'48. İstanbul Müzik Festivali' programı

YAZI BOYUTU

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 2-25 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek 48. İstanbul Müzik Festivali, ‘Beethoven’ın Aydınlık Dünyası’ temasıyla büyük bestecinin 250. doğum yılını kutlayacak. Beethoven’ın ikonik eserlerine, yeni eser siparişlerine ve ondan esinlenen yeni projelere yer verecek festivalin zengin programında başarılı kemancı Stella Chen, Turgay Erdener, Hasan Uçarsu, Staatskapelle Dresden Orkestrası gibi isimler var. Festivalle ilgili tüm bilgilere www.muzik.iksv. org adresinden ulaşabilirsiniz.

14 ŞUBAT YAKLAŞIYOR!

Dinleyenin kalbine dokunan şarkılarıyla Kalben Sevgililer Günü’nde saat 19.00’da Akasya AVM’de sahne alacak. Sevgilinizle baş başa bir akşam geçirmek isterseniz şef Murat Bozok’un özel menüsüyle Çubuklu Hayal Kahvesi’nde romantik bir yemek yiyebilir, 15 Şubat’ta ise Enbe Orkestrası ve DJ Burak Yeter’le bomba gibi bir konsere gidebilirsiniz. “El emeği, göz nuru” diyenler için Hilton İstanbul Maslak’ta gerçekleşecek ‘El Yapımı Aşk Atölyesi’, 14 Şubat’ta sizlere sanat dolu bir alternatif sunuyor.

Atölye boyunca sevgilinizle keyifli zaman geçirirken sevginizi sanata dönüştürebilirsiniz. Hediyenizi satın almak isterseniz de ‘Akmerkez Sevgililer Günü Alışveriş Şenliği’ 13-16 Şubat tarihleri arasında imdadınıza yetişecek. Tasarım takılar, giyim, aksesuar, ev tekstili, dekoratif ürünler arasından dilediğinizi seçebilirsiniz.

BAUHAUS GÖSTERİMLERİ SALT BEYOĞLU’NDA

Bauhaus Okulu’nun 100. kuruluş yıl dönümüne özel olarak hazırlanan ve dört bölümlü bir sergiyi de kapsayan uluslararası araştırma projesi ‘Bauhaus Imaginista’, SALT Beyoğlu’nda ‘Moving Away’ (Uzaklarda) bölümüyle yer alacak.

İstanbul sergisine, 12 Şubat-25 Mart tarihlerinde Açık Sinema’da gerçekleştirilecek bir gösterim programı eşlik ediyor. Bauhaus Gösterimleri, Marion von Osten ve Grant Watson’ın küratörlüğünü yaptığı ‘Bauhaus Imaginista’ projesi için 2018-2019’da üretilmiş dört filmden oluşuyor. Herkesin katılımına açık Bauhaus gösterimleri ücretsiz.

SANATIN 'ÖZEL ÖZET'İ

Emre Senan’ın ‘Özel Özet’ adlı 15. kişisel sergisi ‘Imoga Art Space Kuzguncuk’ta bugün açıldı. 29 Şubat’a kadar gezilebilecek sergide farklı ölçülerde tuvallerin yanı sıra Senan’ın yaşamı boyunca biriktirdiği çizgi notlarını, anı kırıntılarını, gündelik ıvır zıvırlarını yeni elemanlarla birleştirdiği bir duvar yerleştirmesini de görebilirsiniz. Sanatçının zamana yayılmış çizme, boyama serüveninin temel üretimlerinden olan üç kitap müdahalesi de bu sergide yer alacak.

DİNOZORLARLA YAŞIT ADALAR ALARM VERİYOR

İddialı belgeselleri izleyici ile buluşturan BBC Earth, yeni belgeseli ‘Tropik Adalar’ı Şubat itibariyle D-Smart, Digiturk ve Tivibu’da yayınlanmaya başladı. Bu harika belgeselle ilgili olarak serinin yapımcısı Kathryn Jeffs’le konuştum ve aklıma takılanları sordum...Çoğumuz için modern yaşantılarımız içinde doğayla kurduğumuz en önemli bağlardan biri belgeseller oldu yıllar yılı.

