Avrasya’da büyük hamle

05 Nisan 2018, Perşembe 05:00
AA
Türkiye’de bir nükleer santral kurma fikri son 50 yıl boyunca sürekli gündemdeydi. Hatta neredeyse her hükümetin programında hedef olarak yer aldı. Ancak bu fikir şimdiye kadar gerçekleştirilemedi.

Nükleer santral kurmak son derece güç bir iş. Çok ciddi mali kaynak gerekiyor. Teknoloji, bilgi birikimi ve yüksek standartlara sahip bir mühendislik düzeyi şart. Ayrıca atık meselesi, olası kazalara karşı önlemler ve yer seçimi sıkıntılı başlıklar.

Dünyada son dönemde nükleer santrallere karşı güçlü bir hava olması ve bazı ülkelerin bu işten çekilme kararları da kamuoyunda tereddütleri canlı tutan faktörler olmuştu. Çernobil ve Fukuşima gibi kazalardan sonra ortaya çıkan tablo, kaygıları iyice körüklemişti.



Türkiye işte böyle bir ortamda farklı parametreleri değerlendirip “yola devam” kararı aldı. Şimdiye kadar hiçbir hükümetin nihai adımı atamadığı nükleer santral yapımı AK Parti iktidarı tarafından gerçekleştiriliyor. Bu kararlılıkta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın birinci derecede rolü var. Daha önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yapan Taner Yıldız, bu amaçla yıllarca hazırlık çalışmaları yürütmüştü. Şimdiki Enerji Bakanı Berat Albayrak döneminde iyice hızlanan süreç final aşamasına geldi.



Nükleerde Rusya’nın seçilmesiyle Ankara ve Moskova stratejik açıdan daha da yakınlaşıyor. Nükleer santralin finansmanı ve teknolojisi bütünüyle Rusya tarafından sağlanacak.

Türkiye Rusya’nın teknolojisini güvenilir ve yeni buluyor. Avrasya coğrafyasının iki büyük ülkesinin bu hamlesi Batı başkentlerinde yakından izleniyor.

Türkiye’nin kullandığı doğalgazın da ağırlıklı kısmını Rusya’dan temin etmesi ve nihayetinde S-400 füzelerinin de aynı ülkeden satın alınacak olması küresel dengeler bakımından da dikkat çekici.

Liderler açısından da özel bir ilişki var. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Vladimir Putin dünyada en sık bir araya gelen ya da telefon diplomasisi yürüten devlet başkanları durumunda.



Nükleer santral, S-400, doğalgaz, turizm ve ticaretin diğer alanlarındaki yakınlaşma Türkiye ve Rusya’nın eşzamanlı olarak Batı’dan dışlanmaya çalışıldığı bir döneme rastlıyor.

Amerika ve Avrupa Birliği’nin bu gelişmeleri nasıl okuduğunu ve resme nereden dâhil olacaklarının ilk işaretini yakında görürüz.



Putin’in 2 günlük Ankara ziyaretindeki ilginç bir detay da Ekümenik İstanbul Rum Patriği Bartholomeos ile yaptığı telefon görüşmesi oldu. Tarihsel süreçte Ortodoks dünyasının iki büyük merkezi olan İstanbul ve Moskova arasında hep bir rekabet söz konusu olmuştur.

Putin’in geleneksel olarak Batı ile güçlü bağları bulunan Patrik Bartholomeos’u arayarak görüşmesi ve İstanbul Kilisesi’nin sık sık önemine atıfta bulunması Rusya’nın bu düzeyde de destek arayışı olarak yorumlanabilir.

Sıradaki haber yükleniyor...