Ankara’daki kriz istifa getirebilir

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde yeni bir başlangıç olarak planlanan son ziyarette yaşananlar ciddi sarsıntı yaratmaya devam ediyor. Konuyu kısaca hatırlatayım: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son dönemde Avrupa ile ilişkilerin geliştirilmesi hakkında üst üste olumlu açıklamalar yapıyor.

Tam da böyle bir dönemde Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel ile AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetiyle Ankara’ya geldi.

Görüşmeler gayet yapıcı geçti. Ancak Avrupalı konukların oturma düzeniyle ilgili görüntülere yansıyan karışıklık bir anda her şeyin önüne geçti. Michel ve Erdoğan yan yana sandalyelerde görüntülenirken, Leyen’in Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile karşılıklı oturduğu kareler yansıdı uluslararası ajanslara.

Avrupa’daki çevreler bu duruma Türkiye’nin tercihinin neden olduğu, kasıtlı bir uygulamayla Leyen’in aşağılandığı şeklinde değerlendirdiler. İlk 24 saat Türkiye hakkında çok sert yorumlar yapıldı. Leyen’in kadın olduğu için bu muameleye maruz kaldığı iddia edildi.

DRAGHI’NİN BERBAT ÇIKIŞI

Bu rüzgâra kapılan İtalyan Başbakanı Mario Draghi, Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında suçlayıcı sözler sarf etti ve “Diktatör” ifadesini kullandı. Olay biraz soğuduktan sonra konunun farklı yönleri ortaya çıkmaya başladı.

Protokol skandalı gibi lanse edilen görüntünün AB kurumları arasındaki çekişmeden kaynaklandığı, Michel ile Leyen’in yakın geçmişte de birçok defa karşı karşıya geldiği anlaşıldı. AB’de belli grupların çekişme içinde olduğu biliniyordu ancak bu kadar üst düzeyde bir çatışma ilk kez milyonlarca kişinin gözleri önünde yaşanmış oldu.

Leyen’in bir süre ayakta kalması ve salonun farklı bir noktasındaki geniş kanepede oturması nedeniyle Michel suçlanıyor. Duyarsız, dikkatsiz ve sorumsuz davrandığı ifade ediliyor. Der Spiegel dâhil ciddi yayın organları olayda Türkiye’nin kusuru olmadığını, meselenin Avrupalıların rekabetinden kaynaklandığını yazdı. Baskılar yoğunlaşırsa kriz Charles Michel’in istifasına kadar gidebilir.

Meselenin bununla da sınırlı olmadığının, AB’nin önemli kurumları arasında Almanlar ile Frankofonlar arasında ciddi bir rekabet olduğunun da altını çizmek gerek. Hâl böyleyken İtalya Başbakanı Draghi’nin konuyu anlamadan ettiği çirkin sözlerden nasıl döneceğini merak ediyorum. Berbat bir tutum içine girdi. Bir devlet adamına yakışmayan bir tavır aldı. Erdoğan’ı bizzat arayarak özür dilemeli veya bu durumu düzeltecek adımlar atmalı.

Olayın Türkiye tarafında dikkatimi çeken hususları da var. Keşke bizim deneyimli protokolcülerimiz konuya biraz daha müdahil olup Leyen’i Cumhurbaşkanı Erdoğan’a daha yakın bir yere oturtabilselerdi. Hadise Türkiye’de değil de örneğin İsveç’te yaşansaydı bu kadar büyütülmezdi. Türkiye’nin insan hakları ve kadının statüsü konusunda oldukça bozuk bir imajı var.

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılma kararından sonra bu konudaki farkındalık da arttı. Bu olumsuz imajı değiştirmek için çok çalışmalıyız.

Yazarlarımızdan

08 Mayıs 2021, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder