Paralel niyet

02 Eylül 2015, Çarşamba 05:00
AA

Cemaat şirketlerine baskın haklı mı? Yoksa hükümetin medyayı tamamen bitirme operasyonunun başlangıcı mı? Bu soruların yanıtı için de dosyaya bakmak gerekiyor. Bakalım öyleyse. Polisin Koza-İpek grubunu basmasına dayanak olan iki iddia var.

***

Birinci iddia:

- Koza-İpek Eğitim Yardım ve Sağlık Vakfı’nın banka hesaplarına, 2011 Ağustos ve Eylül’de Ereğli Demir Çelik A.Ş.’den nedensiz yere 122 milyon lira gönderildiği iddia ediliyor. Ortada acayip ötesi bir durum var. Orduya bağlı OYAK’ın kontrolündeki Ereğli Demir Çelik’in cemaat vakfına para göndermesi söz konusu. Savcılık araştırmış. Banka, başka şirkete gönderilen 122 milyonun yanlışlıkla vakfa yönlendirildiği bilgisini vermiş.

Savcılık inanmamış. Şimdi soralım:

Böyle bir iddia soruşturulmalı mı?

Evet, 122 milyon liralık dev transferde nasıl hata olur diye her savcı sorgular. Hatta “2011’de neredeydiniz” denir.

Peki, bununla ilgili baskın normal mi?

Birkaç polisin ilgili banka ve şirketten kayıtları isteyerek kısa sürede kesin ve basit şekilde çözebileceği problem için baskın yapılması tuhaf ama hadi diyelim hukuka uygun bir tercih. Bunun için gazete bürosu basmaya kalkışmak ise asıl niyetin paralel yapıyla mücadele olmadığı izlenimi doğurur. Gazete basmaya kalkışmak bir güç gösterisi ile tüm basını sindirme girişimi olarak görülür. ‘Paralel yapıyla mücadele’ iddiasının samimiyetine de gölge düşürür.

***

İkinci iddia: 

- Savcılık, 2011-2015 arası Koza grubunun Bahreyn, Malta ve Kıbrıs’a 7 miyar 40 milyon dolar (20 milyar 700 milyon lira) gönderdiğini belirlemiş. Parayı kara para sayan savcı şirketlerde örtülü muhasebe kayıtlarını arıyor.

Yine sorumuzu soralım:

Böyle bir iddia soruşturulmalı mı?

Evet soruşturulmalı. Türkiye’de yerleşik bir şirketin yurtdışına 7 milyar dolar aktarması tuhaf bir durum. Girilir hesaplar denetlenir. Hatta yine “2011’den beri neredeydiniz” denir.

Peki bu iddialar baskın gerektirir mi?

2 yıldır istim üzerinde duran cemaat şirketlerinin şüpheli kayıt bırakması akla uygun değil ama diyelim ki bir tespit var ve basıldı. Peki muhasebecide bile bulunması zor bir belge için medya kurumu basmaya kalkışmak, hem de konuyu teröre destek kapsamına almak nedir!

Baskınlarla cemaat medyasını seçim öncesi ibret olsun diye susturup, basının kalanını da sindirmeye çalışmanın emareleri var. Bir partiyi (örneğin AKP’yi), bir futbol kulübünü, bir ideolojiyi, bir ticari şirketi, bir örgütü ya da bir cemaati destekleyen kurumlar mesleki açıdan pek makbul sayılmasalar da yürüttükleri iş yasalar çerçevesinde gazetecilik faaliyetidir.

Hepsi özgür basın kapsamına girer.

Devlet içindeki cemaat yapısına karşı özünde meşru olan mücadele, tüm ülkenin baskı altına alınması için basamak olarak kullanılmaya çalışılıyor.

Tıpkı Çözüm Süreci gibi. Sıkıntı burada.

Sıradaki haber yükleniyor...