Kitap okuma sevginizi geri kazanmanın 5 yolu

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Okumayı seven arkadaşlarımla bir araya geldiğimde, herkesin okumak için farklı farklı motivasyonları olduğunu görüyorum: Kimi gerçek hayattan uzaklaşmak, kimi farklı dünyaları keşfetmek, kimi de zihnini keskinleştirmek ve ufkunu genişletmek için okuyor. Neticede hepimiz okuyoruz. Çünkü bu minnacık ve tatlı iş, kalbimizi neşeyle doldurmaya yetiyor. Okuyoruz; çünkü okumadığımız bir dünyayı hayal bile edemiyoruz. Okuyoruz; çünkü okumayı seviyoruz! Ama kimsenin okuma hayatı öyle güllük gülistanlık da değil. Bazen seçenekler arasında o kadar bunalıyoruz ki, ne okuyacağımızı bilemediğimizden hiçbir şey okumamaya karar verdiğimiz anlar oluyor. Mesela geceleri yatakta uzanırken, hayatın tüm kitapları okumak için çok kısa olduğu düşüncesiyle kriz geçirdiğimiz de oluyor. Bunların hepsi 'overthinking' dedikleri, 'gereksiz ve aşırı düşünme'nin belirtileri. Üstelik kimseye bir yararı da yok. Peki eski güzel günlerdeki gibi mutlulukla, huzurla, neşeyle okumak mümkün mü? O günler geri gelir mi? Bu meseleden mustarip olan bir okur olarak biraz araştırdım. Bazı yazarlardan ve sağlam okurlardan ipuçları edindim. Belki işinize yarar...


1. Biraz ara verin 

Arada bir #bookstagram etiketine bakıp insanların ne okuduğunu görmeyi seviyorum. Karmakarışık sıralanmış, bazen de tam tersi titiz ve minimal düzenlenmiş kitap raflarına bakmak iyi geliyor. Ve tabii kitapların kendisine bakmak da iyi geliyor. Merak uyandıran yepyeni romanlar, yıllardır okumak istediğim klasikler, sahip olmadığım ancak almak istediklerim, imzalı kopyalar... #Bookstagram'a ne zaman baksam mutlaka aklıma yatacak bir şeyler buluyorum. Tabii her şey o kadar da şahane değil. #Bookstagram etiketine bakarken bazen de seçenekler arasında kayboluyorsunuz. "Okumam gereken çok şey var, hangisinden başlayacağım?" düşüncesi de stres yaratabiliyor. İşte bu da 'overthinking'! Bunalmak da aşırı düşünmenin bir göstergesi.

Başkalarının ne okuduğunu, günde ne kadar okuduğunu vs çok dert etmek, okumanın eğlencesini mahvedebilecek bir duygu. Güzel kitapları görünce ilhamla dolmak yerine tükenmiş hissediyorsanız belki de #bookstagram etiketine ve başkalarının ne yaptığına bakmaya biraz mola vermeniz gerekiyordur.


2. “Okumam lazım” demeyin

Okuma konusunda zaman zaman bir noktada sıkışıp kalıyoruz, çünkü her zaman 'en iyi' kitapları okuma gibi bir isteğimiz var. En çok satanları okumalıyız, çünkü herkes onları okuyor. Bir arkadaşımızın okumamız için yalvardığı kitabı okumalıyız, çünkü o çok beğendi. Moby Dick, Büyük Umutlar, Gurur ve Önyargı gibi klasikleri bitirmeliyiz, çünkü çok önemliler! Bence bir kitabı satın almadan önce, onu gerçekten okumak istiyor muyuz, motivasyonumuz bu konuda ne durumda diye incelemek için bir dakikamızı ayırmak faydalı olabilir. “Okumam lazım çünkü...” kalıbını hayatımızdan çıkarmamız lazım.


3. Başka türlere şans verin

Herkesin favori bir türü vardır ve genellikle yeni bir kitap alırken en sevdiğimiz türe yöneliriz. Favori yazarımızın son çıkanı veya çok sevdiğimiz bir dizide gördüğümüz kitabı almayı tercih ederiz. Onu seveceğimizden yüzde 100 emin olarak satın alırız. Ama bazen konfor alanımızın dışına çıkıp başka türde bizi uçuracak bir kitap da bulabiliriz. En azından denemekte fayda var. Diyelim ki denedik ve sevmedik. Bunun ne zararı olabilir? Okumak bir kazan / kaybet davası değil ki. 5 yıldız verdiğiniz bir kitap seçerseniz başarılı, 2 yıldız değerinde bir kitap okursanız başarısız olmuyorsunuz. Sadece 5 yıldızlı okumaların başarılı olduğunu düşünüyorsanız, mükemmeliyetçiliğe teslim olmuşsunuz demektir. Ki biliyorsunuz, mükemmeliyetçilik bugüne kadar hiçkimseyi mutlu etmedi. Başladığınız her kitabı bitirmek ve bitirdiğiniz her kitabı sevmek zorunda değilsiniz. Böyle bir durumda sadece bir kitaba şans vermiş ve beğenmemiş olursunuz; o kadar.  


4. İlk 5 sayfa ne vaat ediyor?

Hiç kütüphanenizin önünde umutsuzlukla durup baktığınız oldu mu? Benim kütüphanemde okumadığım o kadar çok şey var ki, bazen panikliyorum. Hangisinden başlayacağını bilmeyenler için şöyle bir ipucu veriyorlar: Sizi rafta bekleyen kitapların ilk 5 sayfasını okuyun. 5 sayfa çok geliyorsa, ilk cümlelerini okuyun. Mutlaka biri sizi yakalayacaktır. Bana pek mantıklı gelmedi ama belki aklına yatanlar olur.


5. Yarıda bırakmaktan çekinmeyin

Beğenmediğiniz kitabı yarıda bırakabiliyor musunuz? Umarım öyledir! Sevmediği kitapları bir kenara bırakanların okuma deneyiminden daha memnun oldukları görülmüş. Okuduklarından memnun olanların genel olarak daha fazla okuduğu da bilinen bir gerçek. Bitiremeyeceğinizden emin olduğunuz bir kitabı hangi noktada kenara atacağınız sorusu da çok gereksiz. Yarıda bırakıp bırakmamaya karar vermenizde size yol gösterecek bir kural yok. Bence HEMEN bırakın. Bazıları, "En az 50 sayfa şans veririm" diyor. Bunun doğru olduğundan da emin değilim çünkü şahsen kendimi belirli bir sayfa sayısına bağlamak da istemem. Genellikle kitabın sonuna geldiğimde boşa vakit harcadığımı düşüneceğimi hissettiğimde hiç acımam; bırakırım. Siz de takılı kalmak zorunda değilsiniz. Bunu düşünmeyin bile. Bence bu stratejilerden birini seçin ve kendi okuma dünyanızı düzene sokmak için işe başlayın.

Yazarlarımızdan

04 Nisan 2020, Cumartesi 07:58
04 Nisan 2020, Cumartesi 07:48
Sıradaki haber yükleniyor...
holder