Dış Ekonomik ilişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye’nin uluslararası düzeyde ticari diplomasisini yürüten çok önemli bir kurum. İş dünyasının çok deneyimli bir ismi olan Nail Olpak’ın başkanlığını yaptığı DEİK’te ülkeler düzeyinde iş konseyleri bulunuyor. Bu konseyler yoğun şekilde çalışıp Türkiye’nin ekonomik ilişkilerini geliştirmeye gayret ediyor. Murat Özyeğin’in başkanı olduğu Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) oldukça köklü ve güçlü bir yapıya sahip.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve bakanlar, Amerika Birleşik Devletleri’nin New York şehrinde gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çerçevesinde yoğun bir diplomasi trafiği yürütürken DEİK-TAİK de ticari bağların kuvvetlendirilmesi için bir dizi kritik etkinliğe imza attı. Hazırlığı aylar öncesinden başlayan etkinlikler, konferanslar ve buluşmalarda ABD’nin önde gelen şirketleri ve iş insanları Türk heyetiyle bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bakanların katıldığı faaliyetlerin kusursuzca yürütülmesinde DEİK ve TAİK’in büyük katkısı oldu.

New York’tan ayrılmadan önce Manhattan’daki Mastercard Teknoloji Merkezi’nde Nail Olpak ve Murat Özyeğin ile bir araya geldik. Toplantılardan akıllarında kalanları, şirketlerin hangi konuları gündeme getirdiğini ve Türkiye açısından nerede fırsat gördüklerini konuştuk.
Türkevi’ndeki yuvarlak masada Boeing, Ford, FedEx, GE Aerospace, Amazon, Citigroup ve Mastercard’ın da aralarında bulunduğu şirketlerin temsilcileri vardı. Olpak ve Özyeğin’in anlatımına göre Cumhurbaşkanı Erdoğan şirket yöneticilerini tek tek dinledi, not aldı. Böyle toplantıların değeri de burada: Yatırımcı neyi olumlu görüyor, nerede tereddüt ediyor, doğrudan duyuluyor.
FORD’UN ENDİŞESİ
Görüşmemizde en çok üzerinde durulan başlıklardan biri Avrupa Birliği’nin ‘Made in Europe’ yaklaşımıydı. Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick’in ve Ali Koç’un, bu yaklaşımın Türkiye’deki üretime etkileri konusunda kaygılarını dile getirdiğini anlattılar.
Mesele yalnızca Ford’un yatırımlarıyla sınırlı değil. Türkiye, Avrupa sanayisiyle yıllardır iç içe üretim yapıyor. Türkiye’de üretilen bir aracın veya parçanın Avrupa değer zincirinin dışında görülmesi, hem Türkiye’deki fabrikaları hem de Avrupalı ortaklarını etkiler.
FedEx’in değerlendirmeleri de dikkat çekiciydi. Şirketin CEO’su Raj Subramaniam, İstanbul Havalimanı’nın kapasitesine ve Türk Hava Yolları’nın (THY) ulaştığı ağa işaret ederek Türkiye’nin FedEx’in küresel operasyonları için önemini anlattı.
Havacılık masanın diğer güçlü başlığıydı. THY Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker küresel düzeyde büyük başarı gösteren şirketimiz adına tarihî anlara tanıklık etti. Türk Hava Yolları’nın Boeing’le 100 uçak ve 50 ilave uçak seçeneğini içeren dar gövdeli uçak anlaşmasıyla bayrak taşıyıcımız kısa ve orta menzilli uçuş ağını güçlendirecek. GE Aerospace’in Türkiye’deki ortaklıkları da konuşuldu. Geçen hafta İstanbul’da şirket yöneticileriyle yaptığım görüşmede de Türkiye’ye ilişkin olumlu bir yaklaşım görmüştüm.
Nail Olpak’ın özellikle vurguladığı konu, Türk ve Amerikan şirketlerinin üçüncü ülkelerde birlikte çalışmasıydı. Afrika bunun en somut örneklerinden biri.
Olpak’ın önerisi, Amerikan finansman kuruluşları ve şirketleriyle Türk şirketlerini aynı projelerde buluşturmak. Türkiye’nin ihracatta zorlandığı bir dönemde yeni pazarlara ulaşması için bu tür ortaklıklar önemli olabilir.
New York’ta TAİK Başkanı Murat Özyeğin’in sözlerinden edindiğim izlenim çok olumlu oldu. Özyeğin, Türkiye’ye artan düzeyde bir ilgi olduğunu, şirket temsilcilerinin Türkiye ile daha fazla işbirliğine istekli, olası yatırımlara da ilgili olduklarının altını çizdi.