Dünyanın en uzak, belki de hiçbir zaman gidip görme şansı bulamayacağımız yerlerine taşıdı bizleri. Sayısız hayvan ve bitki türünü, içinde yaşadıkları koşulları, mücadelelerini belgesellerden öğrendik. Ceylanları yiyen aslanlar yüreğimizi ağzımıza getirdi, en olumsuz koşullarda bile yeşeren hayat umudumuzu tazeledi.

BBC Earth tarafından hazırlanan üç bölümlük ‘Tropik Adalar’ (Earth’s Tropical Islands), dünyanın üç ikonik adası olan Madagaskar, Borneo ve Hawaii’yi anlatıyor. Ana karalarından binlerce yıl önce kopan bu adaların her biri kapalı birer ekosistem ve muazzam bir çeşitliliğe ve başka hiçbir yerde rastlanmayan canlılara sahip.

Ancak ne yazık ki bu doğa harikaları da insan eliyle zarar görmeye çoktan başlamış bile... Karşınızda ülkemizde birkaç gün önce D-Smart, Digiturk, ve Tivibu’da yayınlanmaya başlayan belgeselle ilgili olarak serinin yapımcısı Kathryn Jeffs.

Belgesele konu olan adalardan sizi en çok etkileyen ve şaşırtan hangisi oldu?

Adaların üçünde de doğal yaşam ve türlerin gösterdiği uyum o kadar olağanüstüydü ki favori bir ada seçemem. Ancak Madagaskar gerçekten çok ilginç. Ana karadan çok uzun zaman önce, neredeyse dinozorların yaşadığı dönemde kopmuş. Bu yüzden de adadaki canlılar çok farklı şekilde evrimleşmiş. Bir doğa bilimci olarak bunu deneyimlemek harikaydı.

Adalarda birçok endemik tür yaşıyor. Çok farklı şekillerde evrimleşmiş lemurlar, sadece dört ay yaşayıp ölen bukalemunlar, uçan yılanlar, etçil bitkiler...

Madagaskar’da, kireç taşından oluşan çok yüksek ve keskin kayaların tepesinde yaşayan Sikafa lemurları beni en çok şaşırtmıştı. Belgeseli çekmeden önce varlıklarından haberim yoktu. Bu kocaman ve çok güzel hayvanları görmek ilginçti.

Bu üç adada insanlar yaşamıyorken inanılmayacak güzellikte ve çeşitlilikte bir doğal yaşam varmış. Belgesel, insanların adalara gelişinin birçok değişime sebep olduğunu ortaya koyuyor. Nedir bu değişimler?

İnsanlar Madagaskar ve Borneo’da on bin yıldan fazladır, Hawaii’de ise bundan biraz daha kısa süredir varlar. Her bir ada için bu etki farklı olsa da ortak noktası modern yaşam tarzımızın buralarda birden bire çok büyük değişimlere yol açtığı... Örneğin global güçler tarafından Borneo’da yürütülen endüstriyel tarım faaliyetleri, insan etkisinin de önüne geçerek endişe verici bir duruma yol açıyor ve bitki örtüsü tehlikeli bir şekilde değişiyor.

ELİMİZDE KALANLARI KORUMALIYIZ

Yıllardır belgesel yapımcılığı yapıyorsunuz. Doğal yaşamın, hayvan ve bitki türlerinin insanlar tarafından bazen iyi, çoğunlukla da kötü yönde etkilendiğini görüyorsunuz. Bu size ne hissettiriyor?

