Ölümsüz cazibe: Lady Diana

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Halkın Prensesi, Lady Diana, Lady Di, sadece Diana ya da Diana Spencer bundan tam 16 yıl önce; 31 Ağustos 1997’de öldü. Tarihte hiçbir magazin figürü Diana kadar konuşulmadı.

Hakkında hala kitaplar yazılıyor, filmler çekiliyor. Gerçekten İngiliz kraliyet ailesi namus meselesi yüzünden melul gözlü prensesin canına kıydı mı? Ya da teyzelerimizin “Kaynanasıyla (II. Elizabeth) aynı evde oturdu da o yüzden bir türlü mutlu olamadı” yorumu gerçeği yansıtıyor mu?

31 Ağustos 1997’yi iyi hatırlıyorum. Yazıişleri müdürünün “Diana’yı nasıl kullanalım?” sorusuna Yeni Yüzyıl gazetesinin çömez editörü olarak “Abi 1 tam sayfa ayıralım” önerisini getirince dünya başıma yıkılmıştı.


.

Müdür la havle çekip “1. Sayfa dahil 9 sayfa yapacağız” dediğinde prensesin ne kadar önemsendiği kafama dank etmişti. Ertesi gün Türk basınında 12-13 sayfa ayıranlar vardı. Batı basını da bir numaralı gündem yaptı.

Televizyon şov

Diana Spencer’ın dünyada tanınması 1981’de İngiltere Veliaht Prensi Charles’la evlendiği muhteşem düğünün bir tanıtım ustalığıyla medyaya sunulması oldu. Artık kraliyet ailesi üyesi olarak hayatı boyu soyadı kullanmayacak ve Galler Prensesi olarak anılacaktı.

Yarı aristokrat bir aileden geliyordu. İngiliz halkı açıklanamaz şekilde prensesin aristokrat yarısını unutup kendi içinden çıkma yarısını görmekte ısrar etti. Diana, bir gün prensini bulup prenses olma hayalini kuran kızların idolüydü.

O dönemde Türkiye’nin köylerinde bile düğünü anlatan magazin dergilerini okundu. Orta yaşlı kadınların yorumlarını hatırlamak lazım: “Kaynanasıyla oturacak, mutlu olamaz. Pek melul (üzgün ve masum) bakıyor.

Oğlan da sünepe. Ezerler bunu.” Buradaki kaynana İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, oğlan Prens Charles, oturulacak ev de 61 bin metrekarelik Buckingham Sarayı. Genç kızlar ‘Diana saçı’ yaptırıyor, orta yaşlı kadınlar ‘Diana döpiyesi’ giyiyordu.

‘Saçmalıyor’ denen teyzeler haklı çıktı. Daha ilk günden kraliçenin prensesi tam aristokrat olmadığı için hor gördüğü dilden dile gezdi. Charles’ın da evliliklerinin başında karısını aldattığı söyleniyordu.

İngilizler ve dünya halkları melül bakan bu kızcağıza sahip çıkıverdi. “İki oğlan doğurdu (Prens William ve Prens Harry) yine yaranamadı” diyorlardı.Popülerite olarak Kraliçeyi ve Charles’ı açık ara geride bırakıyordu.

Bugün Diana için “Kraliyet ailesinin ‘reklamın kötüsü olmaz’ mantığıyla düzenlediği piar kampanyasının ürünü” diyenler var. Doğru mu bilemeyiz ama Diana olmasaydı aileden geçen 30 yılda bu kadar söz edilmeyeceği kesin.

1996’da Charles’tan boşandı. Ama gündemden düştü mü? Hayır. Sevgilileriyle gündemdeydi. 1997’de öldü. Gündemden düştü mü? Hayır.

Kraliçe ve Charles mı öldürttü?

En yaygın komplo teorisine göre prenses, trafik kazasında birlikte öldüğü Mısırlı zampara (playboy da denir) El Fayed’den hamileydi. Charles gururuna yediremedi.

Kraliçe gizli servise başvurdu ve kaza süsü verildi. Bize, Türkiye’nin doğusu usulü bir töre cinayeti anlatıyorlar. Kraliyet bu kafadaysa, aile meclisinin çıplak fotoğrafları boy boy yayınlanan Diana’nın oğlu Harry’yi infaz etmesi gerekir.

Müslüman mıydı?

Bir de Türkiye’de çok tutulan teori var, sıkı durun: “Prenses Hindistan’a gidince Lahor imamına ‘Müslüman bir erkek beni İslam’a yönlendirmeli’ demiş. Türkiye’ye geldiğinde de zaten Eyüp Sultan’ı ziyaret etmiş.

Charles’ın da gizli Müslüman olduğu bilinmiyor mu ayrıca? Bu yüzden öldürüldü.” Bu teori doğruysa prenses “Bu ara bir erkekten diğerine bol bol zina edeyim. Sonra bi ara din değiştiririp inzivaya çekileyim” diye düşünüyor olmalı.

Hastanede mi öldürdüler?

İngilizler kazayı ne hikmetse anavatanda değil işlerinin daha güç olduğu Fransa gibi yabancı bir ülkede organize ediyorlar. Fransız polisini de ayarlayıp delil yok ettiriyorlar.

Bakıyorlar ki prenses sağ kalmış. Hastanede öldürüyorlar. Ölüm raporu yazan doktorları da, Mahkemeyi ve savcıyı da ayarlıyorlar. Yahu kaza yedi motosikletli paparazzi gazeteci ile Mercedes’in sarhoş şoförü yarışırken oldu.

Öncesinde sonrasında onlarca şahidi var. En garibi şu: Fransız istihbaratı ve CIA öldürdü! Prenses casusluk işine karışmıştı. İngiliz ve Fransız mahkemeleri artık ‘suç duyurularından’ bıktı.

Prensesin ölümünü araştırın diyen başvuruları kağıt üzerinde işlem yapmak zorunda oldukları için kabul ediyorlar. İşte tam o ara komplo teorisyenlerinin etekleri “Flaş, flaş... Yeni Diana soruşturması” diye zil çalıyor.

Özal’ın ölümü gibi mezardan çıkarma operasyonuna girecek bir mahkeme bulunamadı daha. Ve son bomba: Eski bir İngiliz SAS komandosu cinayete dair belgeleri olduğunu söylemiş miş miş...

Bu arada 5 Eylül’de Naomi Watts’ın oynadığı ‘Diana’ filmi gösterime giriyor. Film için iyi promosyon şansı oldu.

Melul baktı o kadar

Prensesin akıllarda kalan tek ilginç sözü yok. Hep sıradan ve standart konuşmuş. Güzel de sayılmaz. Kara mayınlarının temizlenmesi gibi hayır işleri vardı ama kimse hatırlamaz.

Sonuç olarak prensesin melul bakmaktan başka özelliği yoktu. Bu bakışlar o kadar etkiliydi ki halk vuruldu. Oğlu Prens William’ın eşi Kate, bugünlerde pek popüler. Ama kaynanasının yanına bile yaklaşamıyor.

Ve sonuç olarak O’nun hakkındaki 30 kadar kitabı yazanlar, filmlerini çekenler ve haberini yapan biz gazeteciler hala prensesin popüleritesinin ekmeğini yiyoruz...

(01.09.2013 tarihli Posta Karnaval ekinden alınmıştır.)

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder