İran atom bombası yapacaktı

14 Ocak 2014, Salı 08:50
AA

TÜRKİYE'YE İKİ İYİ BİR KÖTÜ HABER

İran krizi çözüldü, savaş ihtimali şimdilik ufuktan kayboldu. Suriye'de ateşkes umudu belirdi. Komşularımız rahatlıyor bize de bir nebze huzur gelecek.

Kötü olan ise şu: İki kriz de Türkiye'nin iddialı dış politikası elini ayağını çektikten sonra çözüm yoluna girdi. Başka bir deyişle dış politika hüsranı belirginleşti.

MARTTA ELLER TETİĞE GİDEBİLİRDİ

Rüşvet operasyonlarıyla o kadar meşguldük ki haftasonu bölgemizin bir felaketten kurtulduğunu fark etmedik. Hoş, kimse tehlike içinde olduğumuzun da pek farkında değildi zaten.

ABD Başkanı Başkan Obama 2013 Martı'nda İran'a nükleer programını durdurması için bir yıl süre vermişti. Bu süre, İran'ın uranyumu nükleer silah yapabilecek kadar zenginleştirmesi için gerekli süreydi. Konu diplomasiden çıkmış bilim-teknik meselesi olmuştu. Amerika'nın yaza kalmadan İran'ı vuracağından 6 ay önce Washington'da kimse kuşku duymuyordu.

Hafta sonu 5+1'ler İran'la Cenevre'de anlaştı ve birkaç ay farkla cehennemin eşiğinden döndük. Sözü edilen savaş, Suriye'deki çatışmayı amatör işi bırakacaktı. Son model -belki de nükleer- savaş oyuncakları tepemizden uçup yanıbaşımızda patlayacaktı. Bir ihtimal biz de çatışmada olacaktık.

Son anlaşma bize 3 şey öğretti:

1 - İran, gereğinden fazla zenginleştirdiği uranyumu seyrelterek, enerji üretimi için yeterli olan yüzde 5 zenginliğe indirmeyi ya da dışarı göndermeyi kabul etti. Tüm nükleer enerji tesislerini denetime açacak. Nükleer silah yapımında kullanılabilecek mekanizmaları sökecek. Ne demek bu? Fazladan zenginleştirme yaptığını kabul etmek, nükleer silah hedeflediğini itiraf etmek demektir. Çünkü fazladan zenginleştirme silahta başka bir şey için gerekli değil. Bu kez Amerika haklımış. Komşumuz, atom bombası üretmek üzereymiş. Bunu öğrendik.

2 - Amerika, ekonomik ambargoyu sıkılaştırarak İran'da yaşamı çekilmez hale getirmişti. Huzur isteyen İran halkı Ahmedinecat'ı gönderip ılımlı Ruhani'yi iktidara getirdi. Anlaşmayla İran daha çok petrol satabilecek. Dünyaya karşı siyaset üreten bir rejim, "Uluslararası komplo var" gibi milliyetçi söylemle bile ayakta kalamıyormuş. Bunu öğrendik.

3 - Üç yıl önce Türkiye, nükleer krizi İstanbul'da çözmek için kolları sıvamıştı. İran Türkiye'yi yayılmacı politikalar üretmekle suçlayıp İstanbul'u terketti. Çözümün adresi Cenevre oldu. "Büyük devletiz", "Osmanlı bakiyasiyiz" söylemleri Konya'da AKP'yi birinci parti yaparken dünyada Türkiye'yi bir kenara itiyormuş. Bunu öğrendik..

ÖNGÖRÜLERİN İFASI

İran krizini çözüm yoluna sokan Amerika ve Rusya Cenevre-2 konferansında 22 Ocak'ta Suriye krizini çözmek için kolları sıvadı. Amerika Dışişleri Bakanı Kerry ve Rusyalı muadili Lavrov dün Paris'te basının karşısına çıkıp şöyle dedi: "İnsani yardım için Suriye'de ateşkes sağlanması konusunda anlaştık."

Krizdeki rakipler Amerika ve Rusya'nın yan sıra küçük ortaklar Suriye, İran da ateşkese sıcak. Suriyeli muhalifler de bir süredir ateşkesi telafuz ediyor zaten. Kaide yalnız kalacak görünüyor.

Uluslararası ajansların uzlaşmayı anlatan fotoğrafların tamamında Kerry ve Lavrov vardı. Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun da aralarında bulunduğu diğer siyasiler geri planda kalmıştı.Türkiye akan kanın durma ihtimali bakımından sevinecek ama etkinliğinin azalması üzerinde düşünecek. İşte düşündüren 3 not:

* İran krizinde olduğu gibi Suriye'de iç savaşa çözüm için başlatılan 'Suriye'nin Dostları' toplantılar1 2012'de İstanbul'da başlamıştı. Batılıar ve Suriye muhalifleri toplantılara itibar etmişti. Batı basını o dönem "Suriye'de Türkiye Batı'nın taşeronu-subcontractor" diye yazıyordu. Türkiye de sürece Esad yönetimini katmıyordu. 23 Ocak'ta Cenevre2-'ye Esad yönetimi katılıyor.

* Arşive bakarsanız Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin defalarca "Esad'sız çözüm"'den bahsettiğini görürsünüz. Bugün Türkiye'nin desteklediği birçok Suriyeli muhalif "Esad'lı çözüm" diyor. Davutoğlu önceki gün Paris'te muhaliflerin Cenevre-2'ye gitmemeyi tartıştığını söylüyordu. Nihai kararı Paris'te Davutoğlu'ndan değil Kerry'den duyduk: "Muhalifler gelecek." Bunu söylerken Kerry'nin yanında Katar Dışişleri Bakanı vardı.

* Erdoğan 5 Eylül 2012'de "En yakın zamanda Şam'a gidecek, Emevi camisinde namaz kılacağız” iddiasında bulunmuştu. Esad'ın ömrünü haftalarla sınırlayan Davutoğlu'nun öngörüsü, rejimin 2013'ü göremeyeceğiydi. 2014 başı itibariyle Esad'ın en az 1 yıl daha iş başında olacağı kesin.

Sıradaki haber yükleniyor...