ABD, Gülen'i verecek mi?

22 Mart 2014, Cumartesi 05:00
AA

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 17 Aralık sürecini, ilk günlerinden beri “darbe” diye nitelendiriyor, Fethullah Gülen’i de hükümeti yıkmayı hedefleyen kişi olarak tanımlıyor. Cemaat-AK Parti ilişkilerinin zayıfladığı bilinen bir gerçekti. Ancak Mavi Marmara tartışması, Oslo süreci, Hakan Fidan’ı yargılama girişimiyle hükümet ve cemaatin yolları ayrıldı. Hükümetin dersaneleri kapatma hamlesiyle birlikte de ipler iyice koptu.

[[HAFTAYA]]

Nitekim Başbakan Erdoğan, Kanal 24’te Mustafa Karaalioğlu ile yaptığı programda bundan böyle cemaatten “örgüt’ olarak bahsedilmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan kaset komplolarının arkasında cemaatin olduğuna da işaret ediyor. Hükümetin temel tezi; emniyet teşkilatı ve yargının, büyük oranda cemaatin kontrolüne geçtiği, bu yolla “paralel devlet” oluşturulduğu yönünde.

CHP ve MHP bu argümanlara kategorik olarak karşı çıkıyor. Kürt siyasi hareketi ise büyük kavgada Erdoğan’ın yanında. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş 17 Aralık sürecini darbe girişimi olarak gördüklerini açıklamıştı. Nevruz mesajı yayınlayan PKK’nın cezaevindeki lideri Abdullah Öcalan da satır arasında bu görüşte olduğunu ve “barış yürüyüşünde” Erdoğan ile birlikte hareket etmek istediğini hissettirdi.

Mesafeli duruyorlar

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Barack Obama ile geçtiğimiz haftalarda yaptığı telefon görüşmesinde Fethullah Gülen konusu gündeme gelmişti. Türkiye’de yaşanan karışıklıkların sorumlusu olarak Gülen’i gören Başbakan, Obama yönetiminden bu konuda adım atmasını bekliyor. Basına yansıyan haberlerde Obama’nın mesajı aldığı ve bazı girişimlerde bulunacağı izlenimi oluştu. ABD Ankara Büyükelçisi Francis J. Ricciardone ile dün bu konuyu konuştum ve “Washington yönetimi hangi adımları atabilir?” diye sordum.

Büyükelçi Ricciardone, Gülen’in ancak Amerikan yasalarını ihlal eden bir eylemde bulunması halinde işlem yapılabileceğini söyledi. Cemaat-AK Parti arasındaki meselenin Türkiye’nin iç sorunu olduğunu ve bu konuya kesinlikle mesafeli durduklarını anlattı. Ricciardone’nin ifadelerinden, Amerikan yönetiminin bu konuda adım atmaya isteksiz olduğu izlenimini edindim. Türkiye, Amerika’ya “Biz DHKPC gibi örgütlere karşı nasıl size destek veriyorsak aynısını cemaat konusunda bekleriz” mesajını iletti. Ancak ABD olaylar arasında bu benzerliği kurmuyor. Nitekim “Hükümetin bu kadar eleştirdiği cemaat faaliyetlerinin Pensilvanya’dan yönetilmesi sizin için bir sorun teşkil etmiyor mu?” şeklindeki soruma Ricciardone “Amerika hukuk devleti ve özgür bir ülke” yanıtını verdi.

***

Başbakan Erdoğan’ın yarınki İstanbul mitingi, seçim öncesinde önemli virajlardan biri olarak kabul ediliyor. AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu ile, yarın sabah 10.00’dan itibaren hazırlıkları ve mitingi konuşacağız.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.