Sonsuzluğun ustası

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Hasan Sonsuz Çeliktaş’ın Klan Kitap’tan çıkan ‘Sonsuzluğun Ustası’ adlı romanı ruhsal bir yolculuğu, bu yolculukta keşfettiklerimizi ve bu keşiflerimizi paylaşmayı anlatıyor. “Yolculuğumuzun yönünü bulmak, aynı zamanda hayatımızı doğru yere akıtmak” diyor Çeliktaş. Siz yönünüzü buldunuz mu?

ONNO TUNÇ ANISINA MÜZİK GÜNLERİ

Onno Tunç, 4-6 Şubat tarihlerinde İTÜ Maçka Kampüsü Dr. Erol Üçer, Müzik İleri Araştırmaları Merkezi’nde (MİAM) gerçekleşecek panellerle anılacak. Oyun müzikleri bestelemeden, müzik sektörünün durumuna kadar birçok konunun ele alınacağı paneller, müzik yazarı Naim Dilmener’in moderatörlüğünü üstleneceği kısmında ise Emin Fındıkoğlu, Dağhan Baydur, Sertab Erener, Göksel ve Arto Tunçboyacıyan gibi isimler, Onno Tunç’lu yılları anlatacak. Ücretsiz düzenlenecek paneller için itumiam@gmail.com adresinden rezervasyon yaptırmak yeterli.

ABRAMOVIĆ TÜRKİYE’DE!

Dünyaca ünlü performans sanatçısı Marina Abramović, 31 Ocak - 26 Nisan tarihleri arasında Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde (SSM) sanatseverlerle buluşacak. Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) ve Marina Abramović Institute (MAI) iş birliğiyle gerçekleşecek ‘Akış/ Flux’ adlı bu sergi, sanatçının retrospektif niteliği taşıyan Türkiye’deki ilk büyük sergisi. Türkiye’den ve dünyadan sanatçılarla birlikte sergilenecek Mutlaka ziyaret edilmeli!

İSTANBUL GAROU İÇİN GÜN SAYIYOR

Notre Dame de Paris müzikalinin unutulmaz yıldızı, Quasimodo’ya hayat veren sanatçı Garou, 29 Şubat’ta Volkswagen Arena’da konser verecek. Tutku dolu ve büyüleyici sesiyle romantizmin sembolü haline gelen Kanadalı şarkıcı ve oyuncu konserde ‘Belle’, ‘Gitan’, ‘Sous Le Vent’ ve ‘Seul’ gibi en sevilen şarkılarını seslendirecek. Biletleri Biletix’te, tükenmeden alın.

ROMEO VE JULIET EVLENİRSE NE OLUR?

Ephraim Kishon’un sevilen oyunu ‘Tarla Kuşuydu Juliet’ tiyatro tarihinin en tanınmış iki karakteri olan Romeo ve Juliet’i, ölmedikleri ve evlendikleri gelecekte hayal eden eğlenceli bir izlence. Dünyanın en büyük aşk hikâyesi hüsrana yürüyünce hikâyenin yaratıcısı Shakespeare bile devreye girmek zorunda kalıyor...

Engin Alkan ve Deniz Çakır’ın Romeo ve Juliet’i canlandırdığı bu ilginç eseri 4 Şubat’ta Caddebostan Kültür Merkezi’nde, 5 Şubat’ta ise Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi, Müşfik Kenter Sahnesi’nde saat 20.30’da izleyebilirsiniz.

HAFTANIN FİLMİ

Yakarsa dünyayı garipler yakar

Cannes’dan geçen yıl jüri ödülüyle dönen ‘Sefiller’, bu başarısını perçinleyerek En İyi Uluslararası Film kategorisinde Fransa’nın Oscar adayı olmayı da başardı. Mali asıllı Fransız yönetmen Ladj Ly’nin ilk uzun metrajlı filmi olan ‘Sefiller’, aynı adı paylaştığı romanın da yazıldığı Paris banliyölerinde, polisler ve etnik gruplar arasında yaşanan şiddet ve gerilim dolu hikâyesiyle dikkat çekiyor.

Paris’in kenar mahalleri, şehrin ışıltılı halinden uzakta, fakirliğin, kaosun ve şiddetin gölgesinde yaşıyor. Bu mahalleleri izlemekle ve huzuru sağlamakla görevli bir polis ekibini izliyoruz ‘Sefiller’de. Birçok farklı sosyal sınıfın, kültürün, etnik kökenin ve dinin bir araya gelerek oluşturduğu bu mahalleler tüm dünyanın kanayan yarası haline gelen göçmen sorununa da dokunuyor.

Biri Afrika kökenli ve bu sayede de mahalle sakinleriyle anladıkları dilden konuşabilen, diğeriyse safkan Fransız ve oldukça ırkçı, yoz ve kötücül olan iki polis var karşımızda. Aralarına sonradan katılan ve taşradan gelen polis ise çalışacağı şartları bilmeyen, daha toy ama nispeten iyi ve kurallara bağlı biri.

Karşılarındaysa kimi Afrika kökenlerine sıkı sıkıya bağlı, kimi Müslüman Kardeşler’e üye ve dini kurallara göre yaşayan, kimiyse mahallede sirk işleten göçebe Romanlar, yani ‘ne oralı ne de buralı olamamışlar’ var.

Sefiller, yaşam ve ekmek kavgasının şartlarının çok ağır olduğu, kuralsızlık ve kanunsuzluğun kol gezdiği bu yerlerde büyüyen çocukları da alıyor odağına. Ait oldukları sınıfları, kökleri benimsemenin eşiğinde, tüm tehlikelerin ortasında, isyanlarıyla masumiyetlerini küçücük bedenlerinde bir arada taşımak zorunda kalan bu çocuklar, filmde sempatiyle yaklaşılan tek grup aynı zamanda.

Yönetmen Ladj Ly, çocukluğunu ve gençliğini geçirdiği bu sokaklarda geçmişte kendi kamerasıyla çekimler yapmış. Polisin karıştığı toplumsal olayları yıllarca kayıt altına alan Ly, kameranın politik gücünü çok iyi bilen biri olarak filmine konu ettiği şeyleri oldukça yalın ve sert bir anlatımla ve sürprizli bir sonla seyirciye geçirmeyi başarıyor. Kazandığı ödüllerin ve aldığı adaylıkların hakkını veriyor. Kaçırmayın.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder