Baykar’ın İstanbul’daki imalat ve yönetim merkezi artık yalnızca bir üretim tesisi değil. Tam anlamıyla bir teknoloji üssü. Yıllar önce Selçuk Bayraktar ile röportaj yapmak için Hadımköy’deki o merkeze gittiğimde, Akıncı henüz uçuşa hazır hâle getirilmeye çalışılıyordu. Atölyelerde yoğun bir emek, mühendislerin gözlerinde ise inatçı bir kararlılık vardı. Aradan geçen sürede Baykar’ın aldığı mesafe, Türkiye savunma sanayii tarihinin en dikkat çekici sıçramalarından biri oldu. İnsansız savaş uçağı Kızılelma geliştirildi. TB3 ile deniz platformlarına iniş-kalkış kabiliyeti kazanıldı. Uluslararası büyüme stratejisi çerçevesinde İtalya’nın köklü uçak üreticisi Piaggio satın alındı. Avrupa savunma devlerinden Leonardo ile kapsamlı iş birlikleri gündeme geldi. Bugün Baykar, yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli insansız hava aracı üreticilerinden biri. Bayraktar TB2 başta olmak üzere sistemleri, savunma literatüründe ‘combat proven’ yani sahada kendini kanıtlamış platformlar olarak anılıyor. Ukrayna’dan Libya’ya, Suriye’den Karabağ’a kadar birçok sıcak bölgede dengeleri değiştiren bir etki yarattılar. Türkiye’de ise terörle mücadelede paradigma değişti.
İHA ve SİHA’lar sadece taktik üstünlük değil, stratejik sonuç üreten araçlara dönüştü. Bütün bu başarıların temellerini atan Baykar’ın kurucusu Özdemir Bayraktar’ın ilham veren hayat hikâyesi, “Özdemir Bayraktar: Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti” belgeseliyle ekrana taşındı. Belgeselin tanıtımı ve ilk gösterimi için Belgeselin ilk gösteriminin dikkat çekici bir yönü daha vardı. Etkinliklerde pek bir araya gelemeyen farklı düşünce ve görüşlerden medya mensuplarını ilk kez bu kadar çeşitlilik içinde bir arada gördüm. Savunma, Türkiye’de yerlilik ve millilik vurgusunun en fazla yapıldığı sektörlerden biri. Baykar, farklı kesimleri bu önemli gösterime davet ederek bu yaklaşıma anlam kazandırdı.
TÜRKİYE AYNI SALONDA BULUŞTU
Selçuk Bayraktar, yıllar önce Hadımköy’deki görüşmemizde, yönelimi, görüşü ve tercihleri ne olursa olsun çalışma arkadaşlarında bilgi, çalışkanlık ve liyakati esas aldıklarını anlatmıştı. Bu ifadesini, yönettikleri şirketin ötesinde insani ve toplumsal yaklaşımlarına da yansıttıklarını gördüm. Belgeselde konuşan ve yorumlarını duyduğumuz isimler arasında Ergenekon, Balyoz mağduru isimler de vardı. Emekli generaller Ahmet Yavuz ile Ergin Saygun, emekli Albay Mustafa Köseoğlu bizzat gösterime gelenler arasındaydı. Selçuk Bayraktar ve eşi Sümeyye Erdoğan Bayraktar, konukları kapıda karşıladı ve program sonunda tek tek kapıdan uğurladı. Haluk Bayraktar da güzel bir konuşma yaptı ve misafirleriyle yakından ilgilendi. Belgesel projesi, üç yıl süren titiz bir çalışmanın ardından tamamlanmış. İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’da gerçekleştirilen çekimlerde, geniş içerikli bir arşiv taraması yapılarak Özdemir Bayraktar’ın daha önce hiç yayınlanmamış görüntüleri yer alıyor. Belgeselde, Bayraktar Ailesi’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki askerî üslerde askerlerle yürüttükleri zorlu SİHA çalışmaları farklı yönleriyle detaylı bir şekilde aktarılıyor. Yapım, küresel izleyici kitlesi için İngilizce, Arapça, Rusça ve Ukraynaca altyazı desteğiyle sunuluyor.

Baykar’ın İstanbul’daki merkezinde bir davet gerçekleştirildi. Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar’ın davetiyle ben de ilk gösterimde belgeseli izleme fırsatı buldum. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, İstanbul Valisi Davut Gül, Sanayi ve Teknoloji eski Bakanı Mustafa Varank da oradaydı. 500’ü aşkın davetli arasında, TRT Genel Müdürü Zahit Sobacı, AA Genel Müdürü Serdar Karagöz, Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, THY Genel Müdür Yardımcısı Murat Şeker, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demircioğlu, Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay görebildiğim isimler arasındaydı.
TÜRKİYE AYNI SALONDA BULUŞTU
Belgeselin ilk gösteriminin dikkat çekici bir yönü daha vardı. Etkinliklerde pek bir araya gelemeyen farklı düşünce ve görüşlerden medya mensuplarını ilk kez bu kadar çeşitlilik içinde bir arada gördüm. Savunma, Türkiye’de yerlilik ve millilik vurgusunun en fazla yapıldığı sektörlerden biri. Baykar, farklı kesimleri bu önemli gösterime davet ederek bu yaklaşıma anlam kazandırdı.
KESİLEN BIYIK VE O ŞARKI
Zorlu görev bölgelerine gitmesine izin verilmeyen Özdemir Bayraktar, askerî kurallar nedeniyle engel olarak görülen bıyığını hiç tereddüt etmeden keserek, “Artık bıyığım yok, beni de gönderebilirsin” sözleriyle mücadelesinden geri adım atmadığını ortaya koyuyor. Bu detay, filmin en etkileyici sahnelerinden biriydi. Selçuk Bayraktar’ın Cem Karaca’nın unutulmaz ‘Sevda Kuşun Kanadında’ şarkısına atıfta bulunduğu bölüm de öyle. Selçuk Bayraktar, babasını anlatırken Cem Karaca’nın ‘Sevda Kuşun Kanadında’ şarkısını hatırladığını söyledi. “Sanki kapıdan çıkmış da birazdan içeri girecekmiş gibi hissediyorum” dedi. Hayli detaylı ve sürükleyici belgeseli gözlerim dolarak izledim. Bir hayalin, bir inancın ve vazgeçmeyen bir iradenin İHA-SİHA alanında nasıl küresel başarıya dönüştüğünü anlatan çok çarpıcı bir yapım. Merhum Bayraktar’ın hayatından önemli tanıklıklar ve ilk kez gün yüzüne çıkan arşiv görüntüleriyle hazırlanan belgesel, Baykar’ın YouTube kanalı ve D-Smart başta olmak üzere çeşitli dijital platformlarda yayına girdi. Proje kapsamında hazırlanan kitap çalışması da belgeselle eş zamanlı olarak yayınlandı.