Doğal yaşamla ilgili tutku dolu biri olarak dünyada gerçekleşen bu büyük değişimler beni üzüyor. Ancak yine de kararlı olup, enerjimizi elimizde kalan muhteşem yerler ve canlılara yöneltmeliyiz. Mesleğimin en güzel yanlarından biri bu alanda çalışan ilham verici kişilerle bir arada olabilmek. Büyük bir bilgi birikimine sahipler ve bana geleceğimiz için umut aşılıyorlar.

Haftanın filmi

DEĞME KOMEDİ FİLMİNDEN DAHA ÇOK KAHKAHA ATACAKSINIZ

Sinemada ‘Marvel’ ile rekabetinde hep yenik düşen ‘DC’, 2016 yılında kendi ‘Avengers’ filmini yapmak istemiş, ‘Suicide Squad’ adındaki kalabalık kadrolu bu deneme beğenilmemiş ve gişede de çakılarak hayal kırıklığı yaratmıştı. ‘Suicide Squad’ filminden aklımızda en çok yer eden karakter olarak sıyrılmayı başaran Harley Quinn’in kendi filmine sahip olması kaçınılmazdı.

Margot Robbie’nin Hollywood’da birkaç yıldır estirdiği rüzgârı da arkasına alarak başrolünde deyim yerindeyse döktürdüğü ‘Yırtıcı Kuşlar’ haftanın seyirliği olarak öne çıkıyor. Gotham şehri sakinlerinden, eski psikiyatrist yeni deli(!) Harley Quinn, Batman’in baş düşmanı Joker’e gönlünü kaptırdıktan sonra suça sürüklenmiştir.

GÖZÜ KARA VE TERK EDİLMİŞ BİR KADIN

‘Suicide Squad’da Joker’le romantik ilişkilerine şahit olduğumuz Harley Quinn, kendi adını taşıyan filmde büyük aşkı tarafından terk edilmiş, romantik komedilerde rastladığımız, üzüntüsünü abur cuburlara gömerek ağlayan kadın figürü olarak çıkar yola. Gözü karalığı ve kural tanımazlığı yüzünden başının belaya girmesi belalı sevgilisi Joker tarafından engellenen Harley Quinn, artık tek başına bir kadındır ve suç dünyasında edindiği düşmanlara karşı savunmasız kalmıştır.

Erkek koruması kalkanını kaybeden Harley Quinn, Gotham’da “Ben de varım, üstelik artık tek başına bir kadınım” gibi iddialı bir çıkış yapmak isteyince ortalık karışır ve bir kan gölünün ortasında kalırız. Harley Quinn’e bu zorlu meydan okumada yine erkekler dünyasında sıkışıp kalan kadınlar eşlik eder.

Polis dedektifi Renee Montoya, elinde arbaleti intikam peşine düşen Helena Bertinelli, suç dünyasının lideri için şarkıcılık ve şoförlük yapan Dinah Lance ve çocuk yaşta suça sürüklenmiş yankesici Cassandra Cain… Bu kadınlar ekibi, başta çatışsa da sonunda güçlerini birleştirir.

Klasik bir izle-unut çizgi roman uyarlaması olan ‘Yırtıcı Kuşlar’, kaotik ve renkli atmosferini, hayli başarılı aksiyon sahneleriyle süsleyen tempolu ve eğlenceli bir film. Başta Margot Robbie olmak üzere tüm başrol oyuncularının başarılı performanslarıyla çıtası yükselen film, feminist dokunuşlara sahip.

Bu tür filmlerde karşımıza çıkan karakterlerin en olmayacak zamanlarda bile zorlama şakalarla seyirciyi güldürmeye çalışması ama bunu başaramaması sorunu ‘Yırtıcı Kuşlar’ın en büyük silahlarından... Film gerçekten komik, hatta değme komedi filminden daha çok kahkaha atmanız olası. Büyük beklentiler içine girmeden, keyifli vakit geçirmek için iyi bir tercih.

Yazarlarımızdan

29 Şubat 2020, Cumartesi 07:01
29 Şubat 2020, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...