2014'te bizi neler bekliyor?

02 Ocak 2014, Perşembe 05:00
AA

Türkiye, ekonomisi, siyasi istikrarı ve demokratikleşme seviyesiyle bölgesinde örnek gösterilen bir ülke. Bu performansını 2014’te de sürdürebilecek mi yoksa kendimizi kaotik bir ortamın için de mi bulacağız? 2013’ün son çeyreğindeki gelişmeler bu yılın gerçekten çok zor geçeceğini gösteriyor.

TBMM yeni anayasa konusunda uzlaşamadı, başkanlık sistemi tartışmaları havada kaldı, çok eleştirilen seçim kanunu ve seçim barajı konularında bir adım atılamadı. Türkiye’nin ekonomi ve dış politikadaki başarısı içeride göstereceği performansla yakından ilgili. Mart ayındaki yerel seçimlerin sonucu cumhurbaşkanlığı seçimini doğrudan etkileyecek nitelikte.

[[HAFTAYA]]

AK Parti özellikle İstanbul ve Ankara’yı bir kez daha kazanmak üzerine bütün hesaplarını yaptı. Ancak İstanbul’u uzun süredir kazanamayan CHP bu kez çok iddialı hazırlanıyor. Mustafa Sarıgül gibi bir ismin yaratacağı etkiyle CHP’nin oylarında ciddi bir artış olacağını tahmin ediyorum. Ancak İstanbul seçiminin sonucunu şimdiden kestirmek imkansız.

Türkiye’nin riskleri

AK Parti bir taraftan bakanların istifasına yol açan yolsuzluk iddialarına yanıt vermeye çalışıyor diğer taraftan da Fethullah Gülen Cemaati ile çok cepheli bir savaşın içinde bulunuyor. Bu savaş daha şimdiden kurumlara, iş dünyasına ve medyaya sıçramış vaziyette. 2014’teki seçimlerin sonuna kadar da çözülebileceğine dair bir işaret yok.

Genel seçimler normal takvime göre 2015 yılında yapılacak. Ancak siyasi tansiyon bu kadar yüksek devam ederse 2014 sonunda erken genel seçim kararı alınması sürpriz olmaz. 2014 başında ekonominin zorlanarak gireceğini biliyorduk. Fakat Amerikan Merkez Bankası FED’in parasal sıkılaşma kararı en çok Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri etkiledi. Türkiye’nin siyasi riskleri ve bölgesel konjonktürden kaynaklanan süreçler bu olumsuz dalganın etkilerini daha kuvvetli hissetmemize neden oluyor. Cari açık yumuşak karnımız. Diğer taraftan yükselen dövizle birlikte ithalat maliyetlerimiz artıyor.

Enerjide dış bağımlılığımız çok yüksek. Faturamız giderek kabarıyor. Yeni yıla büyük bir zam dalgasıyla girdik. Ben vergi oranlarındaki artışı anormal buluyorum özellikle de otomotiv sektörünü hedef alan düzenlemeleri. Döviz kurlarındaki artışa ilave olarak vergilerin artırılması lokomotif niteliğindeki otomotiv sektörünü soluksuz bırakacak. Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar’la konuştum. Ekonomiye büyük katkı sağlayan sektörün yara almasından endişe ettiğini söyledi.

Toyota Genel Müdürü Ali Haydar Bozkurt’un değerlendirmesi de benzer yönde. 2014’te Türkiye’de otomotiv pazarındaki düşüş yüzde 20’leri bulabilir. Bu da ekonomiye can veren birçok sektörün zincirleme olarak kötü etkilenmesi demektir.

Tansiyon yükseliyor

Dış politikada Suriye, Irak, İran, İsrail ve Mısır cephesinde Ankara’yı oldukça sıkıntılı sınavlar bekliyor. ABD ile yeniden gergin bir döneme girildi. Bu hafta ekonomi, uluslararası ilişkiler ve iç politikada hangi gelişmelerin yaşanabileceğini detaylı şekilde yazacağım. Her şeye rağmen bütün okurlarıma sağlıklı, huzurlu ve güzel bir yıl dilerim.
 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.