Başka türlü bir evlilik mümkün mü?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Evliliğin ilk yılıyla 5. yılından sonrasına dair kıyaslamalara, şaka yollu isyanlara sıklıkla rastladığınızdan eminim. Sosyal medyada hızlıca akım haline gelen her şey gibi onlar da bizi epey eğlendirdiler. Ama annelerimizin yaramazlık yapıp sırıttığımızda söylediği ünlü de bir söz vardır “Ben gülüyor muyum?” Sorun bakalım evli çiftlere, aslında gülüyorlar mı? 

Neredeyse her yıl boşanmaların artması haber yapılır. Aslında bunun nedenlerinden biri de, evlenenlerin artmasıdır. Dengeli bir artış yani. Boşanmaların artmasının nedenleri arasında ekonomik koşullar ve sadakatin sona ermesi en belirgin nedenlerken, bir de “şiddetli geçimsizlik” vardır ki bir tırnak işaretinin içine en fazla şeyin sığdırıldığı yer burasıdır. Şiddetli geçimsizlik dediğimiz şey “ne siz sorun ne biz söyleyelim”, “nereden başlasak bilemedik”, “ ilerde çocuklar okumasın, genelleyelim, ayıpsız ayrılalım” gibi düşüncelerin bir özetidir. Ha bir de gerçekten “şiddet”li geçimsizlik vardır ki düşman başına. Peki evliliklerde genellenen bu anlaşmazlığın, evliliğin birinci yılında başka, beşinci yılında başka olmanın nedenleri nelerdir ve başka türlüsü mümkün müdür? Erkekler aniden “tırt” mı oluyor, kadınlar kendilerini mi salıyor, sevişmeler mi bitiyor; sahi bize n’oluyor? 

Tamam manitanız değil ama asker arkadaşınız da olmasın

Hiçbir şey, aldığınız bir ayakkabı, taşındığınız bir ev, sevdiğiniz bir şarkı, ilk anki hissini vermez ve onunla ilgili ilk heyecanınızı taşıyamazsınız. Önemli olan sonrasıdır. O heyecan atlatılınca yerine koyduğunuz duygu... Evliliklerde de tavlamak, etkilemek, bağlamak istediğiniz insana gösterdiğiniz özenin, bunu zaten başardığınız insana gösterilmemesi normaldir. Doğrudur demiyorum ama normaldir, anlaşılabilir diyorum. Fakat sonra yerine ne koyacaksınız? E tamam manitanız değil ama asker arkadaşınız da olmasın. Tamam her gün çiçekle gitmeyin de maydanoz da almayın. Aynı ateşle sevişemeyebilirsiniz ama birdenbire de sönmeyin. Yahu çim adam bile sulamayınca kel kalıyor işte. Bu konuda sorumluluk da asla ne tek başına kadına ne de tek başına erkeğe yüklenebilir. 

Saldı” denilen kadınlara bakın mesela, çoğu çocuğu yanında olmadan tuvalete bile gidemeyenlerdir. “Öküzleşti” denilen adamlara bakın, çoğu geçinmek için sıklıkla mesaiye kalanlardır. Hayat bize çok da nazik davranmıyor; kadını erkeği yok. Mesele anlayış. Mesele yaşamı birbirimiz için ne denli kolaylaştırıp ne denli sevgiyle, şefkatle yaklaştığımız. Yoksa evliliğin nikah anıyla iki dakika sonrası bile aynı değil. Zira gördüğüm kadarıyla hepimiz o cüzdanı niye öyle heyecanla salladığımızı asla anlamıyoruz ve en yapmam diyenler bile yapıyor, oluveriyor işte. 

Evliliğin ilk yılında kendinizi ne kadar seviyorsanız sonra da o kadar sevin. Karşınızdaki de kendinizde neyi bu kadar sevdiğinize bakarken sever, geçinip gidiverirsiniz işte. Ve sevmeye hazır olun. Açılan keliyle, genişleyen basenleriyle. Uzaktan kumandayı göbeğinde hoplatarak horlayan o adam, hala sevdiğiniz o adam. Ve şu kadın var ya saten geceliğinin yerini dizi çıkmış pijaması alan, hala sevdiğiniz kadın. İnanmıyorsanız çıplakken bakın. Evlilikler değişir, olağandır. Siz aşkın yerine, sevgi, saygı ve değişime heves koyun. Boşanmalar artabilir ama evlenenler de daima çoktur. Bir de sevişin. Sevişmekten vazgeçenler boşanma istatistiklerinin potansiyel değerleridir. 

Yazarlarımızdan

30 Eylül 2020, Çarşamba 08:33
30 Eylül 2020, Çarşamba 07:46
30 Eylül 2020, Çarşamba 07:42
Sıradaki haber yükleniyor...
holder