini nereden bilebilir ki? Hissettirir ve yaşar. Nasıl sevdiğine dair vaat veriyorsa, yalan. 

Manşet: Karımla aramız zaten çok bozuk, boşanacağım

Gerçekte: Yalan. Bozuksa, boşanacaksa, zaten gidip ona söyler. Sana değil.

Manşet: Ben ciddi bir ilişki düşünmüyorum ama belli olmaz tabii.

Gerçekte: Benim görüştüğüm çok kız var. Sevgilim de olabilir. Ama şimdi sen de fena değilsin. Biraz vakit geçirsek ne olur ki?

Manşet: Ben asla bir kızla uyuyamam, sen ilksin

Gerçekte: Yalan söylediğine yemin edebilirim ama kanıtlayamam. 

Manşet: Efendim şimdi üye olmazsanız, haftaya fiyatlarımız artacak.

Gerçekte: Seni üye yapmak için bunu söylemek zorunda. 1 ay sonra gitsen yine aynı fiyatı verecek. Kampanya falan hikaye.

Manşet: Nişantaşı’nda 5 bin TL’den başlayan taksitlerle ev

Gerçekte: Efendim kampanyalı fiyatlarımız bitti. Var ama Nişantaşı’nda değil. Bir baksanız fiyatta da yardımcı oluruz hem. 15 bin TL’den başlayan taksitlerle. Ne ki?

Yazarlarımızdan

31 Ekim 2020, Cumartesi 09:40
31 Ekim 2020, Cumartesi 07:43
Sıradaki haber yükleniyor...
holder