Çukur dizisi pozitif ayrımcılığı yanlış anlamış

YAZI BOYUTU

Toplumsal açıdan korkunç sahnelerle dolu olan Çukur dizisini ne yapsam da izlemeyi bırakamıyorum. Evet çocuklar üzerinde olumsuz etkisi var, evet sorunlarını kaba kuvvetle çözebileceğini düşünen insanlar normalleştiriliyor vs. Bunların hepsine katılıyorum. Ama bazen, olur ya, yaptığın/izlediğin/okuduğun şeyin kötü olması seni rahatlatır, kafanı meşgul etmez, aksine sakinleştirir ve güldürür. Çukur da bende böyle bir meditasyon etkisi yaratıyor. Zaten senaristlerin de yazdıkları ve gösterdikleri şeyler pek umurlarında değil. Bu hafta da birinci misin? Birincisin. "O zaman formülü bozma abi, aynen devam!"


'Girl power' bu mu?



Bu sezon Çukur'da ilgimi çeken bir başka konu var. Biliyorsunuz RTÜK, bazı sivil toplum kuruluşları ve hatta markalar, kadına şiddeti özendiren dizilere karşı bir duruş sergilemeye başladılar. Son olarak Samsung, kadına ve çocuğa şiddet içeren dizilere hiçbir şekilde reklam vermeyeceklerini açıklayarak hem takdir topladı hem de sırf bu açıklamasıyla daha çok reklam yapmış oldu. Çukur da yeni sezonunda toplumsal baskı ve reklam pastasının yeniden dağılımı korkusundan nasibini almış görünüyor. Erkekleri sahadan çektiler, kadının 'gücünü' öne sürdüler.


Silahla olmaz!



Bütün kabadayı, aşırı erkek, testesterondan kafasını demir duvarlara vuran erkekler halihazırda hapishanedeyken; bu sefer de 'mekanda' kadınları görmeye başladık. Hani 'girl power' kontenjanından... Kadın karakterler 'mahalleyi' kurtarmaya çalışıyor, plan-program yapıyorlar filan. İyi, tamam, yapsınlar, bir şey demiyoruz. Fakat onlar da ellerine silah alarak yapmasınlar yahu! O zaman erkekten ne farkınız kalıyor ki? 



17-18 yaşındaki Karaca adlı bir karakter (ki asla okula gittiğini, kitap okuduğunu vs. görmüş değiliz) tabancaya adeta cep telefonu muamelesi yaparak yanından ayırmıyor mesela. Karaca ve buluşup birlikte sinemaya gitmesi gereken diğer kız arkadaşları, hep beraber mafyavari tipleri takip ediyor, onlara sözde 'kafalarını kullanarak' birtakım tuhaf tuzaklar kuruyorlar. En son bir sahnede yaklaşık 20-30 kadını çatıda toplanmış "Evet beyler ne yapıyoruz!" duruşuyla görünce tüylerim diken diken oldu. Hem sinematografik olarak çok çirkin bir sahneydi, hem de insanın kafasını karıştırıyordu. 



Neticede şunu diyeceğim: Kadını, erkekleştirerek yüceltmek kimin fikriyse rica ediyorum zorlamasın. Zaten hepten yanlış anlamış. Sırf toplum baskısından, laf söz olur diye kadınları yücelteyim diyor ama bunu yaparken göz göre göre aşağılıyor.  


Bu ara çok moda olan 'duruş sergilemek' eğilimini maalesef ben Çukur'u izlemeye bırakarak sergilemeyeceğim. Küçük hayatımın küçük eğlencelerini 'bir duruşa kurban edecek' kadar kaliteli bir insan değilim. Yine de yerli dizilerimiz ile seyirciler olarak biz 'orta noktada' buluşursak, hem ilişkimiz uzun ömürlü ve güvene dayılı gelişir; hem de reklamverenler size kızmaz.. Bence denemeye değer!

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...