Mersin Adamkayalar’da tehlike çanları çalıyor

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Hayatımın 17 yılını Mersin’de geçirdim. En çok görmek istediğim yerlerden biri Adamkayalar’dı. Ya fırsat olmadı ya da şartlar uymadı. Hazır uzun süre Mersin’de olacağım, “Gidip bir göreyim” artık dedim. Oraya ulaşım yok. Otomobille gitmek zorundasınız. İstanbul’dan da misafirim gelmişti. Fırsat bu fırsat bir otomobil kiralayıp, yola koyulduk. İnanılmaz bir deneyim yaşadık. Ölmedik ama yaşadıklarımız ve gördüklerimizle ayakta da değiliz… 

Birinci tehlike

Adamkayalar, Kızkalesi'nin biraz gerisinde kalıyor. 2 kere yolu kaçırdık. Çünkü tabelalar görünmüyor. Adamkayalar'a ulaşmak için kullandığınız yolun tam girişine alt geçit yapmışlar. Arkada duran tabelaları görmek neredeyse imkansız. Tam sokağa geldiğinizde görüyorsunuz ve dönmek için hızı azaltmak zor. Azaltmaya kalksanız bile arkadan bir tane arabanın geçirmesi muhtemel. Birden fren yapıp dönmeyen kaç kişi vardır sizce?  

Neyse bir şekilde girdik yola. Heyecanlı heyecanlı gittik. Adamkayalar'a vardığımızda bizi bir tabela karşıladı.

Dağ başında bir yer. Asla görevli yok. Biri sizi kesse kimse bulamaz. Issız... Bizden başka bir otomobil daha vardı. “Acaba kim var? Manyaklar mı, sapıklar mı, inşallah ailedir” diye korka korka indik arabadan. Araba var ama etrafta kimse yok. Korkum ikiye katlandı. "Tabelada Adamkayalar yazıyor ama eeee? Nerede bu adamlar?” diye tüm dağı, taşı gezdik bulamadık. Bulduğumuz her kayaya baktık, yok. Bol miktarda alkol şişesi, harap olmuş, bakımsız kalmış tarihi bir yapı, yığınla çöp bulduk. “Tarihi yapı” diyorum çünkü hiçbir bilgi yoktu. Etrafta ne düzgün bir tabela ne de görevli var. İnternetten bir bakayım derken bu fotoğrafı buldum.

Kaderine terk edilmiş resmen. Adamkayalar bildiğiniz hem gurur hem de bir utanç tablosu haline gelmiş. “Acaba kabartmalar nerede?” diye Mersin’in kavurucu sıcağında biz hala arıyoruz. Ve sonunda bir ok işareti bulduk. İşaretler baya gizli bir yerde. Belki de kimse inmesin diye? Çünkü işaretler uçuruma götürüyor.

Küçük çocukla gitmeyin! Ya da hiç gitmeyin ne bileyim...

Ok işaretlerini takip ederek küçük küçük kayalardan aşağıya doğru inmeye başladık. Ve gözlerime inanamadım. Küçük bir çocuk... Uçurumun kenarında bir kayanın üzerine oturmuş ağlıyor. Her şeyi unutup çocuğun yanına koştuk. Ebeveynlerinin nerede olduğunu sorduğumuzda, “Aşağıya indiler” dedi. Çok korkmuştu. Ailesine seslendik. Vadiye inmişlerdi. Nasıl inmişler oraya helal olsun! Annesi vadide kaldı. "Ne olmuş acaba?" diye merak edip gelmedi bile. Babası çıkana kadar bekledik yanında. “Bu kadar korktuysan neden seslenmedin ailene?” dedik. “Eğer ağlamaz, onları beklersem, bana dondurma alacaklarını söylediler” dedi. Yemin ederim ailesini tokatlayasım geldi. Dahası var. Babası geldi ve ne olduğunu sordu... “Çocuk için tehlikeli burası, biraz da korkmuş zavallı” dedik. “Yooo gayet iyi görünüyor!” dedi. Yaa sabır… Yapacak bir şey yoktu, yanlarından ayrıldık. Babasının da sırf bizden çekindiği için yanında durduğuna yemin edebilirim ama kanıtlayamam. 

Ok işaretleri uçuruma götürüyor

Yolumuza devam ederken Kızkalesi tepeden muhteşem görünüyor. Deniz ayağınızın altında. Güneş de tepenizde tabii o ayrı. Adamkalar’ın bulunduğu oymalar koca bir vadide yer alıyor. Yani öyle diyorlar ben göremedim. Baya kayalıklardan uçurumdan aşağıya iniyoruz. Minik minik oymalardan, yavaş yavaş inmeye başladık. TUTUNARAK. “Ayy yol da baya zormuş. Bunun bir de çıkışı var” diye gülüştük. Derken yol iyice zorlanmaya başladı. Bir süre sonra öyle bir noktaya geldik ki, ayağınız kaysa bittiniz! Ölmeme ihtimaliniz yok. “Buradan nasıl iniyorlar?” diye hayrete düştük. Hiç mi canınız kıymetli değil? Benim kıymetli. İnmedik geri döndük. O an geri tırmanırken yaşadığım korku inanılmazdı. “Kesin buradan düşen olmuştur” diye haber sitelerinden araştırdım ama yok. Oralardaki muhtarlıkları aradım. Belki basına yansımayan bir bilgi bulurum diye. 3 muhtarı aradım ve 3’ü de aynı yanıtı verdi, "Adam kayalar ne?" Kapat kapat…

Yani arkadaşlar, sayın yetkililer… Kısacası her an orada birileri ölebilir. Adamkayalar resmen ölüm saçıyor. Belki duymadık, belki (İnşallah) kimsenin canı yanmadı. Hadi ben korkağım diyelim… 

Bu yorumlar da size bir şey ifade etmiyor mu?

S.B: Adamkayalara gidecekseniz kesinlikle çocuk götürmeyin ve kaya tırmanma inme konusunda kendinize güveniyorsanız gitmenizi tavsiye ederim. İnişte yol diye bir şey yok bir miktar keçi yolu var ve kayaları merdiven gibi oymaya çalışmışlar.

İ.C: İnanılmaz bir yer. Yürüyüş yolu çok tehlikeli. Koruma altına alınması lazım. Defineciler delmis her yeri. Dünyada eşi benzeri olmayan çok esrarengiz bir yer. Arabadan indikten sonra çok sarp bir kayadan 300 metre iniş yapılıyor. İşte bu kısmı çok tehlikeli. Dikkat edin.

S.G: Sıkıntı kaderine terk edilmiş olması. Bir tane görevli yok, doğru dürüst bir yol güzergahı yok. Ya gelen insanlar birbirine tarif ediyor ya da gelenler asıl görmeleri gerekeni görmeden gidiyor.

F.T: Ok işaretleriyle yönlendirme var aşağıyı gösteriyor fakat uçurum resmen. “Gidin ama geri dönmeyin deniliyor” sanırım. Hiç riske girmeden kızımla geri çıktım.

S.G: Uçurum aşağısı. Tırmanış ekipmanı olmadan sağ salim inebilmeniz mucize olur! Biz inemedik, biraz dağ havası alır, Kız Kalesi’ne yukarıdan bakarız derseniz gidin.


Yazarlarımızdan

23 Kasım 2020, Pazartesi 08:23
23 Kasım 2020, Pazartesi 08:17
Sıradaki haber yükleniyor...
holder